
Son günlerde basın ve bazı köşe yazarları, AKP’nin yeni stratejisinden bahs edip duruyorlar. PKK ve Öcalan’a karşı şiddet, BDP ve bazı Kürtlerle de diyalog siyasetinin önplana çıkacağını, Tayyip Erdoğan’ın yaklaşımın bu eksende olduğunu vurgulayan bazı yazar ve politikacılar, gerçekten de devletin Kürt sorununa yaklaşım konusunda son derece cahil olduklarını de göstermiş oluyorlar. Bilemiyoruz, belki de çok bilinçli ve çok daha değişik niyetle bu türden yorumlarda bulunuyorlar. Gerçekleri saptırmak, doğrularla yanlışları karıştırarak bilinçleri çarpıtmak bu kesimlerin görevlerinin arasında yer aldığını da belirtmek gerekiyor.
Hangi amaçla olursa olsun, her iki yaklaşım da aynı kapıya çıkıyor. Bunu geçiyoruz ve şunun altını kalın çizgilerle çiziyoruz: Yeni bir şey yok! Klasik deyimle, ‘Batı cephesinde yeni bir şey yok!’
Gerçekten de ‘yeni’ olan ne? Şiddet mi, savaşın ısrarla sürdürülmesi mi, PKK ve Öcalan’ın sürecin dışında tutulması mı, Kürtlere karşı sürdürülen imha ve inkar politikası mı? Bunlardan hangisi yeni veya eski?
Ortada büyük bir yanılgı, büyük bir çarpıtılma, büyük bir saptırma ve dahası büyük bir yanılsama vardır. Ortada yeni olan bir şey sözkonusu değildir. AKP ve Tayyip Erdoğan’ın uyguladığı politika, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar uygulanan politikanın ta kendisidir. Zerre kadar değişen, liberalleşen veya esnekleşen bir şey yoktur.
Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman Kürt sorunundan bahs etmesi, kimi dönemlerde ‘Kürt sorunu devletin sorunudur, çözülmek zorunda’ demesi, bazen de ‘Dersim’de uygulanan katliamdır’ türünden konuşması, onun gerçekten de farklı bir siyaset izlediği anlamına gelmiyor. Sadece demir yumruğa kadife eldiven geçirmiş olan Erdoğan, uyguladığı siyaset ve sürdürdüğü strateji yüz yıllık olduğu son süreçte kullandığı argümanla çok daha açık ve net bir biçimde ortaya çıkmıştır.
‘Oslo’ denilen görüşme de Tayyip Erdoğan başka bir amaçla amaçlamış, Öcalan’la sürdürülen diyalog da oldukça farklı amaç ve niyetle yapılmıştır. Kürt Özgürlük Hareketini ve Öcalan’ı kendi çözüm çizgisine getirmeyi amaçlamış, ancak bunu başarmayınca esas olarak çözüm politikası olan şiddet, savaş, imha ve katliam siyasetine yeniden dönmüştür. Daha doğrusu geçici olarak askıya indirmiş gibi gösteren yanılsama tutumunu bu sefer çok daha kaba ve berrak bir biçimde hayata geçirmiştir.
Bundan başka ‘yeni’ bir şey yok. Yeni olan şey Öcalan’ı daha fazla tecrit etme, daha fazla gerilla öldürme, katletme, kimyasal silahları sistemli kullanma, askeri soykırımın yanında siyasi soykırımı da uygulamadır. İnfazların yapılması, köylerin yakılması, sivil insanların kaçırılarak öldürülmesi, çocukların katledilmesi, kadınların hunharca vurulması da çok eski bir politikanın yeniden hayata geçirilmesidir.
Kısacası, AKP ve Tayyip Erdoğan’ın uyguladığı politika, TC’nin kuruluşundan itibaren Kürtlere ve onların politik temsilcilerine karşı uyguladığı politikanın aynısıdır. Öldürmek, katletmek, inkar etmek, teslim almak, ihanet ettrimek, yakıp yıkmak ve en nihayetinde soykırım politikasını uygulamak...
Evet, Tayyip Erdoğan bu politikayı uyguluyor. Peki başarılı olacak mı? Hayır, yüz yıldır başarılı olmayan bir politika bundan sonra da başarılı olamaz. Yüz yıldır teslim alınamayan Kürtler, bundan sonra da teslim alınamaz. Kırk yıldır gerillayı tasfiye etmeyi başaramayan başbakanlar, bundan sonra da başaramazlar.
Kimyasal silahlarla, Öcalan’a tecrit uygulamakla, Kandil’e sistemli bomba yağdırmakla Kürt hareketini zayıflatıp, BDP’yi teslim alacağının düşünen Tayyip Erdoğan büyük yanılacak, büyük kayb edecektir. Kürt hareketinin gücünü bu kadar küçümseyen ve kısa sürede bitireceğini sanan başbakan, aynı hareketin büyük bir zaferle sürece hakim olacağını çok yakında görecektir...
fuatkav@hotmail.com