
Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla Xirvatê Beldesi'nde düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan 28 kişi, önceki gün Van Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılık ifadesinde 9 kişi serbest bırakılırken 19 kişi ise tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Gece geç saatlere kadar süren ifade işlemi ardından geçici köy korucusu 4 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, Büyükçiftlik Beldesi Merkez Mahallesi Muhtarı ve geçici köy korucusu Mecit Güler, BDP Büyükçiftlik Belediye Meclis üyeleri İkram Ceylan, geçici köy korucuları Reşit Güler, Ubeyt Onat, Fethi Tatlı, Rıza Yanık, Burhan Yanık'ın da aralarında bulunduğu 15 kişi "örgüte yardım ettikleri" suçlamasıyla tutuklanarak Van F Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi.
Dün de 9 gözaltı
Antep ve Erzincan'da ise dün sabah gerçekleşen ev baskınlarda 9 öğrenci gözaltına alındı. Antep'te dün sabaha karşı birçok eve baskın düzenlendi. Sabır Cengiz, M. Bahattin Albayrak, Cengiz Çakmak, Erhan Urak ve soyadı öğrenilemeyen Vahap adlı üniversite öğrencileri gözaltına alınarak Antep Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
Erzincan'da da birçok eve eş zamanlı baskın yapıldı. Erzincan Üniversitesi öğrencisi olan Erzincan Demokratik Öğrenci Derneği yönetici ve üyesi gençlerin evlerine ve öğrenci yurduna yapılan baskında, Bedir Kanella, Mehmet Sıddık Yılmaz, Murat Tak, Saadet Hocaoğlu isimli öğrenciler gözaltına alındı. Erzincan Emniyet Müdürlüğü'nde tutulan öğrenciler 'KCK gençlik yapılanması'nda yer almakla suçlanıyor.
Aydın'da gazete dağıtımı yaptığı esnada gözaltına alınan Azadîya Welat Gazetesi çalışanı Zerga Öztürk ile BDP Ovaeymir Belde Başkanı Ahmet Karataş ise serbest bırakıldı.
Operasyonlara tepki
Urfa'da BDP ve Kürt kurumlarına yönelik 'KCK' adı altında gerçekleşen operasyonda gözaltına alınan 30 kişinin sorguları devam ediyor. İHD Urfa Şubesi dün yaptığı açıklamayla gözaltılara tepki gösterdi. İHD Urfa Şubesi Başkanı Celal Babaoğlu, BDP Urfa Eşbaşkanları, yöneticileri, BDP ilçe başkanlarının yanı sıra MEYA-DER Urfa temsilcisinin gözaltına alındığını hatırlatarak, toplumda "siyasi operasyon" olarak algılanan bu hukuksuzlukların bir an önce son bulmasını talep ettiklerini ifade etti. Son bir yıl içerisinde Urfa'da BDP'nin 2 il başkanın tutuklandığına dikkat çeken Babaoğlu, "Tutuklama ve gözaltılar örgütlenme ve siyaset yapma haklarına açık birer saldırıdır. Bu gözaltı ve tutuklamalar ile bu siyasi partiye oy veren ve destekleyen kişiler de cezalandırılmakta iradeleri hiçe sayılmaktadır" diye konuştu.
Bitlis'in Tatvan İlçesi'nde ise askeri ve siyasi operasyonlar protesto edildi. BDP, Tatvan'a bağlı Kınasor(Yediveren) Köyü kırsalında başlatılan operasyona ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamaya BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu da katıldı. Zenderlioğlu, "AKP Hükümeti Kürt halkı üzerinde faşizan politikalar uyguluyor. Yıllardır çatışmalarda yaşamını yitirenlerin aileleri olarak bu ülkede barışın sağlanmasını istiyoruz. Askeri ve siyasi operasyonların son bulmasını istiyoruz" dedi.
Adana Özgürlükler Derneği üyeleri de İnönü Caddesi'nde basın açıklaması yaparak, 10 ilde 100'ü aşkın Halk Cephesi üyesinin gözaltına alınmasını protesto etti.
HABER MERKEZİ
Tokat'ta Kürt öğrenci olmak!
Tokat'ta okuyan Kürt öğrencilerin piknik ve konser düzenleyerek fotoğraf çekmeleri, Kürtçe şiir yazmaları “PKK üyesi” olmaları ve kafalarına silah dayayarak gözaltına alınmaları için yetti. Yerel gazeteler de “teröristler yakalandı” başlıkları attı.
“PKK’nin gençlik yapılanması DYG-M’ye üye oldukları” iddiasıyla 3 Mayıs’ta gözaltına alınan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde okuyan 10 Kürt öğrencinin yaşadıkları, Türkiye'ye yakışan türden. Öğrencilerin olağanüstü bir operasyonla abartılarak gözaltına alınmasına dayanak olan “deliler” ise düzenledikleri piknik ve konserde çekilen fotoğraflar, yazdıkları Kürtçe şiirler oldu. 3 Mayıs sabahı saat 06.30’da öğrencilerin kaldığı evler özel harekat polislerince basıldı. Baskın esnasında öğrenciler yerlere yatırılarak, kafalarına silah dayandı, "teslim ol" çağrıları yapıldı!
Öğrencilerin gözaltına alınışını “10 terörist yakalandı” manşetiyle veren yerel gazetelerin tutumu ise “çorbada bizim de tuzumuz olsun” kabilinden.
Gözaltındaki öğrencilerin ailelerine de ulaşan polis, baskında “ele geçirilen” piknik ve konser fotoğrafları, telefon görüşmeleri, Kürtçe şiirleri göstererek, “çocuklarınız bunlarla uğraşıyor” dedi.
Rektörler de iş başında
Kürt oldukları için ev kiralamakta da sıkıntı yaşayan öğrencilere yönelik yaklaşımlar bununla da kalmıyor. En basit gerekçelerle rektörlük tarafından cezalandırılmayla da karşı karşıya kalan öğrenciler, masaya yazı yazarak “kamu malına zarar verdiği” gerekçesiyle bir yıl boyunca okuldan uzaklaştırma alabiliyor.
Avukatlar nasibini aldı
Gözaltı süreleri 7 Mayıs Pazartesi sabahı bitmesine rağmen öğrenciler, elleri kelepçeli bir vaziyette fiili olarak gözaltında tutulmaya devam edilerek, akşam vakti serbest bırakıldı. Öğrencilerin avukatlarından, aynı zamanda IHD Ankara Şube Başkanı Halil Ibrahim Vargün ile Avukat Cengiz Yürekli de hukuk dışı ve keyfi uygulamalardan nasibini aldı. Av. Yürekli, 6 Mayıs Pazar günü Tokat’a giderek karakolda tutulan öğrencilerle görüşmek istediklerini, ancak 'avukat istemiyorlar' denilerek geri çevrildiklerini ve soruşturma dosyasının da ‘gizlilik kararı var’ gerekçesiyle verilmediğini söyledi. Yürekli, "Savcı kesin talimat vermiş’ dediler. Aileler gelmiş karakola, onlara gösteriliyor ama bize gösterilmiyor. Aslında gizlilik kararı da yok. Ailelere telefon kayıtlarını dahi göstermişler. Bizzat Emniyet amiri kendisi görüşmüş ailelerle. ‘Çocuklarınız böyle şeylere karışıyor’ demiş. Dikkat çekici” diye konuştu.
Olmayan gizlilik kararı
Gizlilik kararının kendilerine açıklanması için Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçe verdiklerini söyleyen Av. Yürekli, savcının kendilerine “Beni rahatsız etmeyin. Çıkın dışarı. Sizden mi öğreneceğim? Nereye giderseniz gidin” diyerek odasından kovduğunu, bu sırada polislerin kollarını tutmak suretiyle müdahale etmeye çalıştığını dile getirdi. Durumu Baro Başkanı'na bildirdiklerini anlatan Yürekli, gizlilik kararını veren Sulh Ceza Mahkemesi’ne gittiklerine ancak sonuç alamadıklarını söyledi. Yürekli, "Savcıdan yazılı gizlilik kararı istedik, vermedi. Vermesi gerekiyordu. Yani orada avukatlara bunları yaptılar, kim bilir öğrencilere neler yapılıyor?” diye sordu.
Hakim yokken alınmış karar
“Gizlilik kararı biz başvurduktan sonra alınmış” diyen Av. Vargün de şunları dile getirdi: “Hakim de orada yok. Hakim keşifte ama bir şekilde almışlar gizlilik kararını. Telefon dinlemeleri var, savcının dosyayı göstermemesinin sebebi bu. Fiilen zorluk çıkarmasının nedeni bu. Bundan haberdar olmamızı istemedikleri için dosyayı göstermiyorlar. Savcının yaptığı usulsüzlükleir ayrıca Cumhuriyet Başsavcısı’na da söyledim. Öğrenciler ifade işlemleri bitmesine rağmen karakolda, bir gün boyunca keyfi olarak bekletilip, savcılığa çıkarılmıyor.”
Savcının haberi yokmuş!
Savcıyla 7 Mayıs günü 14.00-15.00 saatleri arasında tekrar görüştüklerini kaydeden Vargün, “Öğrencilerin gözaltı sürelerinin sabah 06.30 itibariyle dolduğunu söyledik. Bir an önce mahkemeye sevk edilmeden bırakılmaları gerektiğini söyledik. Yapılan usulsüzlüğü anlattık. Savcı 'özgürler' dedi. Ama dışarıda polis nezaretinde kelepçeli olduklarını, fiili gözaltı olduğunu söyledik. Haberim yok, dedi. Kapının önünde haberinin olmaması mümkün değil. Kelepçelerin sökülmesini talep ettik. Daha sonra öğrenciler serbest bırakıldı” dedi.
İBRAHİM AÇIKYER - ANF/ANKARA