İlk Kurşundan Toplumsal Devrime - 6

15 Ağustos 1984 yılında PKK komutanlarından Mahsun Korkmaz öncülüğünde Şemdinli ve Eruh’ta başlatılan ilk silahlı eylemin üzerinde 28 yıl geçti. HPG ve Yekineyên Jinên Azad (YJA) Star gerillaları günün anlam ve önemine ilişkin duygularını bizimle paylaştılar. Gerillalar özellikle Devrimci Halk Savaşı stratejisi ve gerillanın 15 Ağustos Atılımı’na biçtikleri misyon ve kararlılık düzeylerini dile getirdiler.

Fikret AMED: Gerilla saflarına 2002 yılında katıldım. 15 Ağustos’un yıldönümünde, hareketimizin başlatmış olduğu devrimci operasyonlarla 4. Stratejik dönem bir üst boyuta çıkmıştır. Bu aşamaya gelene kadar Kürdistan tarihi birçok evreden geçmiştir. Bunların içinde de en önemlisi 15 Ağustos Atılımı‘dır. Her halkın tarihinde özgürlüğü, bağımsızlığı ve kurtuluşu sembolize eden günler vardır. Kürdistan tarihinde de ona benzer anlamlı, dopdolu, özgürlüğü ve kardeşliği ifade eden günler bulunmaktadır. Newroz ve 15 Ağustos Atılımı Kürt halkı için anlamlı bir gündür. 15 Ağustos Kürdistan’da dirilişin adıdır. Yeniden ayağa kalkış, umutsuzluğun umuda, inançsızlığın büyük inanca dönüşmenin büyük tarihsel adımını ifade etmektedir. Bu büyük hamlenin adıdır. 15 Ağustos Kürdün miladıdır. Görmeyen gözün görmesi, duymayan kulağın işitmesi, konuşmayan dilin retorik ve etkileyici bir dile kavuşmasının somut bir ifadesi oluyor. 15 Ağustos Atılımı, Mazlumların, Kemallerin ve Hayrilerin 12 Eylül faşizmine karşı bedenlerini siper ederek faşizmi bozguna uğratıp harekete verdiği tarihi mesajın Agit’çe yanıtı oluyor.
15 Ağustos Atılımı Kürdün korku ve beynindeki karakollara sıkılan bir kurşun olmanın yanı sıra 12 Eylül faşizmine karşı askeri, siyasi ve ideolojik bir eylemdir. Siyasal otoriteyi ve iradeyi temsil eden PKK’nin pratiğe ve yaşama dönüşmesinin ifadesidir. Agit yoldaş, Kürdistan’da yeni bir ruh, coşku ve cesarettir. Yeni yaşamın adı ve aynı zamanda 15 Ağustos Atılımı Demokratik Özerk Kürdistan’ın temel taşıdır. Ona giden yolda ilk kurşundur. 15 Ağustos atılımının 28. yıldönümünde PKK’nin ve Kürt halkının ölümsüz kahramanı ve komutanı Agit yoldaşın ideallerinin takipçisi olmak ve Kürdistan devriminin baş mimarı Önder Apo’yu özgürleştirip demokratik özerk Kürdistan’la taçlandırma sözünü veriyoruz.

Yekta HÊVÎ:
2012 Newroz’unda mücadele saflarına katıldım. 15 Ağustos bir direniş tarihidir ve Agitleşmektir. Düşmana ilk sıkılan kurşun, öyle bir eylemdır ki Kürtlerin başkaldırışlarının ve Şeyh Sait’in intikamıdır. Zilanların, Beritanların ve Viyanların bir halayıdır. 15 Ağustos atılımı aslında her militanda farklı duyguların yaşanmasına neden olabilmektedir. 28 yılın ardından yine tarihi günleri yaşamaktayız. Her zamankinden daha çok zafere yakınız. Komutan Agit ve şehitlerin de tek dilleği zafere ulaşmaktı. Bu sene özgürlüğümüze kavuşacağız. 15 Ağustosu yaşamak Agitleşmektir, direniş ruhunu yaşamak komutan Agit’ı kendinde yaşatmaktır.

Dersim EYLEM:
2011 yılında gerilla saflarına katıldım. 15 Ağustos Atılımı aslında Kürt halkını dirilten bir atılımdır. Bizim için 15 Ağustos atılımı yeni bir yaşamın temellerinin atılmasıdır.   Kürdistan’ın her yerinin bizim için anlam ve önemi farklıdır. Ama ilk merminin Şemdinli ve Eruh’da patlamasının daha da farklı bir anlam taşımaktadır. Bugün yaşanılan savaş gerçeği göz önüne getirildiğinde başarıya ulaşmak için başladığın yerde sonuca gidebilmesidir. Yaşanılan otuz yıllık bir savaş var. Bu savaş sürecinde sürekli olarak vur kaç taktiğini uyguladık, ama şimdi ise gerillalar olarak daha farklı bir tarzın içerisine girmiş durumdayız. Son olarak Şemdinli’de gerillaların yapmış oldukları eylem ve alanı ele geçirmeleri nerdeyse bir ayı aşmak üzere ve devlet buna karşı hiçbir şey yapamıyor. Ayrıca İlk Kurşun’la birlikte kadınlarda Özgürlük Hareketinde daha aktif bir şekilde yer almaya başladılar. Kürdistan dağlarında kadın ordulaşmasında önemli adımlar da atılmıştır. Kadın ordulaşması kolay bir iş değil. Atılımla birlikte yeniden yaşamın ve dirilişin sembolü olmuştur.

Şevîn KERÎM: 15 Ağustos Atılımı, Kürtlerin diriliş tarihidir. Kürt halkının varoluşunu ve iradesini açığa çıkarmıştır. Gerillalar olarak sisteme karşı savaşıyoruz. Toplumda en çok sömürülen kadındır. Önder Apo’nun buna yönelik verdiği mücadelede belirli düzeyde kadınlarda bir bilinç düzeyi yaratılmıştır. Kadınlar kendi yaşamlarını ve mücadelelerini örgütlemiş durumdalar. Bizler Zilanların, Beritanların yaşam felsefelerini esas alıyoruz. Temel hedefim ise Önder Apo’nun yoldaşı olabilmektir. Kürt halkının gelmiş olduğu düzeyi göz ardı edemeyiz. Bundan dolayı da Kürt gençlerinin sisteme karşı mücadele içerisinde olmalılar. Demokratik Özerklik’i her yerde pratiğe geçirmeliyiz. Kadınların daha aktif çalışmalara katılmaları gerekiyor. Sisteme karşı da sürekli bir savaş içerisinde olmalıdırlar. Vereceğimiz mücadeleyle sistemi değiştireceğimize inanıyoruz.

Necmi SERHAT:
15 Ağustos Atılımı, Kürdün köleliğine sıkılan ilk mermi olma özelliğini taşımaktadır. Yıllardır Kürtler sömürülüyor ve sürekli olarak yok sayılmaktadırlar. Gerçekleştirilen bu atılımla birlikte Kürtler tekrardan var oldular. Eruh ve Şemdinli’de sıkılan ilk kurşun, bir isyan, bir intikamdır. Otuz yıl önce ilk merminin patlatıldığı yerde şuan aynı şekilde mermiler patlatılıyor ve alan bir bütünen gerillaların elindedir. 15 Ağustos atılımı düşmana karşı bir intikam hareketidir. Aynı zamanda Kürdün köleliğine sıkılmış ilk kurşundur da. Yine Şeyh Saitlerin, Seyit Rızaların intikamdır. Bir irade ve bir ruhtur. 15 Ağustos Atılımı gerçekleştirilmeseydi o ruh, düşünce, bilinç ve felsefeyle yoğrulmasaydı şuan Devrimci Halk Savaşı başlatılmış olamazdı. Bugün ki başarıları elde edemezdik. Var olan ruh, irade, bilinç, felsefe ve Önder Apo’nun bize kazandırdığı bilinç, duygu ve düşünceyle hareket ediyoruz. Komutan Agit öncülüğü doğrultusunda bir HPG ordulaşması gelişmiştir. 15 Ağustos’un duygu boyutu, ideolojik ve felsefik boyutu çok daha farklıdır. HPG gerillası olarak o ruh ve bilinçle kendimi sorgulama ve Devrimci Halk Savaşı stratejisine göre geliştirmeye ve anı anına yoğunlaşmayı bir görev olarak bilmekteyim. BİTTİ



 DEVRİM AMED-SİPAN CUDİ




15 Ağustos bir aydınlanma atılımıdır


Mazlum Doğan Parti Merkez Okulu öğrencilerinin 15 Ağustos Atılımı’nı ve günümüzdeki etkisi hakkındaki görüşlerine başvurduk.

Bir gerilla olarak 15 Ağustos Atılımı sizin için ne anlam ifade ediyor?

Dilşad Amara WAN: 28. yıldönümünü yaşadığımız 15 Ağustos Atılımı Kürtler için ölümden kurtuluş anlamındadır. Bir aydınlanmayı ifade ediyor. Kürdistan halkına ve gençlerine yeni bir ışık yaktı, Kürdistanlı anaları coşturdu, onları ölüm uykusunda uyandırdı. 15 Ağustos’un Kürt halkının dünyaya gözlerini yeniden açtığı gündür. Bu bir kendini ispatlamaydı. Amed zindanına verilen bir cevaptı. Yine halk içerisinde PKK bilincinin geliştirilmesi idi. PKK kurulmuştu, ancak adını bütün dünyaya duyurulması 15 Ağustos’la gerçekleşti. Ve Kürt halkını bütün dünyaya tanıttı. Faşist ve işgalci güçlere de Kürtlerin ölmediğini ve tekrardan başkaldırdığını gösterdi. Tarihte birçok Kürt mücadelesinin gerçekleştiğini biliyoruz ancak 15 Ağustos gibi bir diriliş ilk defa gerçekleşiyordu. Kürtlerde büyük bir birlik duygusu yaratmaktaydı. Bölgesel değildi, tamamen toplumsal ve ideolojik bir çıkıştı. 15 Ağustos aydınlanması 28 yıldır devam ediyor. Ben şimdi 29 yaşındayım. O hamle başladığı zaman ben bir yaşındaydım. Ama şimdi ben bu mücadelenin içerisindeydim. Bu şu anlama geliyor, Kürdistan çocukları dünyaya gözlerini mücadele ile açtılar ve şimdi o mücadeleyi yürütüyorlar. Şüphesiz bundan sonra da binlercesi yürütmeye devam edecek.
Yine geçmiş yıllar boyunca Agit’lerin yolunda binlerce kahramanlık yaşanmıştır. Kürdistan mücadelesi her dört parça Kürdistan’da yankılanıyor ve halklaşan bir mücadele oluyor. Ulusal ve hatta uluslararası bir mücadele oluyor. Yalnızca Kürdistan’da değil dünyanın dört bir tarafında da özellikle de Ortadoğu’da bir aydınlanma hareketini geliştiriyor. Her gün daha fazla bu aydınlanmayı yaşıyor ve halklara yaşatıyor.

Bilindiği gibi Kuzey Kürdistan’da bir süredir Devrimci Harekat devam etmektedir. Özellikle de Şemzînan ve Çelê’de devam etmekte olan bu harekât hangi zemin üzerinden başlatıldı? Ve nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

15 Ağustos hamlesi Eruh ve Şemzînan’da başlatıldı. Bugün 28. yıldönümünde daha geniş ve daha etkili bir biçimde geliştirildiğini görüyoruz. Şimdiye kadar gerilla taktiği vur kaç taktiği idi. Ancak atılımın 28. yılında görüyoruz ki taktik yerleşme, geri çekilmeme ve düşmanı etkisizleştirme olmaktadır. 15 Ağustos bunlarla yakından bağlantılıdır. Rêber Apo üzerinde bir yılı aşkın bir süredir bir tecrit sürdürülmektedir. Bu harekat ona da bir cevap niteliğindedir. Hem 15 Ağustos ‘84’ün yenilenmesi hem de 14 Temmuz’daki Amed zindanında direnen arkadaşların direnişine verilen bir cevaptır. O arkadaşların direnişlerinin intikamının alınmasıdır. Şimdi Şemzînan ve Çelê’de yirmi günden fazla bir zamandır bir direniş var. Ben orada şehit düşen arkadaşların anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Bu atılım Kürt halkını özgürlüğe götürecektir. Bu Kürt halkının özgürlüğü, esasta da Önder Apo’nun özgürlüğüdür.

Gençler bu sürece nasıl katılabilirler?

Bütün halkların mücadelelerinde öncülük yapan gençlerdir. Bugün Kürt halkı ve onun kurumları üzerinde büyük bir operasyon yürütülmektedir. Bu, Kürt gençlerinin iradelerini ortaya koymalarının ve çözümü yaratmalarının önünde engel olamaz. Daha çok da 15 Ağustos’un 28. yıldönümünde, Türk devletinin Önderlik üzerinde yürüttüğü tecride karşı mücadelede gençliğin katılımı oldukça önemli olmaktadır. Gerillayı güçlendirecek olanlar yine gençler olmaktadır. Devrimci Halk Savaşı temelinde mücadeleyi yürütecek olan gençler dönemin zafer gücü olacaklardır. Gençler kendilerini Kürt halkının 21. yüzyıl mücadelesinin başarı gücü olarak görmeli ve buna göre kendisini halkın fedai gücü olarak örgütlemelidir. Gençler bu bilinçle mücadeleye ve eylemlere katılmalılar. Esasta da gerillaya katılmalılar, hamleyi yükseltmeliler.

15 Ağustos Atılımı neye karşı bir cevaptı?

Delîla KAWA: 15 Ağustos Atılımı’nı iki açıdan ele alabiliriz. Bir taraftan düşmanın Kürt halkı üzerinde yürüttüğü işkence ve katliamlar vardı. Diğer taraftan ise PKK öncü kadrolarının zindanlarda gerçekleştirdikleri direnişler vardı. Halk içerisinde bir inançsızlık, umutsuzluk yaratılmak isteniyordu. Halk artık kendi diliyle konuşamıyor, binlerce yıldır yaratmış olduğu kültürünü yaşayamıyor ve kendisinden uzaklaşıyordu. Kendilerini düşmanın istediği kılıfa büründürüyorlardı. Bu hem halk için bir uyanış hem de düşman için büyük bir cevap olmaktaydı. Sürekli “Kürt kalmadı, yokturlar, artık istediğimiz gibi Kürtler içerisinde sistemimizi yürütürüz” diyorlardı. Atılım tüm bunlara karşı bir mücadele olmaktaydı. Eski direniş ruhunu yeniden canlandırdılar. Kürtleri onların oluşturdukları kılıftan kurtarmış oluyordu.

15 Ağustos kadın açısından kendisiyle ne getirdi?

Halk içerisinde bir inançsızlık geliştirilmişti. Kadını bundan ayrı ele alamayız. Burada da büyük bir inançsızlık vardı. Sistemin yarattığı zihniyette olduğu gibi kadın hiç bir şey yapamaz anlayışı hakimdi. Kadını sadece bir meta olarak göstermekteydi. 15 Ağustos kadın için de bir uyanış olmaktaydı. Büyük bir umuttu. Özellikle de Önderliğin kadın üzerine yaptığı değerlendirmeler ile kadında büyük bir umut yaratılıyordu. Kadının gücünü ortaya çıkarıyordu. Kadın 15 Ağustos öncesi kendisinde bir güç görmüyordu. Ama bu hamleye katılımı ile beraber kendi gücünün farkına vardı. Bir ordulaşma yaratıldı. Her insanın kendisinde bir güç ve inanç yaratılabileceği anlaşıldı.

Şimdi 15 Ağustos ruhuyla Şemzînan ve Çelê’de devrimci operasyon devam ediyor. Bu süreç içerisinde özellikle kadın ve gençlerin üzerine düşen sorumluluklar nelerdir?

Şimdi yürütülen mücadeleyi 15 Ağustos direnişinden bağımsız ele alınamaz. Özellikle şu anda 4. hamle olan devrimci halk savaşı bunun bir devamıdır. Bir taraftan yürütülen mücadele Rêber Apo üzerinde sürdürülen tecridin kaldırılması için verilmektedir. Diğer taraftan hamle daha çok da halkın kendi sistemi olan Demokratik Özerklik’i kurmak içindir. Devrimci Operasyon, 15 Ağustos’un yenilenmesidir. Önderlik hareketimizi gençlik hareketi olarak adlandırıyor. Bu nedenle bu görev özellikle de gençlerden istenmektedir. Devrim sıcaklığı, umut ve inançta düşman karşısında cevap olabilmek için rolünü oynayabilmelidir.
Kadınlar da artık belli bir bilinç düzeyine ulaşmışlardır. Kadınların şu anda gerçekleştirdikleri eylemler Kürt kadınları için büyük bir inanç sonucudur. Bu gücü kendilerinde görmelidirler. Çok daha fazla mücadele değerlerine, kadının şimdiye kadar tarihte yarattığı değerlere sahip çıkmalıdır. Özgürlüklerine kavuşabilmeleri için gerilla saflarında yerlerini alabilmelidirler.

15 Ağustos Atılımı gerçekleştiğinde Kürdistan nasıl bir durumdaydı?

Bawer XEBAT: 15 Ağustos öncesi Kürdistan’da hiç bir umut kalmamıştı. Kürtlerin kendilerini koruyabileceklerine ve yaşamlarını devam ettirebileceklerine dair inançları kalmamıştı. Zihniyeti köleleştirilmişti, kişiliği paramparça edilmişti. Bu parçalanmışlık içerisinde özgürlük hareketi yeniden yaşamak istedi. Zindanlarda bir direniş vardı. Günbegün bu direniş teslimiyete doğru gidiyordu. Çok ağır işkenceler vardı. Amed zindanındaki işkenceler biliniyor. Bu zindanda Mazlum arkadaş direniş ateşinin ilk kıvılcımını yakmıştı. Ferhatlar bunu takip etti ve Kemal ve Hayri’ler yükseltti. Bunun yanında dışarıda da bu mücadelenin yükseltilmesi gerekmekteydi. Önderlik de mücadele girişimlerini derinleştirerek büyüttü. Agit arkadaşın şahsında, ilk eylem 15 Ağustos’ta Eruh ve Şemzînan’da gelişti. Bu sadece askeri bir eylem değildi. Böyle dar bir anlamda ele alınırsa eksik olur. Bu umut günbegün büyüdü. Bu umut zindan direnişlerini de ölümsüzleştirmiş oldu. Bu umut, halkta biriken yılların intikamını almış oldu. Geliye Zilan’ın, Amed’in, Dersim’in intikamını almış oldu. Kürtlerin özgürlüğü için gerçekleştirilen direniş o günde gerçekleşti ve canlandı.

15 Ağustos, Kürt halkını nasıl bir aşamaya getirmiştir?

Serxwebûn GIMGIM: Her şeyden önce bütün Kürt halkının, ezilmiş halkların, 15 Ağustos direniş atılımını kutluyorum. PKK örgütü çıkmadan önce, özellikle de Kuzey Kürdistan’da artık Kürt ve Kürdistan adına hiç bir şey kalmamıştı. Halk da kendini inkar edecek bir düzeye gelmişti. PKK hareketi böylesi bir durumda ortaya çıkmıştı. Kendisini örgütledi ve günümüze kadar da bunun üzerinden mücadelesini sürdürdü. PKK çıkışından sonra dış güçler, özellikle de NATO’ya bağlı güçler PKK’yi tasfiye etmek için çok uğraştılar. Bunun için birçok katliamlara giriştiler. Amed zindanındaki işkencelerle sonuç almak istediler. PKK’nin birçok öncü kadrosunu Amed zindanında teslim almak istediler. Ancak 15 Ağustos Atılımı ile Kürt halkının kendi özgürlük hareketine karşı bir inancı gelişti. Kendisini bu mücadelenin bir parçası olarak gördü ve mücadeleyi sahiplendi. Günümüze kadar da bu direniş devam etmektedir. 15 Ağustos Atılımı düşman için de büyük bir darbe idi. Atılım, yalnızca Kürt halkı için değil, bütün ezilenler için bir örnek teşkil etmiştir. 15 Ağustos böyle bir sonuca yol açtı.

15 Ağustos denildiğinde gerilla olarak nasıl duygular sizde gelişmektedir?

Zîlan Serdem KOÇER: 15 Ağustos eşsiz bir atılım, Kürt halkı için büyük bir uyanış oldu. Sürekli, o gün verilen mücadeleye nasıl daha fazla layık olabilirim arayışına giriyorum. Her zaman bu yolu sürdüreyim ve daha güçlü adımlar atayım. Bu bende çok farklı duygular yaratıyor. Özellikle de Agit arkadaşın direnişi, mücadelesi insanda çok farklı bir heyecan yaratıyor. Bu insanın daha güçlü katılmasına neden oluyor. Bugün Şemzînan’da yürütülen savaş o günün devamıdır. Özellikle Önderlik üzerindeki tecride, Önderlik üzerinde yürütülen işkenceye karşı bir cevap olmaktadır. Burada da büyük bir direniş ve başarılı eylemler gerçekleşmektedir. Her ne kadar her alanda halkımız üzerinde operasyonlar devam ettirilse de Şemzînan ve Çelê eylemleri “sizler ne bizi ne de halkımızı bitiremezsiniz” mesajlarını düşmana vermektedir. Her zaman direniş devam edecektir. Burada da halkı için canını feda eden yoldaşlarımız büyük kahramanlıklar sergilediler. Onları da her zaman saygıyla anıyoruz. Bu mücadele asla sönmeyecektir, her zaman daha da güçlenerek devam edecektir. Atılan her güçlü adım bizim için bir başarıdır. Daha güçlü bir katılımı yaratıyor.

Bu süreçte Kürt kadınlarının üzerine düşen görevler nelerdir?

Kadın gerillalar olarak bizler kendimize Şehit Beritan hattını esas alıyoruz. Bu hat kadın iradesini, kadın gücünü göstermektedir. Bizim bu çizgiye, halkımıza, Kürdistan topraklarına sahip çıkmamız gerekmektedir. Bir kültür olarak bunları korumalıyız. İnsan doğru amaçlara sahip olmalıdır. Kadın toplum içerisinde 15 Ağustos ruhuyla harekete geçmeli ve bu çerçevede bir direniş sergilemelidir. Bu süreç daha çok Rêber Apo’nun emeği, şehitlerin emeği ve anaların emeği ile gerçekleşmiştir. Herkesten daha fazla kadınlar olarak bizlerin özgürlüğe ihtiyacımız vardır. Bu bilinçle ve anlayışla mevzilerimizi bırakmamalı, daha da güçlendirmeli ve Rêber Apo’nun özgürlüğünü elde etmek için mücadeleyi güçlendirmeliyiz. Çünkü gerçekten de Rêber Apo’nun özgürlüğü hepimizin özgürlüğüdür.

SİNAN ŞAHİN