Xoybûn’un diplomasisi

Dizi Haberleri —

22 Temmuz 2020 Çarşamba - 07:43

 

  • “Xoybûn’un modern bir örgüt olduğunu kanıtlayan önemli noktalardan biri, Xoybûn’un kağıda ve kaleme verdiği önemdir. Siyasal mücadele alanında İngilizce, Fransızca, Türkçe, Arapça ve Kürtçe olarak değişik dillerde bazı yayın etkinliklerinde bununan Xoybûn, bu çalışmalarını yalnız Suriye’de değil; özellikle Fransa, Amerika ve Mısır gibi ülkelerde yürütür. Xoybûn bu yönüyle, dış dünyaya seslenmesini bilen Kürt örgütlerinin belki de en önemlisidir.”

 

Toplumsal gelişme yasalarının tabii sonucu olarak önce yurtseverlik bağlamında kendisini gösteren milliyetçilik hareketlerinin öncüleri hep burjuvazi ve küçük burjuva aydınlar olmuş. Nitekim, Osmanlı döneminde özellikle XIX. yüzyılda kendisini gösteren Kürt milliyetçiliği hareketinin öncüleri de bu kategoriye giren Kürt aydınları olmuştu. Nitekim, 1876’da kurulan I. Meşrutiyet Meclisi’ni kısa süre sonra kapatan II. Abdülhamid’in despotik rejimine karşı ülke dışında ve içinde mücadele eden aydın kadrolar arasında birçok Kürt aydını da bulunuyordu. Zaten, ülke dışında kurulup örgütlenen ve Abdülhamid yönetimini 1908’de yıkıp II. Meşrutiyet Devrimi’ni gerçekleştirecek olan İttihad ve Terakki Cemiyetleri’nin 5 kurucu üyesinden 2’si Kürt’tü: Dr. Abdullah Cevdet ve Dr. İshak Sükuti.

Bunlar, ülke dışındaki faaliyetlerinde diğer Osmanlı aydınlarıyla birlikte hareket ediyorlardı. Nitekim, 1898’de Kahire’de yayına başlayan ilk Kürt gazetesi “Kurdistan”ı, Mikdat Midhat Bedirxan’dan sonra yayınlamaya devam eden  Abdurrahman Bedirxan, 1897’de Cenevre’de muhalif “Osmanlı” dergisini yayımlamaya başlayan İttihad ve Terakki’nin bu iki kurucusuyla sıkı bir ilişki içerisindedir.

Abdülhamid’e dilekçe

Hatta, Abdurrahman Bedirxan, kardeşi Emin Ali Bey ile diğer yakınlarının tehdit edilmesi karşısında, aynı gazetenin 7. Sayısında Abdülhamid’e hitaben “Sultan İkinci Abdülhamid Han Hazretlerine Dilekçemdir” başlığıyla şu dilekçeyi yayımlayacaktır:

“Padişahım, siz Padişahlarının zatını daima kandırıp yanıltmaya çalışmak isteyen Ebülhüda gibi bir zâlimin zulüm ve sapkınlığının oyuncağı olmaktan ve bu duruma tahammül edememekten dolayı İstanbul’u terkedip eski barınakları ve asıl vatanları olan Kürdistan’a gitmek isteyen beş kardeşimi katiller gibi toplayıp Taşkışla’da hapsettiğiniz ve işkence altında bulundurduğunuzu, yabancı basın ve siyasi çevreler gibi güvenilir kaynaklardan öğrendim. Kardeşlerimin bu şekilde işkence altında bulundurulmaları, eğer beni İstanbul’a getirmek ve düşüncelerimden, kararlılığımdan vazgeçirmek amacına yönelik ise, Tanrı’ya and içerim ki bu önlem, kararlılığımı ve direncimi güçlendirmekten başka bir şeye hizmet etmez. Çünkü, aslana darbeler indikçe, pençesi şiddetlenir...” ( Bkz. Abdullah Kıran: Kürdistan Gazetesi ve 1902 Jön Türk Kongresi; Tarih ve Toplum, Sayı:221/ 2002).

Zaten, “Kürdistan”ın ilk 5 sayısı Kahire’de; 6-19.  Cenevre’de; 20-24. Kahire’de; 25.sayı  Londra’da; 26-29 Folkstone’da; 30-31 sayılar Cenevre’de yayımlanıyor.

Jön Türkler’in 1902’de Paris’te yapılan kongresine, diğer kimi Kürt aydınların yanısıra, Kürdistan gazetesinin sahibi Abdurrahman Bedirxan ve Hikmet Baban gibi Bedirxan ve Baban mîr ailelerinin çocukları delege olarak katılıyorlar. Zaten, II. Meşrutiyet Devrimi’ne kadar her halktan muhalif aydınlar birlikte hareket ediyorlardı. Keza, İttihad Terakki’nin kurucularından olan Dr. Abdullah Cevdet, Kürdistan gazetesinde “Bir Kürt” imzasıyla yazılar da yayımlıyor. Hatta, Abdurrahman Bedirxan’a hitaben yazdığı bir yazıda şöyle diyordu: “Size itirazla diyebilirler ki… (okuryazarları binde bir oranında olan bir kavmin dilinde gazete yayımlamaktan ne çıkar?) Bu itirazda bulunanlar bir milletin uyanışının hızlanmasının bazen bir kişiye borçlu olduğunu bilmezler. Özellikle içlerinden Fuzûli gibi şair, Selahaddin Eyyubi gibi asker yetişen Kürt kavmi neden aydın düşünceli sayıca küçük bir grubun  kültür ve bilimiyle aydınlanmasın. (...) Halka doğuştan sahip olduğu hakları ve siyasal haklarını öğretmek sizin gibi seçkin insanların vicdani görevidir. Belki bu kalem güreşi uzar ve ömrümüz yetmez; fakat emin olun iki gözüm Abdurrahman Bey, bilmenin doğal verimliliği insan beyninin belirgin verimliliklerindendir... Şimdiye kadar egemenlik zorun ve karanlığın idi, bundan sonra adalet ve aydınlığındır.” (Bkz. Kürdistan, Sayı:17/ 1899)

Dr. Abdullah Cevdet’in, 1909’da kendisinin yönettiği İctihad Kütüphanesi yayınları arasında “Bir Hutbe/ Hemşehrilerime” adıyla yayımladığı broşür, adeta Kürt hemşehrilerine çağrı niteliğinde bir açık muhtıra–mektuptur. Burada ve İstanbul’da yayına başlayan “Roji Kurd” gibi Kürt dergilerinde; Meşrutiyet Devrimi’nin ruhuna uygun olarak sürekli  halkların eşitliğinden ve Türkler’le Kürtler’in kardeşliğinden söz ediyordu. Ömrünün birçok devresini sürgünlerde geçirmek zorunda kalan Kürt aydını Dr. Abdullah Cevdet’in telif ve tercüme olarak 100’e yakın eseri bulunuyor. (Tıp alanındakiler dışında bu eserlerin bir dökümü ve politik çalışmaları konusunda bkz. Dr. M. Şükrü Hanioğlu: Bir Siyasal Düşünür Olarak Doktor Abdullah Cevdet ve Dönemi, İst. 1981 ve Malmîsanij: Yüzyılımızın Başlarında Kürt Milliyetçiliği ve Dr. Abdullah Cevdet, İsveç, 1984).

Kürt diplomasisinde bir dönemeç: Xoybûn

Gerek 1898’de yayımlanan “Kürdistan” gazetesinden, gerekse  1900’de kurulan “Kürd Azm-i Kavi Cemiyeti”nden başlayarak tüm Kürt örgütlenmelerinde ve basın-yayın faaliyetlerinde Bedirxanlar’ın özge bir yeri vardır. Bu faaliyetler, ağırlıkla “diaspora” diyebileceğimiz ülkelerde başlamış, II. Meşrutiyet’ten sonra özellikle başkent İstanbul’da yoğunlaşmış; Cumhuriyet’le gelen “red, inkâr ve imha” politikalarından sonra yeniden Batılı ülkelere ve Türkiye sınırları dışında kalan Kürt memleketlerine taşmış ve buralarda devam etmiştir.

Bu süreçte, 20 dolayında demokratik örgüt kurulmuş ve çoğunluğu bu örgütlerin yayın organı niteliğinde 15 dolayında dergi ve gazete yayımlanmıştır. Genellikle, Kürtçe söyleyişiyle “Azadiya Kurd Cemiyeti”, Türkçesiyle “Kürt Azadi Cemiyeti”, Osmanlıcasıyla “Kürt İstiklâl ve İstihlâs Cemiyeti” olarak adlandırılan “Azadi” ve bir adı da “Kürdistan Muhtariyet Cemiyeti” olup, en yaygın örgütlenme olarak bilinen Kürdistan Teâli Cemiyeti ile Kürdistan Teşkilat-ı İctimaiye Cemiyeti; 1927’de resmen kurulan XOYBÛN Örgütü’nün omurgasını oluşturur.

Salt Kürdistan Teali Cemiyeti’nin bugüne kadar belirleyebildiğimiz 80 dolayında aktif üyesinin yüzde 90’ının Avrupa ve İstanbul’da yüksek eğitim görmüş aydın ve bürokratlardan oluştuğunu söylersek, herhalde girişteki belirlememiz daha iyi anlaşılacaktır. Diğer üyelerin tümü de tanınmış aşiret ve ailelerin liderleridir.

Öyle ki, 1918’den başlayarak Selâmet-i Osmaniye Fırkası ve iktidar alternatifi Hürriyet ve İtilaf Fırkası, İttihad ve Terakki Fırkası feshedildikten sonra; Kürdistan Teâli Cemiyeti gibi yaygın Kürt örgütlerini yanlarına çekmek için proğramlarını yeniliyor ve “Kürdistan’a muhtariyet” bağlamında bu örgütle anlaşma yapıyordu. Anlaşma; Parti adına Balıkesir Mebusu Vasfi, Konya Mebusu Zeynel Abidin ve Mustafa Sabri; Kürt Cemiyeti adına Başkan Seyid Abdülkadir, üye Said-i Kürdi ve Mehmed Ali Bedirxan tarafından imza altına alınıyordu. (Bkz. M. Bayrak: Kürtler ve Ulusal- Demokratik Mücadeleleri; s. 94-95).

1919’dan başlayarak Kemalistler, ittihatçı mirası reddeder görünerek Kürtler’i yanına çekmeye çalışsa da, 1921 Koçgiri Katliamı ile ciddi bir kırılma yaşanmıştır. !921 Anayasası’nda öngörülen “Mahalli idareler”, buna dayanılarak 1922’de Meclis’te kabul edilen yasa, 1923’teki söylemler bir oyalamadan ileri gitmemiş ve 1925 Kürt isyanı ciddi bir kırılmaya yol açmıştır. 1926’da diasporadaki Kürt Cemiyeti’nin, 1925 Kürt İhtilâli’nin nedenleri ve “Kürt Milli Talepleri” konusunda Başvekil İsmet Paşa’nın şahsında hükümete gönderdiği ünlü muhtıra- mektup; sonraki diplomatik mücadelenin temel taşlarından biridir.

 

Detroit şehrindeki Xoybûn

Bu noktadan sonra Kürt ulusal güçleri, mücadelesini XOYBÛN öncülüğünde, ağırlıkla Suriye’den, İran’dan ve Avrupa’dan yürütecektir. (Bu alandaki bazı çalışmalar için bkz. Doç. Dr. Ünsal Yavuz: Fransız Belgelerinde Jön- Kürtler, Tempo der. 9-16 Temmuz 1989; Dr. Oğuz Aytepe: Hoybun Cemiyeti’nin Amerika Faaliyetleri,  Tarih ve Toplum, Ağustos- 1998; Sara Zandi Karimi: İran ve Hoybun Hareketi/ Paris ve Bağdat Görüşmeleri, Kürt Tarihi, 7/ 2013; Ahmet Kardam: The Times Gazetesinde Bedirhanlar, Kürt Tarihi, Haziran- 2014; Prof. Dr. Kemal Mezher Ehmed: Sovyet û Komeleya Xoybûnê; Kürt Tarihi, Temmuz- 2019).

Gerek Ünsal Yavuz’un Fransız belgelerinden, gerekse Oğuz Aytepe’nin –bizim bir türlü ulaşamadığımız- Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivi’nden yararlanarak kaleme aldıkları yazılarda; Xoybûn’un gerek Avrupa gerekse Amerika’daki faaliyetleri konusunda bir hayli bilgi var. Dr. O. Aytepe’nin anılan yazısıyla, “Yeni Belgelerin Işığında Hoybun Cemiyeti” (Toplumsal Tarih, Ekim- 1998) konulu yazısındaki kimi yanlış ya da eksiklikler ise Rohat Alakom tarafından tamamlanıyor: Hoybun Cemiyeti Üzerine Notlar/ 1927 Tarihli Hoybun- Taşnak Anlaşması (Toplumsal Tarih, Kasım- 1998).

Aytepe, bu gizli belgelerden yola çıkarak, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra sayıları sekiz bine ulaşan bir Kürt kolonisinin Amerika’ya göçerek Michigan Detroit, Indiana Whiting, Gary ve Philedelphi’ya yerleştiklerini bildiriyor ki; bu, Sabiha Zekeriya Sertel’in “Roman Gibi” anılarında verdiği bilgilerle çakışıyor. Sertel, 1919’da Amerika’da bulunduğu sırada kurulmuş bir “Kürdistan Mezarlığı”ndan söz ediyor. Aytepe yazısında; Süreyya Bedirxan’ın Dr. Necib Mustafa Bekir Bey ile birlikte 1929’da Detroit şehrinde kurdukları Xoybûn Cemiyeti hakkında da bilgi veriyor ancak “Xoybûn’un Amerika’daki Kürdlere Beyannâmesi”nden söz etmiyor. (Bu Beyannâme’nin Osmanlıca tıpkıbasımı için bkz. Dr. A. T. Şerif: El- Cemiyât ve’n- Nizamât ve’l- Ahzab el- Kurdiyye, Bağdat- 1989, s.327-329).

 

Sona giderken...

1909’da Dr. Lütfi tarafından, geliri Kürd Azm-i Kavi Cemiyeti’ne bağışlanarak Dr. Abdullah Cevdet’e ait İctihad Matbaası’nda basılan “Emir Bedirxan” kitabından başlayarak; İngiliz Bnb. Noel’in “Kürdistan- 1919” adlı anlılar kitabında yer alan “The Badirkhan Family” bölümüne, ondan araştırmacı Malmîsanij’ın “Cizira Botanlı Bedirhaniler” ( Apec yay. 1994) çalışmasına; ondan Rohat Alakom’un “Hoybun Örgütü ve Ağrı Ayaklanması” ( Avesta yay. İst. 1998) konulu çalışmasına kadar Bedirxanları anlatan birçok araştırma, anı ve inceleme yazısı bulunduğunu biliyoruz. Öte yandan, Bedirxanlar’ın XOYBÛN ve Kürt aydınlanmasıyla özdeşleştiğini de. ( Tabii, sanki her Kürt Müslüman olmak zorundaymış gibi Barzaniler’i “Yahudi” yani Musevi; Bedirxanlar’ı düzmece gerekçelerle Kürtlük’ten çıkarmaya çalışan “Tarih ve Düşünce” dergisini ciddiye almazsak... Bkz. Yrd. Doç. Dr: Dündar Alikılıç: Kürtçülük Hareketini Başlatanlar Kürt Değildi!; Agd. Sayı: 65/ 2006).

İşte, sözü uzatmamak için önce, yıllarca Prof. Dr. Kamuran Bedirxan’la birlikte çalışmış Fransız Kürdolog Prof. Dr. Joyce Blau’nun görüşlerine kulak verilim:

“Bedirhaniler’den birçoğu Kürdistan ulusal hareketinin acılar dolu değişik aşamalarına katıldılar. Bedirhaniler’in adı, ilk Kürt gazetesi Kürdistan’ın (1898- 1902) kurucuları arasında yer alır. Yüzyılımızın başlarında İstanbul’daki ilk Kürt dernek ve politik örgütlerinin kurucuları yine onlardır.” (Malmisanij: Age).

Bedirxanlar ve Xoybûn eksenli Kürt diplomasisi konusunda küçük ama önemli bir çalışmaya imza atan Alakom, bu konuda şu önemli belirlemelerde bulunuyor:

“Xoybûn’un modern bir örgüt olduğunu kanıtlayan önemli noktalardan biri, Xoybûn’un kağıda ve kaleme verdiği önemdir. Siyasal mücadele alanında İngilizce, Fransızca, Türkçe, Arapça ve Kürtçe olarak değişik dillerde bazı yayın etkinliklerinde bununan Xoybûn, bu çalışmalarını yalnız Suriye’de değil; özellikle Fransa, Amerika ve Mısır gibi ülkelerde yürütür. Xoybûn bu yönüyle, dış dünyaya seslenmesini bilen Kürt örgütlerinin belki de en önemlisidir. Halkı aydınlatmak için düzenli bildiri dağıtma fikrine önem verin ilk örgüt, yine Xoybûn örgütüdür diyebiliriz.”

Xoybûn’un adeta bir “Kürt Kültür Kampanyası” başlattığına dikkat çeken yazar, şunları söylüyor: “Xoybûn kadroları daha ziyade kültürel ve toplumsal bazı çalışmalar yürüterek, Suriye’deki insanları harekete geçirmek için büyük çaba harcar. Bu nedenle, milliyetçi görüşlerin halk arasında yayılmasına ve Kürt milliyetçiliğinin düşünsel boyutlarının gelişmesine önemli katkılar sağlar. Ulusal uyanış konusunda dilin ve tarihin önemi kavranmaya başlanır. Özellikle üç kardeşin, Celadet, Kamuran ve Süreyya Bedirxan’ın çabaları övülmeye değer. (...) Xoybûn’un en büyük başarılarından birisi hiç kuşkusuz, dışa yönelik bu çalışmalarıdır. İngilizce, Fransızca, Arapça, Kürtçe ve Türkçe olarak çıkardığı değişik kitap ve broşürler, bu başarının somut birer kanıtıdır.“ (Bkz. R. Alakom: Hoybûn Örgütü ve Ağrı Ayaklanması, s. 15-16, 60).

“Tarih Boyunca Kürtler’de Diplomasi”  (Evrensel yay. İst. 2015) konusunda iki ciltlik bir çalışma yapan Faik Bulut da, Xoybûn örgütünün diplomasi çalışmalarını şöyle değerlendirmektedir: “Suriye’deki Kürt milli hissiyatı, özellikle 1925 Kürt İsyanı’nın bastırılmasından sonra belirginleşti. Askeri ve siyasi nitelikli Hoybun örgütü; Fransa, İngiltere, İtalya, Sovyetler Birliği ile genelde resmi olmayan diplomatik temaslar gerçekleştirdi.”

Özellikle, Xoybûn’un Suriye’deki faaliyetleri üzerinde yoğunlaşan İngiliz araştırmacı Nelida Fuccaro, örgütün kültürel çalışmalarını şöyle yorumluyor: “Hoybun’un aşiretler arasında dağıttığı milliyetçi eserler, 19. yüzyıl Avrupa yurtseverliğinden etkilendiği açık olan ulus ve ulusal toplum fikirlerini işliyordu. Bu fikirler, güçlü romantik imgeler aracılığıyla modern milliyetçiliğin duygusal ifadelerini yayıyordu. Propagandaların çoğunda Kürt halkı, kadim zamanlardan beri var olan tek bir ulusal bütünlük olarak tanımlanıyordu. Böylece Kürt ulusu, Kürt yurtseverlerinin ortak çabalarıyla yeniden canlandırılması gereken tarihsel bir varlık olarak algılanıyordu.” (Bkz. Nelida Fuccaro: Sömürge Yönetimi Altındaki Suriye’de Kürtler ve Kürt Milliyetçiliği, Bîr Dergisi, Sayı 1/ 2005 ve Prof. Dr. Abbas Vali: Kürt Milliyetçiliğinin Kökenleri Üzerine Çalışmalar içinde, Avesta yay. İst. 2005, s. 231- 252).

Sözlerimizi, Rohat Alakom’un belirlemesiyle noktalayalım: “Xoybûn deneyi, Kürt kimliğinin güçlendirilmesi ve Kürtler’in birlik arayışları açısından son derece yararlı olmuştur. Kısacası Xoybûn, modern Kürt milliyetçiliği alanında yeni bir aşamadır.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.