• Türkiye’nin Kürt sorununu çözmemek için her türlü yolu denediğini belirten DİB'den Zeki Tombak, Savaş politikalarının tüm ülkeye kaybettirdiğini; yüz yıllık geleneksel kodların değişmesi gerektiğini söyledi.

Demokrasi İçin Birlik (DİB) Koordinasyon Kurulu Üyesi Zeki Tombak, Türkiye’nin yaşadığı krizlerin kaynağında çözümsüz bırakılan Kürt sorunu olduğunu vurguladı. Sorunun özünde temel hak ve özgürlükler olduğunu vurgulayan Tombak, “Kürt sorununu sadece dağdaki gerilla değil, bunu bilmek lazım. Devletin uzun süredir Kürtlere yönelik sürdürdüğü bu savaş politikaları bütün Kürtlerin kalbini ve ruhunu zedelemiş durumda. Bu ülkede Kürtler ancak kendilerini Türk addettiği ölçüde vatandaştan sayılıyor. Türk addetmiyorsa da zorla ‘Türküm’ dedirtmeye çalışıyor, asimile ediyor. Kürtler bunu kabul etmediler ve buna karşı mücadele ettiler” dedi.

Savaş politikalarının tüm ülkeye kaybettirdiğini ifade eden Tombak, yüz yıllık geleneksel kodların değişmesi gerektiğini ve “Demokratik bir cumhuriyetten bahsediyorsak bunun içerisinde bütün halkları, inançları, toplumsal kesimleri gören, bunların Anayasal statüsünü tanıyan ve Kürt sorunu gibi kadim bir sorununda demokratik yollardan çözümü için elini taşın altına koyan, siyasi risk alan, cesaret gösteren bir yaklaşıma ihtiyaç var” diye konuştu. 
 
Savaşa oluk oluk para
 
Sorunun demokratik yollarla çözümünün mümkün olduğunu vurgulayan Tombak, “Zap'ta 17 Nisan’dan bu yana dağları, taşları bombalıyorlar. Sıkılan merminin haddi hesabı yok. Orada bayrak dikilmiş herhangi bir tepe de yok. Türkiye durmadan silah, mühimmat yığınak yaparak arazide uçaklar uçuruyor. Yine bununun lojistiği, akaryakıtı var. Şu anda orada akıl almaz bir şekilde oluk oluk para akıyor” dedi. 
 
Rojava'yı da hedef alıyor
 
Federe Kürdistan’da sonuç alamayan Türkiye’nin, Kuzey-Doğu Suriye’yi hedef aldığına işaret eden Tombak, şöyle devam etti: “Türkiye, Zap'ta elde edemediği zaferi Rojava'da almak istiyor. Erdoğan, DAİŞ'in yenilgisini bir türlü sindiremedi. Sadece orada Kürtler statü elde ediyor diye değil, yeni bir hayat da inşa ettikleri için Türk devlet aklı istemiyor. ‘Bunu nasıl yok ederim’ dsorusu uykularını kaçırıyor.”
 
Hukuksuzluk kaçınılmaz
 
Savaş politikalarının aynı zamanda hak ihlalleri yarattığına dikkat çeken Tombak, şunları dile getirdi: “Bir yerde savaşın uzun sürmesi aynı zamanda o ülkede hukuku ve adaleti de ortadan kaldırır. Hukuksuzluk bir yerde başlamışsa ülkenin her yerine yayılır. Kimse kendini bundan azade görmemeli. Demokrasiyi orada rafa kaldırıp burada inşa edemezsiniz.” 
 
Kürtler üzerinden pazarlık
 
NATO zirvesinde Kürtlerin pazarlık konusu yapılmasını da değerlendiren Tombak, şunları söyledi: “Türkiye bütün devletlerle kurduğu ilişkilerde Kürt meselesi üzerinden pazarlık yapıyor. Hangi devlet Türkiye'ye ne satmak istiyorsa Kürt kartı üzerinden bunun pazarlığını yapıyor. Türkiye’nin başka hiçbir ulusal çıkarı yokmuş gibi sırf Kürt düşmanlığı üzerinden dış politika yürütüyor. Erdoğan, yaptığı görüşmelerde PKK’yi ‘terörist’ olarak kabul edilmesi ve hiçbir şekilde yardım edilememesini istedi. Dolayısıyla NATO'nun PKK’yi ‘terörist’ olarak zaten eski kabullerden birisi. Belki yarın, öbür gün NATO üyeleri bundan da vazgeçebilir. YPG-PYD için terörist demediler, ‘Askeri yardım yapmıyoruz, insani yardım yapacağız’ dediler. Peki, ne kazanıldı? F-16'ların Türkiye’ye satışı. Zaten Amerikan yönetimi, basınç yapıyordu. Amerika, 20 milyar dolarlık uçak ve modernizasyon kitini satmak istiyordu. Bunu Amerikan Başkanı’nın Türkiye’ye büyük bir kıyağıymış gibi gösterdiler. Türkiye, aslında hiçbir şey almadı. Sadece seçim öncesi, bir zafer ibi sunmak istiyorlar.” 

Öcalan özgürce konuşmalı
 
DİB olarak Kürt meselesinin demokratik barışçı çözümünü amaçladıklarını ifade eden Tombak, Meclis’i işaret etti. Tombak, şöyle konuştu: “Önce Kürt meselesini merkeze alan bir çözüm paketi için yola çıkalım. Yani önümüzdeki seçimler hayati bir seçim. Kürt meselesinin çözümü deyince bir sürü şey var. Bunun başında tecridin son bulması lazım. Abdullah Öcalan’ın özgürce konuşması lazım. Türkiye’de şiddetin ilk yükseldiği yer hep cezaevleridir. Cezaevleri Kürt yurttaşlarla dolu. Öncelikle siyasi tutsakları özgürleştiren adımların atılması lazım.” 
“Kürt sorunu çözülmeden hiçbir sorun çözülmez” diyen Tombak, şunları ekledi: “Kürt meselesinin demokratik, barışçıl, eşitlikçi çözümünü merkeze almayan hiçbir demokratikleşme paketinin Türkiye'de başarı olma şansı yoktur. Anayasanın köklü bir değişime ihtiyacı var. Tek adam rejimine kadar merkezileştirilmiş bu güçlerin tekrar dağıtılması lazım. Yerelde halk da bazı sorunlarını kendisi çözecektir ama halkın önünün açılması lazım.”  MA/İSTANBUL