Kürt düşmanlığı yarışında birinciliği elinde tutan faşist Erdoğan, her gün bozuk plak gibi “PKK'yi bitirdik” diyor. Aylardır nereye gidiyor, nerede konuşuyorsa bunu söylüyor.

Aslında Tayyip’in durumu Hırç meselesine benziyor. 23 Temmuz’da başlattığı savaşla pençeyi yemiş bir kere, kulaklarını, gözlerini, dokularını yitirmiş gelen gidene aynı şeyi tekrarlayıp duruyor. Tam bir psikolojik vakaya dönmüş durumda. Halüsinasyonlar görüyor. PKK ile yatıyor, PKK ile kalkıyor. PKK’nin celladı olduğunu, gözlerini kapattığında celladın gelip canını alacağını biliyor. Onun için uyuyamıyor. 

Herhalde sürekli bitirdik bitirdik dersem, emrimdeki basın da bunu tekrar ederse gerçekten biter ya da toplumda böyle bir algı yaratarak varlığımı bir süre daha devam ettirebilirim diye düşünüyor. 

PKK bitmişmiş! Bu nasıl bitirmişlikmiş ki, her gün onlarca polis ve askerin ölümü saklanmasına rağmen onlarcasının da cenazesi sağa sola gönderiliyor? Bitme ve bitirme anlayışları, hesapları sürekli öldürme ve sayılar üzerine olduğu için ne kadar çok yüksek sayı verirsek o kadar inandırırız diyorlar herhalde. Zaten verdikleri mevcut gerilla sayısı; katlettiklerini söyledikleri gerilla sayısıyla hiç uyuşmuyor. Bu bile yalanlarını çok açık ele veriyor. Verdikleri bilgilere göre PKK şimdiye kadar onlarca defa bitmiş, ama hala çok yoğun bir savaş sürüyor. Bir bitirmişlik varsa bu savaş nasıl oluyor da sürüyor? Kim yürütüyor bu savaşı? AKP ve uyduruk basını her gün bir yerleri bitiriyor, her gün yeni yerler fethediyor, her gün daha büyük projeler, planlar yapıyorlar. Bunun için Milli Güvenlik Kurulları topluyorlar, açıklama üstüne açıklama yapıyorlar. En son planları da küçük Kandilcikleri bitirmekmiş. Dünyada dostları arttırıp düşmanları azaltacaklarmış… Söz söylerken bir dönüp geçmişine bakmalı insan, ama bunlarda o yok, söylemleri demagojidir, temelsiz konuşmalardır. 

Saray’ın istihbarat örgütü başta olmak üzere MİT, polis ve jandarma istihbaratları ve özel savaş merkezinin ısmarladığı şeyleri yazıp çizmeyle görevlendirilmiş Abdulkadir Selvi de psikolojik savaş söylemlerini öyle allayıp pullayarak anlatıyor ki, programıyla, planlarıyla, söylemleriyle cumhurbaşkanından, başbakana ve bakanlara kadar herkesin her şeyiyle uyum içinde tıkır tıkır işlediği havasını yaratıyor. En çok da o PKK bitti, çöktü propagandasını yapanlar arasında. Yıllardır Mehmetçik basının söylediği şeyleri güncelleyerek kamuya sunarak kendilerini gülünç duruma düşürüyorlar. 

PKK demek Kürtler demek. Kürtler bugün tüm kültürel soykırım saldırılarına karşı direniyor ve ayakta durur haldeyse bunu PKK sağlamıştır. Dünyadaki herkes sevsin sevmesin PKK'nin bu hakkını teslim etmelidir. Tayyip Erdoğan da PKK'yi ancak bütün Kürtleri yok ederek bitirebilir. Herhalde bunu biliyor ve PKK'yi bitireceğim derken tüm Kürtleri bitireceğini ve soykırımı tamamlayacağını söylemek istiyor. Ham hayal, boş laftır bu tür söylemler. Kürtler hiçbir zaman bitirilemeyecek, boşuna uğraşılmasın. 

Kürtler şimdiye kadar AKP gibi hangi partileri görmedi ki, şimdi hiçbirisinin esamesi okunmuyor. DYP, ANAP, DSP, SP, RP.. nerede? Yeni nesil isimlerini bile bilmiyor bu partilerin. 

Kürtler AKP'ye kulak vermemeli, her yerde örgütlülüklerini geliştirmelidir. Gezi Direnişinin üçüncü yıldönümünü yaşadığımız bugünlerde Türkiye demokrasi güçleriyle ve Türkiye halklarıyla daha çok ilişki içine girmeli, ittifaklarını daha da güçlendirmeli AKP faşizmini yerle bir etmelidir.  

Öz yönetimlerini her yerde yaygınlaştırmalıdır. Devlet kurumlarını işlevsiz hale getirmelidir. Kendini yönetmenin resmiyette bir anlamı ve önemi olabilir, ama önemli olan toplumun kendisini yönetmesinde kararlı olmasıdır. Sivil itaatsizlik eylem yöntemleri başta olmak üzere her yöntemi kullanarak Kürtlerin devletten kopabileceğini ortaya koymalıdır. Vergileri ödememeli, askerliğe gitmemeli, mahkemelerini işlevsiz hale getirmeli, böylece devletin işlevi olmayan ve sömürgen karakteri dünya aleme gösterecek biçimde açığa çıkarılmalıdır. Askeri de, polisi de, memuru da işlevsiz hale gelecektir. Kürtler öz yönetimlerini ilan ederek bu kendini yönetmeye büyük bir adım atmıştır. Bu adımını her yerde kendini yönetebileceğini ortaya koyarak üst bir düzeye taşımalıdır. Bunun için de her yerde direnişini yükseltmelidir.

Direnmek, direnmek, her alanda direnmek! Kürt’ün kendisindeki geriliklere ve soykırımcı sömürgeci etkilere karşı direnmek, evde direnmek, işyerinde direnmek, sokakta direnmek, mahallede direnmek!  Devleti Kürdistan'da işlemez hale getirmek ve Kürtlerin kimseye muhtaç olmadığını herkese göstermek. Erdoğan’ın da, AKP’sinin de dünkü çocuk olduğu, bu halkın bin yıllardır yaşamını örgütlediği gibi bugün de yürütebileceğini AKP'nin gözüne sokmak. Kürtlerin kendi kendini yönetebileceğini ve Erdoğan gibi bir faşistin yönetimine muhtaç olmadığını herkese göstermek! Seferberlik ruhuyla direnişe geçme zamanıdır.