Önce Kürdistan tahrip edildi
Toplumun bu büyük kaybedişini ise en somut olarak, Kürdistan coğrafyasında görmekteyiz. Yaklaşık 40 yıldır Kürdistan’da yaşanan savaş coğrafyayı tahrip ettiği gibi, binlerce köy yakıldı. Geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan milyonlarca Kürt topraklarından sürgün edildi. Bu göçler ve sürgünlerle Kürdistan kentlerinin de sosyo-ekonomik dokusu iyice tahrip oldu. Birçok kentte aşırı göç ile birlikte çarpık kentleşme, işsizlik, kapkaç olayları, fuhuş gelişti, uyuşturucu madde bağımlılığı ve satışında artış oldu. Gittikçe büyüyen yozlaşma da ciddi toplumsal bunalım ve krizleri derinleştirdi.
Ardından Kürtler bağımlı hale getirildi
Amed başta olmak üzere Kürdistan’daki birçok kentte sosyo-ekonomik denge bozuldu. Kürdistan nüfusunun yüzde 70’i yoksulluk içerisinde yaşamaktadır. Halbuki medeniyetin beşiği Kürdistan’da ekonomik yapı tarım ve hayvancılık üzerine kuruludur. İktidar olan hükümetin yanlış ve bilinçli politikaları bölgede tarım ile hayvancılığı da bitirme noktasına getirmiştir. Sistemin silah olarak kullandığı yoksullaştırma, kimliksizleştirme, açlıkla terbiye politikaları ile özellikle Kürt bölgeleri yer altı ve yerüstü zenginliklerine rağmen sömürü ve talanın merkezi haline getirilmiştir. Oysa ki Kürdistan’da dünyayı besleyecek yeraltı ve yerüstü kaynakları bulunmaktadır. Buna rağmen Kürdistan halkı bu kaynaklardan faydalanamamış, sistem asimilasyon, dejenere ve yok sayma politikaları sonucu kendine muhtaç bir halk yaratmaya çalışmıştır.
Neden kadın kooperatifleşmesi?
"Yüz yıllardır erkek egemenlikli sistemin sürdürdüğü talanı, gaspı ve yalanı deşifre ederek demokratik mücadele yöntemi ile komünal ekonomi sistemi olan kooperatifçiliği geliştirmek biz kadınlar için hayati önemdedir.”
Kürdistan halkı -özelde Kürt kadını- toplumsal doğanın özünü, emeğin değerini bilen, tanıyan, saygı duyan bununla birlikte doğayı yadsımayan, kendisine ve doğa anaya yabancılığı yaşamayan, özü gereği komünal yaşam ve üretim tarzını bağrında taşımaktadır.
Bugün özlemi duyulan, tarihte izine zor rastlanan ana kadın etrafında şekillenen, ahlaki ve politik toplum olma özelliği taşıyan; toplumsal varoluşları yeniden canlandırmak ve bunun yaşamsallaşması için çaba sahibi olmak, ataerkil devletçi sisteme karşı alternatif toplumsal yapılar inşa etmek; Kürt ve Kürdistan üzerinde uygulanan politikaları etkisiz hale getirmek amacıyla çalışmalar yürütmekteyiz.
Tüm insanlığın ve kadın köleliliğinin kurtuluşunun, özlemi duyulan yaşamın yeniden oluşumunun; sistem politikalarının boşa çıkarmasının demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü ve katılımcı ekonomik toplum paradigması ekseninde gerçekleşeceğinin inancını taşıyoruz. DÖKH olarak bu temelde kadın kurtuluş ideolojisini esas alırken, toplumun her alanında yaşanan sömürüye karşı; Kürt kadınları olarak sosyal alana dönük politikalar yapmaktayız. Bu politikalar çerçevesinde kadın kooperatifçiliğini de ele almaktayız.
Bilindiği gibi demokratik yaşam sadece siyasal ve sosyal alandaki demokratik örgütlenmelerle gerçekleştirilemez. Mutlaka ekonomik alanın da demokratikleşmesi gerekliliğini vurgulamak önemlidir. Bu önem doğrultusunda komünlerden başlayarak kadın kooperatifçiliğini her alanda tanıtmak, yaygınlaştırmak amacıyla, Kürdistan’ın farklı kentlerinde ve ilçelerinde çalışma yürütün 9 kadın kooperatifinin oluşumuna gittik. Bu kooperatiflerde kadınlar; komünal üretimi esas alan, öz yeterlilik, öz yönetim ve demokratik öz taşıyan, birliğe, beraberliğe, eşitliğe, çeşitliliğe yer verilen toplumsal bir üretim biçimi ile tekstil çalışması, süt ve süt ürünleri üreticiliği, meyve- sebze yetiştiriciliği, süs bitkileri yetiştiriciliği, marmelat ve reçel üreticiliği gibi çalışmalar yapmakta.
Kooperatifçilikle aslında yeni bir şeyleri değil, hep var olmuş, toplumsal hafızadan hiç silinmemiş, tarihin derinliklerinde saklı kalmış, toplumun komünal değer yargılarını temsil eden, canlılığını hep koruyan "özsel değerler” toplamından bahsediyoruz. Kooperatifler hiçbir egemenliğin olmadığı, öz yönetimin, öz demokrasinin esas alındığı, örgütlülük anlayışıyla, ortak amaçlar doğrultusunda gönüllü olarak dahil olunan; kadınların iş birliği, karşılıklı dayanışması ve güç birliği temelinde alternatif ekonomik model olarak oluşturduğumuz özerk yapılanmalardır. Bu yapılarla mevcut işsizliği en aza indirgemek, halkın kendi demokratik örgütlülüğünü oluşturmak başlıca hedeflerden.
Kadınların "öz gücüne" dayanan bu tarzda örgütlenmeler toplumun kendi sistemini oluşturmakta da kolaylık sağlayacaktır. Toplumsallığın oluşum karakteri esasta bu komünal değerlerde kendisini ifade etmektedir. Kooperatif hareketleriyle toplumun işsizlik sorunu, açlık sorunu giderilmekle birlikte muazzam bir iş gücü, toplumsal, aynı zamanda demokratik, eşitlikçi çeşitliliği esas alan bir mekanizma, bir sistem oluşacaktır.
Kadın kooperatiflerinin faydaları
Günümüzde ekonomik sorunların çığ gibi büyüdüğü, işsizliğin sınırsız bir düzeye ulaştığı, açlığın, yoksulluğun ölüm canavarına dönüştüğü bu yüzyılda kadın kooperatifçiliği ile çözüme, yaratıcılığa, yeniyi oluşturmaya hızla ilerlemekteyiz. Kooperatifçilik, kadınlara ekonomik ihtiyaçlarını karşılamakta fırsat, bilinç yaratmıştır. Kadınlar emeklerinin karşılığını almakta, kadın örgütlülüğü her geçen gün güçlenmektedir. Kadınların bütün toplumsal alanlarda yerini aldığı, kendisini ifadeye kavuşturduğu, yaşamda soluk alabildiği bir sistemdir.
Sorunlar ve çözüm yolları
Sistem eliyle fuhuş, uyuşturucu, hırsızlık her geçen gün Kürdistan’da yaygınlaştırılarak, artmıştır. Yine Kürdistan’da sistemin bilinçli olarak kullandığı yoksullaştırma, kimliksizleştirme, açlık ile terbiye politikaları sonucu kendine muhtaç bir halk yaratmayı başarmıştır. Yine hükümetin seçim dönemlerinde, halka yardım adı altında yaptığı sadaka kültürü, kadınlar için hazırlanan çeşitli (İŞKUR kursları döneminde ödenen harçlar, projelerle verilen fonlar, KOSGEP vs. verilen krediler) fon, kredi ve projelerle kadınlar başta olmak üzere halk topraktan üretimden koparılmış, tembelliğe, kolay yoldan para kazanmaya alıştırılmıştır.
Var olan sistemden kopuşu öncelikle zihniyette sağlamak ve demokratik kooperatifçiliği esas alan oluşumları geliştirmek bununla yaşanan işsizliği ortadan kaldıracak, emekçinin, işçinin kendi emek, değer karşılığını bulacak yeni ama aslında en eski toplumsal değerlerin de yeniden canlandırılması açısından da hayati rol oynayacak bir sisteme gidilebileceği görülmelidir.
Buna göre oluşturulacak sistemin öncelikle zihniyet olarak anlaşılması ve bu anlamda yoğun eğitim faaliyetlerine ağırlık verilmesi önemlidir. Kadın örgütlülüğünü güçlendirmek eril anlayışının yıkımıyla orantılı olarak gelişeceği bilinmekle beraber bunu ne kadar özümsediğimizi sorgulamamız gerekir. Paradigmanın doğru anlaşılmaması, doğru anlatılamasında sorunlar yaşanmaktadır.
Kadın kooperatiflerinin farkı
Kadın kooperatiflerinin elbet de diğer kooperatiflerden farklı yanları var. Kadın kooperatifleri, kadınların iş birliği, karşılıklı dayanışması ve güç birliği temelinde alternatif ekonomik model olarak oluşturduğumuz özerk yapılanmalardır. Bu yapılar mevcut işsizliği ortadan kaldıracak, yok sayılan kadın emeğinin görünürlülüğünü sağlayacak, kadınların kendi demokratik örgütlülüğünü oluşturacakları yapılardır.
Yine kadınların ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak, kadın öncülüğünde yeniden ekonomiden başlayarak yaşamı örmek, kadın örgütlülüğünü güçlendirmek için kadın kooperatifçiliğinin önemini ve zorunluluğunu bilince çıkararak, bu modeli her alana yaymak diğer kooperatif oluşumlarından en belirgin farkımızdır. Bu farkı, tüm kadınların sorumluluğu olarak görmekteyiz. Kadın kooperatifleri ile demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü ve katılımcı ekonomik toplumu gerçekleştirmeyi hedeflemekteyiz. Bize göre, çözüm paradigması; komünlerden başlayarak kadın kooperatifçiliğini her alana taşımak, yaygınlaştırmaktır.
* Bağlar Kadın Kooperatifi Başkanı ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivisti