Binyıllardan beri birçok gerçeğin sır gibi saklandığı aşikar. Ama artık Kürdistan’da yürütülen birçok oyunun perde arkasında kimlerin saklandığının pek fazla bir önemi yok. Çünkü Kürt halkı başta olmak üzere tüm dünya bunu bilmektedir. En son Cizre’de, Nusaybin’de ve Sur’da insanlar bodrumlarda diri diri yakıldı. Ve sonra da hiç bir şey yapılmamış gibi bu olayın üstü kapatılmaya çalışıldı. Sonra mı?

Bu kadar haksızlığın, katliamın olduğu yerde halkın yaşadıkları acıların bedeli olmayacak mıdır? Ya da unutulup öylece geçeceği mi zannedildi. Elbette her şeyin bir bedeli olduğu gibi yapılan haksızlıklarında bir bedeli olacaktır. Mesela her şey de “yüksek gerilim” deyip geçmemek gerek. En son Şırnak’ta HPG gerillaları tarafından yapılan eylemin taktiksel bir önemi vardır. Özellikle de Skorsky’nin içinde Tümgeneral Aydoğan’ın oluşu, yapılanların er geç bir cevabı olacağını bir kere daha bizlere gösterdi. Kürt halkına yaşatılanların hükümetin yanında kalmayacağı bir kere daha ortaya konuldu bu eylemle. Kürdistan’da gerçekleştirilen birçok katliam, faili meçhulde Aydoğan’ın parmağı olduğu biliniyor. Eski JİTEM üyesinin de içinde olduğu bu eylemin sonuç vermesi TC’ye tarihi bir cevap niteliğini taşımaktadır. 

Diyarbakır-Bağlar’da “Laz Kemal’in Selamıyız!” şiarıyla yapılan eylemden sonra Şırnak eylemi büyük bir anlam taşımakta ve AKP hükümeti başta olmak üzere insanlık değerlerine düşman olan herkese mesaj vermektedir. Bu yüzden halk için de büyük bir moral teşkil etmektedir. 2017 yılında böylesine taktiki yönden zengin eylemlerle sürece giren HPG ve YJA Star gerillaları Kürdistan’da yürütülen kirli siyaseti taşıyan zihniyete ağır darbeler vurmaktadır. 

Tarihte yaşanılanlar hiç bir zaman silinmediği gibi günü geldiğinde de hesap ister. Ve hesaplaşma günü geldiğinde acıları taşıyan halkın çocukları anlamlı öfkeleriyle intikamlarını da almasını bilirler. Tıpkı bu dağlı çocuklar gibi. Yani geleceğe, Kürt çocuklarına gülümseyen anılar bırakacaklarının sözlerini vermiş bu savaşçılar her gün biraz daha kendilerini aşarak, feda ederek yürüyorlar. Kemal Pir, Haki Karer ve Saraların ardılları olduklarını sözleriyle ve eylemleriyle ispatlamaktalar. Geçmişte Esat Oktaylara baş eğmeyen onun zihniyeti karşısında direnen devrimcilerin duruşu nasılsa, günümüzde yine aynı zihniyeti taşıyan AKP ve tek adamı Erdoğan karşısında da direnen bir halk gerçekliği ve öz savunması durmaktadır. Bunun farkında olan AKP aslında ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Nasıl mı? Mesela bitirdim ha bitirdim dediği PKK’ye gücü yetemediği için çareyi Kürdistan’da genç kızların, çocuklara saldırmakta buluyor. Cinsel istismarı bugünlerde yoğunlaştıran AKP hükümeti bunu özelde direnişin, yurtseverliğin olduğu yerde geliştirmek ve yaymak istemektedir. Bu yüzden Kürt halkının bu oyunlara daha fazla duyarlı olması ve sonuna kadar mücadele etmesi önemlidir. Öz savunma bu nokta da devreye girer. Bir halk içerisinde kadının hedef alınışı ahlaka, kültüre yapılan saldırılardır. Aslında kadın şahsında o halkın tüm değerlerine yapılan bir saldırıdır. Yani şu mesajı vermekte: “Ben kadınlarınız şahsında kültürünüze, değerlerinize saldırarak sizleri yok ediyorum.” Buna karşı da Kürt halkının da vereceği cevap ahlaki ve politik bir toplum için mücadelelerini yükseltmeleri gerekir. Gerilla dağda büyük bir mücadele verirken metropollerde de halkın kendi öz savunma sistemlerini korumaları önem taşımaktadır. 

Bir halka bu kadar tahammülsüzlük tarihten beri günümüze taşındığını bir bir görmekteyiz. Tek çözümün mücadele olduğunu 5. manifestosunda dile getiren Abdullan Öcalan, Kürt halkı şahsında değerlerini korumak isteyen tüm halklara büyük bir yol göstericisi olmuştur. Bu yüzden de Erdoğan kadın başta olmak üzere tüm değerlere saldırıya geçmekte ve kültürel soykırımı planlamaktadır. 

Kürt halkının mücadelesine, dağlı savaşçıların görkemli direnişine büyük bir tahammülsüzlük taşıyan Erdoğan elinde çok fazla bir şey kalmayınca medya üzerinden her türlü yalanla, oyunla kendi propagandasını yapmakta. Buna kim inanır? Her şey bu kadar açıkken, ortadayken bu kadar çabalamaları da çaresiz kaldıklarının ifadesidir. Yani aslında yenilgi çoktan olmuş da kabul edeni yok misali AKP kendi sonunun geldiğini görmek istemez gibi gözlerini hakikate kapatmış. Bizler de şunu diyelim; gözler daha ne kadar hakikatin ışığından yumulabilir ki! Bu sadece kendini kandırmaktan başka bir şeyi ifade etmeyecektir.