İsviçre Gündemi

Suriye oturumları Lozan'da yapıldı. Ortadoğu, Kürtler ve azınlıkların kaderi, Osmanlının dağılmasından sonra Lozan’da çizilmişti. ‘Yeni Lozan’ ise Sultan Erdoğan'ın Osmanlı hayallerinin depreştiği bir dönemde yapıldı. Her ne kadar ilk Lozan tarzı bir buluşma ya da anlaşma içeriği olmasa da, Türk basını ve siyasal iktidar Lozan'da bulunmasına özel bir anlam verdi. Hatta yalan haberlerle buluşmanın Lozan anlaşmasının yapıldığı Beau-Rivage Palace Oteli’nde yapılacağı yazıldı. Oysa Lozan anlaşması Chateau D'Ouchy Hotel'de yapılmıştı. Ve Lozan toplantısına Lozan anlaşmasını imzalamayan ABD’nin dışında İran, Rusya, Türkiye, Arabistan, Irak, Mısır ve Katar Dışişleri Bakanları katıldı. 
Türkiye devleti, Lozan'da Osmanlı’nın kaybettiği topraklardan sonra Misak-i Milli ile yetinirken, şimdi Osmanlı’nın kaybettiği topraklara yayılma emelleriyle Lozan'a katıldı. Türk basınının yalan dolan haberlerinin aksine temel bir aktör değil, bir figüran olarak yerini aldı. Burada bir hatırlatma yapmak lazım. Bugünkü Lozan toplantısının ana gücü ABD, Lozan anlaşmasını imzalamayan tek ülke. ABD Başkanı Wilson prensiplerin 12 maddesinde, "Osmanlı İmparatorluğu’nun, nüfusunun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bölümlerinde Türk egemenliği güvence altına alınmalı; İmparatorluk sınırları içindeki diğer ulusların yaşam güvenlikleri ve özerk gelişimleri sağlanmalıdır. Çanakkale Boğazı, uluslararası güvenceler altında tüm gemilere ve ticarete sürekli olarak açık hale getirilmelidir" denildiği ve Türkiye bunu kabul etmediği için Amerika Lozan'ı imzalamamıştır. 
Türkiye Müslüman olmayanları azınlık kabul ederken, Kürtleri azınlık saymamış adeta varlıklarının ve haklarının belgelere yansımasını engellemiştir. Anlaşmayı Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya imzalamıştır. Aynı Türkiye bugün de Kürtleri yok sayarak yeni bir Lozan yaratmak istemektedir. Eğer bu kafayla da devam ederse kaybedeceği Kürt topraklarından sonra yeni bir ‘Misak-i Milli’yi daha ilan etmek zorunda kalacaktır. Ama bugünkü durum 1923'lerden çok farklıdır. Bu sefer dünyanın kabul ettiği bir Kürt iradesi vardır. Kürtler Lozanı parçalamıştır. 
Bugün Kürtler Ortadoğu’nun en temel gücü haline gelirken, Türkiye Ortadoğu’nun baş belasına dönüşmüş ve halkların nefretini kazanmıştır. Yeni bir Lozan'da Kürtlere rağmen bir karar alınamayacaktır. Kürtlerin olmadığı hiç bir anlaşmanın hayat bulması mümkün olmayacaktır. Türkiye sadece ve sadece Kürtlerin yükselişini engellemek için masada olacak, ama kükremekten öteye bir rol alamayacaktır. 

Üçüncü kuşağa doğrudan 
vatandaşlık reddedildi
Birçok Avrupa ülkesinin aksine, İsviçre'de doğanları İsviçre'de vatandaşlık hakkına sahip olamıyor. Söz konusu durumun diğer Avrupa ülkeleri seviyesine getirilmesi için yapılan girişimler sonuç vermedi. İsviçre Parlamentosu ülkede doğan 3. kuşak göçmenlerin otomatik olarak İsviçre vatandaşlık hakkı kazanmasını reddetti. Bunun yerine kolaylaştırılmış vatandaşlık hakkını benimsedi. Benimsenen karar da ise 3. kuşak başvuru sahibinin Dede ya da büyük annesinin İsviçre vatandaşı olması koşulunu getirdi. Kolaylaştırılmış vatandaşlık hakkı dışında geriye 3. kuşağın da normal vatandaşlık başvurusu yapması ve istenilen kriterlerin karşılanması durumunda vatandaşlık verilmesi kararlaştırıldı.