Sis bulutları içinde kaybolan kayalıkları, masmavi göletlerde yüzen buzulları, toprağın içinden kaynayıp çıkan ve fırın niyetine kullanılan kaplıcaları ile ilginç bir topografik yapıya sahip İzlanda. 

Böylesi doğa güçleriyle insanın varlığı bir arada düşünülemese de İzlandalılar uyum içinde bunu başarmış. Sigurdur Rafn Hilmarsson, Laugavatn adlı küçük kaplıca şehrinde geleneksel çavdar ekmeği ustası olarak tanınıyor. Bu ekmek, toprağa açılan bir çukurda, kaynarcanın doğal ısısıyla pişiyor. Hamur bir tencereye konarak 30 cm derinlikteki çukura yerleştirilip üzeri toprakla kapatılıyor. 24 saatlik pişirme süresinin ardından Hilmarsson tencereyi gölde soğutuyor. 


Neden çavdar?

İzlanda’nın sadece yüzde 25’inde bitki örtüsü bulunuyor. Topraklarının dörtte biri de buzullar ve yanardağlarla kaplı. İzlanda esas olarak balık ve balık ürünleri ihraç ediyor. Alçak bölgelerde tahıl tarlaları bulunmakla birlikte, tahıl ihtiyacının büyük bir kısmını ise ithal ediyor.


Yenilenebilir enerji

İzlandalılar tarih boyunca kaplıcaları yemek pişirmek ve çamaşır yıkamak gibi birçok amaç için kullandı. Bugün ise modern araçlarda bile bu enerjiden yararlanılıyor. Resmi verilere göre ülkedeki enerji kullanımının yüzde 66’sı, elektriğin ise yüzde 25’i jeotermal santrallerden sağlanıyor. Her 10 evden 9’u bu kaynakla ısıtılıyor. Şehirler bu nedenle büyük kaplıcalara yakın kurulmuş hep. Bazı yer sarsıntılarının ardından odaların zemininden sıcak su püskürmesine çok rastlanır. Başkalarının tehlikeli görebileceği bu durumu İzlandalılar normal karşılıyor.


Coğrafi konum

Bu yüksek jeotermal aktivite İzlanda’nın coğrafi konumuyla ilgilidir. Bu ada, Amerika ve Avrupa kıtalarının Atlas Okyanusu’nun tam ortasında kesiştiği nokta olan Orta Atlantik Sırtı’nın üzerinde olduğu gibi, yerkabuğunun da en sıcak olduğu noktalardan birinde bulunuyor. İzlanda’daki aşırı volkanik ve sismik aktivite bundan kaynaklanıyor. 


 Kaynak:BBC