RUHENDA AMED/ŞÛJIN/REQA


DAİŞ çetelerinin Reqa’yı işgali sırasında zorla evlendirilen Düha Mistefa Hammad, kente getirilen iki esir Êzîdî çocuğun kaçışına yardım ettiği için işkence edildi. QSD tarafından kurtarılan Mistefa Hammad, karanlığın simgesi çarşafı atar atmaz, halen esir olan üç kız kardeşini kurtarmak için özgürlük savaşçıları arasında yerini aldı. 

Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) desteğiyle yaşama yeniden tutunan kadınlardan biri de Düha Mistefa Hammad. Zorla evlendirildiği DAİŞ çetesinin elinden kurtarılan Düha, şimdi çetelerin zulmü altında bulunan 3 kız kardeşi için savaşmak istiyor.


‘Zindan hayatı yaşadım’

Arap bir babanın ve Türkmen bir annenin kızı olan Düha, daha küçük yaşta babasını kaybedince ve annesi de kendilerini terk edince üç kardeşiyle birlikte hayata tutunma mücadelesine mecbur kalır. Dördüncü sınıftan sonra okuldan alınır, üvey kardeşlerinin eziyeti başlar. DAİŞ’in kenti işgal etmesi ardından üvey kardeşinin eşi, onu Sudanlı bir DAİŞ çetesiyle evlendirilir ve diğer kardeşlerinden koparılır. 

Evlendirildikten sonra evden dışarı adımını bile atamaz. Düha, o günleri şöyle anlatıyor: “Evlendirildiğim hafta boşanmak istedim, fakat çeteler böyle bir hakkım olmadığını söyledi. Evin içinde zindan hayatı yaşıyordum. 3 ay sonra hamile olduğumu öğrendim. DAİŞ’li olan eşim bir aylık çocuğumu aldırmamı istedi. Buna karşı çıktım. Hamile olduğum süre içinde de zindan hayatı yaşıyordum. Çeteler kadını kendi istekleri doğrultusunda kullanıyorlardı.”


Esir Êzîdî çocukları kurtardı

Hemen hemen kentteki bütün kadınların aynı muameleye tabi tutulduklarını söyleyen Düha, en kötüsüne ise ‘savaş ganimeti’ adı altında kente esir olarak getirilen Êzîdî kadınların maruz kaldığını ifade etti. 

Düha, kaçışına yardım ettiği iki Êzîdî kız çocuğunun hikayesini şöyle anlattı: “Bir gün eşim yanında 2 kız çocuğuyla eve geldi. Bizim gibi örtülü olmadıkları için ilgimi çekti, kim olduklarını sordum. ‘Bunlar kafirdir, Êzîdîler’ diye yanıt verdi. Benden onlarla irtibata geçmememi, konuşmamamı istedi. Eşimin evde olmadığı bir anda konuştum. Birinin yaşı 13, diğerininkiyse 16’ydı. Kaçmak için benden yardım etmemi istediler. Onlara yardımcı olmaya çalışacağımı söyledim. Akşam olunca eşim tanımadığım bir adamla eve geldi, Êzîdî kızları görmeye gelmişti. Konuşmalarına kulak kabarttım, her birini 22 bin dolar karşılığında satacaklarını söylediler. Ayrıldıkları anda kapı komşumdan yardım istedim. Onlarla birlikte kimsenin evde olmadığı bir anda o çocukları gönderdik. Türkiye’ye geçtiklerini duydum, sonra ne oldu bilmiyorum.”


Elektrikli, kırbaçlı işkence

Düha, çocukları kurtarmakla bir nebze de olsa DAİŞ’ten intikam aldığı hissine kapıldığını ifade etti, ardından yaşadıklarını anlattı: “Akşam olunca eşim eve geldi, çocukları bulamayınca bana yöneldi. Onlara yardım ettiğimi inkar ettim, bana inanmadı ve dövmeye başladı. Sonra El Hisba dedikleri DAİŞ asayiş birimine götürüp teslim etti. Bir hafta boyunca elektrik, kırbaç gibi çeşitli yöntemlerle işkence ettiler.”


Çocuğunu elinden aldılar

Zindandan çıktıktan sonra arkadaşının evine sığındığını anlatan Düha, 3 ay sonra çocuğunu dünyaya getirir. Haberi alan DAİŞ çetesi eşi “arkadaşların kafirdir” diyerek 25 günlük çocuğunu Düha’dan alır. Operasyonun 40. gününde kurtarılan sivil kafilesinin içinde Düha da vardı. 


‘Yerin dibine batsın bu karanlık’

Kadınlara zorla giydirilen siyah çarşafla geldiği YPJ noktasında katılım yapma talebinde bulunan Düha, röportaj esnasında üzerindeki kara çarşafı fırlatıp “Yerin dibine batsın bu karanlık, zafer bizimdir” diyerek zılgıt çekti. Kız kardeşlerini esir tutan DAİŞ’lileri teker teker tanıdığını belirten Düha, kendi elleriyle intikamını almak istediğini söylüyor.