1 Kasım seçimlerinde Hile ve hırsızlık bile denilemeyecek ve ancak gasp denebilecek bir komplo ile halklarımızın tercihi yok sayılmış ve iktidara el konulmuştur. Tüm baskı, şiddet ve hilelerin ötesinde AKP tarafından yapılandırılan ve denetime kapatılan YSK bünyesinde seçim sonuçları AKP lehine düzenlenmiş ve yandaş medya aracılığıyla topluma dayatılarak devlete el konulmuştur.
Seçim öncesi saldırganlığı on katına çıkaracağını ilan eden AKP faşizmi karşısında gerçek duruşun ve direnişin nasıl olması gerektiğini özerk yönetim ilanı gerçekleştiren halkımız net ortaya koymuştur, koymaktadır.
1 Kasım seçimlerde Kürt halkı Kürdistan’ın genelinde özyönetim hamlesini oylamış ve yüzde 90’lara varan bir oy oranıyla kabul ettiğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Bunu en büyük baskı, zulüm ve katliam koşullarında yapmıştır. Böylece çözümden ne anladığını hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya koymuştur.
Bu kararlı tutum sadece Kürt halkının değil halklarımızın tek özgürlük seçeneğidir. Türkiye demokrasi güçleri buna göre kendini yapılandırır ve bir demokrasi bloğunu bu temelde oluşturabilir, demokrasi mücadelesini sokağa taşıyabilirse, halklarımız barış ve demokrasiye ulaşabilecektir. Bunun dışındaki tüm arayışlar ve yaklaşımlar koşullarını ve şartlarını AKP’nin belirlediği bir alanda sonuçsuz kalmaya ve boğulmaya mahkûmdur.
Seçimlerde HDP’nin oy kaybını öz yönetim hamlesine ve gerilla direnişine bağlayan yaklaşımlar devletçi, oportünist ve yılgın yaklaşımlardır. AKP yanında bu anlayışa karşı da mücadele bizi beklemektedir.
Bu gasp operasyonunun tek amacı AKP iktidarını ayakta tutmaktır. AKP iktidarını kalıcı kılmak ise Kürt özgürlük direnişinin tasfiye edilmesinden geçmektedir. Dolayısıyla AKP tüm gücüyle kalıcılığını sağlamak için Kürt halkına karşı savaşı derinleştirmiştir. Kürdistan’ın kuzeyinde bir iç savaş boyutlarında süren bu savaş sadece Kürdistan’ın Kuzeyiyle sınırlı değildir. Rojava’ya dönük, yine Kürdistan’ın Güneyindeki PKK varlığını hedefleyen, KDP’yi de kendine katan bir saldırganlık biçiminde gelişmektedir.
Akp’nin büyük seçim komplosuna karşı büyük güçler sessiz ve seyirci kalmışlardır. Sonucundan en iyi biçimde yararlanmaya çalışacakları ortadadır. Bu temelde Kürt özgürlük güçlerini her parçada, özellikle de Rojava’da zorlayacakları, çok fazla misyon biçmeyen ve ilişkilerini resmileştirmeyen bir yaklaşımda olacakları şimdiden görülmektedir.
AKP bu komplo sonuçlarını taşıyamayacak kadar parçalı, toplumdan dışlanmış, uluslararası prestiji sıfırlanmış Türkiye tarihinin en zayıf iç savaş rejimi olarak tarihe geçecektir. Her koşul ve her yerde direnişi esas alan halklarımız Türkiye’nin demokratikleşmesini olduğu kadar, Rojava devriminin bir özgürlük alternatifi olarak kabullenilmesini ve Güneydeki KDP boyunduruğunun kırılmasını imkan dahiline sokmuştur. Bundan sonraki görev bunları başarıya ulaştırmadır.