“Şiirim susmuş ve susturulmuş bir çocuğun ‘Ben de varım’ demesidir” diyen şair Servet Üstün Akbaba’nın ilk şiir kitabı ‘Yalnızlık Yer Değiştiriyor’ Lis Yayınevi tarafından okurlara sunuldu. Akbaba, yaşadığı ve yaşamayı umut ettiği duygularını 65 şiirinin bulunduğu ‘Yalnızlık Yer Değiştiriyor’ da şiirseverlerle paylaşıyor.


İtiraz şiiri

(…)Tüm zamanlar suskun / Söylenen paslı şarkıdır dilimde /
Çalınmamış öyküler toplamıdır hayat / Hep yaşanan Kürdün iklimidir / Onun için yazıldı belkide üç kelebek / Külünden yaratılan anka / Hiç kendimiz olamadık / Bu yüzden hep içimizden akar Fırat /’’Yalnızlık Yer Değiştiriyor’’(Akar Fırat)

Bingöl Karlıova Mikail köyü doğumlu olan şair Servet Üstün Akbaba, doğa ve insan duyarlılığıyla yazdıklarıyla hayata şiirle bakıyor. Şiirinin ‘var oluş, tutunma ve kendinle yüzleşme’ olduğunu söyleyerek, şiiriyle hayata bir pencere açıyor. Akbaba, şiiriyle hayata açtığı bu pencereden bakarak ‘sustuğunu, ağladığını, gülümsediğini’ belirtiyor. Sanatçının doğaya, dünyaya, insana ve düşünceye bakışındaki yaratıcılığının şiirini biçimlendirdiğini söyleyen şair ‘‘Her şey bakışımın biçimini alır. İçimde şekillenir renkler, kokular, ağaçlar ve kuşlar. Kalbime giren her şey şekillenip dışarı çıktığında hiç bir şey kendisi değildir artık…‘‘ diyor. Akbaba şiirini itiraz üzerine kurduğunu belirterek ‘‘Susmuş ve susturulmuş bir çocuğun ‘bende varım’ demesidir şiirim. Çok susturulduk ve şiirimde o susturulmuş çocuğu gün ışığına çıkarıyorum. Var olan insan doğasını tahrip eden sisteme bir itiraz‘‘ olduğunu söylüyor. Şiirinde hayatla itiraz arasındaki diyalektik bağı ise, ‘‘şiirimin günlük hayatımla bağını kurup oradan sistem karşıtlığımı geliştiriyorum. Kendimi yaratmak ve tüm duygularıma, düşüncelerime, algılarıma evrensel bir boyut katmak için kendimden dışarı çıkıp her şeyin bir parçasıymışım gibi bakıyorum hayata‘‘ sözleriyle aktarıyor.


Yasaklı dilin çocuğu

(…)Dilimiz mühürlüyken acıları yurt edindik /Ah! cehennemi müjdeleyen / Aşkla geldim kapına / Yüzümü unuttum sırı dökülmüş aynalarda / Acıyı sayıkladım gece(…) (Çocukluğumun Yurdu)

Akbaba, yasaklı dilin ve coğrafyanın çocuğu olduğunu da belirterek,  şiirindeki bu burukluğu itirazını ise şu sözleriyle aktarıyor:  ‘‘Bir yandan da üzgünüm; dilimin sınırlarında yazamadığım için, şiirimle gerçek dünyam arasında dönemsel buruk bir ilişki var. Bir boşluk ve yeri doldurulmayan duygu dünyası. Bu nedenle bir çocuğun itirazı şiirim.‘‘ 

Uzaklığı sevdim en çok / İçime sinen…/ Kendimin ötesine giden sözcükleri / Bir sözcüğe sığdırılamayan uzaklıkları /Dilimin ülkemin yalnızlıklarını besleyen…/Aşka uzanan/ Derin kederleri…/ Ulaşılmaz yalnızlıkları…/ En çok iklimsiz uzaklıkları sevdim (Uzaklık)
Hüzün ve keder Akbaba’nın dizelerinin ana temalarındandır, bu izleğiyle coğrafya arasındaki ortaklığı anlatırken de, ‘‘Müziğimizin hüznü ve kederi onun var oluş biçimi beni derinden etkilediği ve bunun şiirime yansıdığı bir gerçeklik. Hüznü ve kederi seviyorum. Acıların yoğun yaşandığı coğrafyada o derinlikli ortaklığı dile getirişi seviyorum şiirimde” diyor.


ERDOÐAN YENER