
Amed’de Anadil Günü nedeniyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konukevi’nde bugün yapılacak basın açıklaması ardından 23 Şubat’ta ise “Zimanê me rûmeta me ye” sloganıyla İstasyon Meydanı‘nda bölgesel bir miting organize edilecek. Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği (KURDİ-DER) tarafından gerçekleştirilen eylem ve etkinlikleri KESK Diyarbakır Platformu, kentteki birçok siyasi parti ve STÖ de destekliyor. KURDİ-DER Genel Başkanı Sabahattin Gültekin, amaçlarının yasaklı dil Kürtçe üzerindeki baskı ve hak ihlallerine dikkat çekmek olduğunu ifade etti. Kürtçe’nin yasak ve baskılara rağmen kendini korumayı başardığını ifade eden Gültekin, “Cumhuriyet kurulduktan sonra hem Kürt halkının hem de Anadolu’da yaşayan diğer halkların dilleri yasaklandı. Bu yasaklamalar, Anadolu’da yaşayan halkların dillerini ve kültürlerini yok etti. Ancak Kürtler bu konuda şanslıydı. Çünkü Kürtlerin dili ve kültürü bu toprakların derinliklerine kök salmıştı. Bunun için Kürtler şimdiye kadar asimilasyondan kurtuldu. Maalesef diğer halklar bu kadar şanslı değildi. Cumhuriyet dönemi ile birlikte bu halkların hepsi asimile oldu” dedi. Kürtlerin son 40 yıldır asimilasyon politikalarına karşı mücadele verdiğini belirten KURDİ-DER Başkanı, “Kürtler son 40 yıldır öyle güçlü bir mücadele yürüttü ki; artık kimse Kürtleri inkâr edemiyor. Ancak şimdi de Kürtlerin dil, kültür ve sanatını kabul etmiyorlar. Kürtler kendilerini öyle örgütledi ki, bunu da boşa çıkarttı” diyerek, yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Öğretmenler iş bırakacak
Eğitim Sen Diyarbakır Şube Başkanı Kasım Birtek, Türkiye’de anadilde eğitimin sorun olmaya devam ettiğini belirterek, “21 Şubat Dünya Anadil günü nedeniyle bölge genelinde iş bırakıyoruz. ‘Asimilasyon politikaları suçtur. Suça ortak olmuyoruz. Dolayısıyla itiraz ediyoruz. Bu politikalar sonucu hastalandık. Hastanelere gidiyoruz’ şiarı ile sevk eylemi yapacağız” dedi. “Büyük ve kitlesel bir miting olacak” diyen Birtek, “Öğretmen arkadaşlarımızı, kamu çalışanlarını o gün işe gitmeme ve iş üretmeme çağrısında bulunuyoruz. Önemli bir durumdur. Mitingin İmralı ile yapılan görüşmelere de bir etki yapacağını sanıyorum” şeklinde konuştu.
Deli gömleği parçalandı
İstanbul’da ise Anadil Günü nedeniyle bugün Taksim’de eylem yapılacak. Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) Genel Başkanı Altan Açıkdilli, İstanbul’da yapılan eylemde “Anadilimizin kimliğimiz ve kültürümüz olduğunu tüm topluma haykıracağız. Çocuklarımıza kendi anadilimizde güzel bir dünya, eşitlikçi ve özgürlükçe bir dünya bırakabilmek için anadillerimize sahip çıkacağız” dedi. Türkiye’de kaybolan ve tehlike altında olan dillere işaret ederek, “Şuan çok kritik günlerdeyiz var olma ya da yok olma eşiği denen yerdeyiz” diyen Açıkdili, Türkiye’de uygulanan tek tipleştirme politikalarına dikkat çekti. Açıkdilli, “Türk adı altında bir deli gömleği herkese giydirilmişti. Herkes kendini Türk zannediyordu. Herkes bir Oğuz masalına inanmıştı” dedi.
Lütuf değil mücadelenin sonucu
“Kürt halkına göreli verilmiş gibi görünen avantajlar aslında kimse tarafından verilmedi” diyen Açıkdilli, koşulların gelişmesinin yıllardır verilen mücadelenin sonucunda pratik bir durum olarak ortaya çıktığını belirtti. Açıkdilli, “Bu dillerin hiçbirisi anayasal güvence altında değil. Yani bir gün biri çıkar, ‘ben vazgeçtim’ der, her şeyi başa döndürebilir. Bu yüzden en önemlisi dillerin anayasal güvence altına alınması. Çünkü bir kültürün bir halkın yok olması bir dilin yok olmasıyla başlar. Dilini kaybettiğin vakit her şeyini kaybedersin” diye belirtti.
Dillere kilit vuruldu
“Türk Tarih Kurumu ile tarihin üzerine beton atıldı, dil kurumuyla da dillere kilit vuruldu ve böylece herkes Türkleştirildi” diyen Açıkdilli, Karadeniz’in Pontos diyarı olduğunu hatırlatarak, “Pontos’un anlamı ‘dostluk’tur. 1915 Ermeni ve 1917 Pontos soykırımının beraberinde getirdiği baskı politikaları sonucunda halka kendi dilini konuşmak kötü bir şeymiş gibi gösterildi. Halkların kimlikleri kategorize edildi. Karadenizliysen komiksindir, Kürtsen dağlısındır, adam bile değilsindir, Çerkezsen hainsindir, Ermeniysen ağıza alınmayacak her türlü küfür senin için mubahtır. Ve sistematik olarak bu devam etti” diye belirtti.
Seçmeli ders ve anadilde eğitim hakkı konularına da değinen Açıkdilli, “Anadilde eğitim hakkın yoksa seçmeli dersin gerçekte bir önemi yoktur” dedi. “Anadilin seçmeli olması bir çocuğun Kürtçe, Lazca, Gürcüce bir dersi seçmesi onun ötekiler kategorisine koyulması demektir” diyen Açıkdilli, “Halen ırkçı, tekçi bir söylemle hareket ediyorsunuz. Kendi anadilini konuşan kesime karşı ciddi bir baskı oluşturuyorsunuz. Bu anlamıyla da ‘buyur seçebilirsen seç’ diyorsun üstelik seçmeli olarak okuyabilmen için 10 kişinin de o dersi seçmiş olması gerekiyor. Bu anlamıyla hali hazırda dillerimize pranga vurulmuştur. Bu prangayı parçalamak zorundayız” diye konuştu.
Diğer halkları da etkiledi
“Kürtlerin bu onurlu duruşu, mücadelelerini yükseltmeleri, kendi dilleri ve kültürlerine sahip çıkması diğer halklarda da karşılık buldu” tespitinde bulunan Açıkdilli, şunları dile getirdi: “Bu topraklar halklar hapishanesine döndükten sonra bir beton atıldı ve insanlar kendi anadillerinde konuşamaz oldular. Kürt hareketinin bu ablukayı dağıtmakta çok büyük bir etkisi oldu. Çünkü Kürtler kendilerine bu ben kimim sorusunu sordular. Bu sorunun cevabıyla bir mücadele başladı ve Kürtler çok büyük bedeller ödediler. Cephenin bu kısmındaki mücadele ise Kürt halkının bugün gelmiş olduğu noktadaki mücadele gibi değil. Bu kesimde bir mücadele başlamış durumda aydınlar ve sanatçıları öncülüğünde. En şoven siyasi bir grup bile bir etkinlik yaptığında Lazca bir grup çıkartıyor, çünkü başka türlü o toplumla temas edemiyor. Kültür derin bir şeydir. Bu mücadeleye karşı tekçi ve ırkçı mücadele had safhada devam ediyor. Ancak halklar bu manipülasyonu aşacak ve bu ablukayı dağıtacak güçtedir. Tohum çatlamıştır, filiz yeryüzüne doğru kendini göstermeye başlamıştır. Bundan sonrası bu filizi büyütüp yeşertme zamanıdır.”
HABER MERKEZİ
Dil kırımı insan kırımıdır
İstanbul Kürt Enstitüsü, “dil kırımı tıpkı insan kırımı gibi insanlıkdışı bir suçtur” diyerek, Türkiye’yi yönetenlere bu çağdışı zihniyeti terketme çağrısında bulundu.
UNESCO Genel Sekreteri Irina Bokova, Dünya Anadil Günü nedeniyle yapıtığı açıklamada, UNESCO ile ilişkili bütün kuruluşlara, uzman kişi ve kurumlara çok-dillilik ve anadilde eğitim önemini herkese kavratmak için çalışmaları için çağrıda bulundu. Sadece UNESCO değil bugün dünyada birçok kişi ve kuruluşun dil ekolojisinin ve anadilde eğitimin önemini kavramış durumda olduğunu vurgulayan İstanbul Kürt Enstitüsü, “Bu kişi ve kuruluşlar dil kırımını da tıpkı insan kırımı gibi insanlık dışı bir suç olarak görmekteler” dedi. Ancak Türkiye’de egemen kesimlerin hala bu düşüncenin çok uzağında bulunduğuna vurgu yapılan açıklamada, “Anadilde eğitimin Türkiye’yi böleceğine inanmaktadırlar. Çünkü onlar hala dili ‘ses bayrağı’ yani egemenlik sembolü olarak görmekte, bu göklerde başka bir bayrağın dalgalanmasını istememektedirler. Oysa bizce anadilde eğitim Türkiye’yi bölmez ancak dil kırımı Türkiye’de bugün toplumu bölüyor. İstanbul Kürt Enstitüsü olarak Dünya Anadil Günü münasebetiyle Türkiye’yi yönetenlere bu çağdışı zihniyeti terk etmeleri ve bütün anadillerin korunup gelilştirilmesini anayasal güvence altına almaları için çağrıda bulunuyoruz” denildi.
Enstitü, başta Kürt halkı olmak üzere, dillelerine kelepçe vurulan bütün halklara ise dil kırımına karşı anadilinde eğitim için mücadele etme çağrısında bulunarak, “Dünya Anadili Günü; anadilini anasının ak sütü gibi helal gören herkese kutlu olsun” mesajı verdi.