• Dêrsim'in Pilvenk köyü, 18 Mart 1995'te devlet güçlerinin saldırısına uğradı, yakılıp yıkıldı, ziyaret alanları bile bombalandı; 35 aile zorla göç ettirildi. Aileler, 2004'ten itibaren tekrar dönmeye başladı. Bugün 30’u yeniden köyünde.
  • Yeniden onardıkları evlerine yerleştiler, bağ ve bahçelerini canlandırdılar. Elektrik, yol, su ve diğer sorunlarla da mücadele ediyorlar. Beklentileri ise göçe neden olan sorunun ortadan kalkması; Kürt sorununun çözülmesi.

 

Boşaltılarak yakılan Pilvenk köyü sakinleri, yıllar sonra yaşam alanlarını yeniden inşa ederek 90’lı yılların izlerini silseler de yaşadıklarını unutmadı.

Kuzey Kürdistan’da 1990’lı yıllarda binlerce köy ve mezra boşaltıldı, yakılıp yıkıldı. Yüz binlerce insan ise göçertildi. Köy boşaltmaları, yakmaları ve zorla göçertilme politikasının uygulandığı kentlerin başında gelen Dêrsim'de, OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre; 1994'te 183 köy, 823 mezra, 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi. O dönem boşaltılan ve yakılan köylerden biri de merkeze bağlı Pilvenk köyü idi. Köy, 18 Mart 1995'te yakıldı, daha sonra kutsal mekanları hedef alındı. Köyde bulunan Bonê Jiyarê isimli ziyaret alanı bombalandı, asırlık ceviz ve dut ağaçları yakıldı. 

35 aileden 30'u döndü

Pilvenk köyü boşaltıldığında 35 aile, Dersim merkez ve İstanbul gibi metropol kentlerin yanı sıra Avrupa’ya da göç etti. 2004 yılında yeniden geri dönüşler başladı. MA'dan Uğurcan Boztaş'ın haberine göre; bugün 35 ailenin 30’u yeniden yaşam alanlarında. Geri dönüş yaparak, köylerini yeniden onaran köy halkı, karanlık günlerin izlerini silse de yaşadıkları hafızalarında halen taptaze. Köye geri dönen ilk ailelerden biri olan Kasum Ailesi, zorlu günlerin sancısını en ağır şekilde yaşayan binlerce aileden biri. Kasum Ailesi, el ele vererek yeniden onardıkları evlerine yerleşti, bağ ve bahçelerini yeniden eski canlı günlerine kavuşturdu.

Veli Kasum anlatıyor

Şu an 70 yaşında olan Veli Kasum, köyden zorla çıkarıldığında 39 yaşındaydı. O dönem köylerinin çevresinde sürekli çatışmaların yaşandığını ve helikopterlerin sürekli hareket halinde olduğunu belirten Kasum, Dêrsim merkezde olduğu bir gün köyün bombardımana tutulduğunu söyledi. Kasum, şöyle devam etti: “Akşam saatlerine kadar köyümüz bombardımana tutuldu. O zaman köyde Bone Jiyarê isminde bir ziyaret yeri vardı. Köylüler bombalardan korunmak için oraya giriyor. Herkes kendi canının derdine düşmüş. Telefon geldi, 'köyde çok sayıda yaralı var' dediler. Herkesin öldürüldüğünü düşündük. Dönemin CHP'li Milletvekili Bekir Gündoğan’ın yanına gittik, ancak ‘Ben bir şey yapamam, kimse beni dinlemez’ yanıtı aldık. CHP’li bir Parti Meclisi üyesinin araya girmesiyle valilikten köye giriş için izin alabildik.

İki-üç günde boşaltıldı

Yollarda hep asker vardı. Köye gittiğimizde şarapnel parçasının isabet etmesi nedeniyle kayınvalidem yaralanmıştı. Onu hastaneye götürdük, tedavi oldu. Diğer köylülerin durumu iyiydi. Askerler bizi toplayarak ‘köyü terk edin’ talimatı verdi. 18 Mart 1995 idi. O zaman kar olduğu gibi duruyordu. Yollar açıldı, arabalar geldi köyü boşalttık. İki-üç gün içinde köy boşaltıldı.

Dumanlar yükseldi

Köy boşaltıldıktan hemen sonra dumanlar yükseldi. Köy dumandan belli olmuyordu. Bizi gören asker yanımıza geldi ve silahın namlusunu bize çevirerek 'nereye gidiyorsunuz' diye sordu. Biz de 'köyümüzü niye yakıyorsunuz' diye sorduk. Aralarında rütbeli olan biri, 'aklınız varsa geri döner gidersiniz' dedi. Köye gitseydik bizi öldürürlerdi. Kime hesap soracaksın ki. Köye yakın bir karakola gittik ama oradan da kovulduk, geri merkeze döndük. Köy öylece yandı."

Dayanamayıp döndüm

Hıdır Kasum, köy boşaltıldığında 56 yaşındaydı. Hayvancılık ve toprakla meşgul olan Kasum, 2004’te dönüşlerin önü açılır açılmaz geri dönerek, evini yeniden inşa etti. Bugün 87 yaşında olan Kasum, o günlerde yaşadıklarını şöyle aktardı: "Köylerimizi boşalttıktan sonra hayvanlarımız da gitti. Ben de İstanbul'a çocuklarımın yanına gittim. Bir sene dayanamadım geri döndüm. O zaman merkezde bir yer tuttum ve orada kaldım. Ardından köye geri geldim, evimi yaptım. Köylülerimiz de Dêrsim'e veya başka yerlere gitti. Kimsenin gelip gitmesine izin vermiyorlardı."

İlk ve son sefer değildi

Köylülerden İbrahim Kasum da 90’lı yıllardaki göçertme politikasının ilk olmadığına dikkat çekerek, Kürtleri kendi kimliğinden, inancından ve toprağından koparmak için çok sayıda seferler düzenlediğini hatırlattı. Köylerinin tarihi bir köy olduğunu belirten Kasum, “Belki de Dêrsim'de ilk ocak sistematiğinin kurulduğu bir köydür. Devletçi, iktidarcı sisteme karşı halkın o komünal, eşitlikçi, toplumsal değerlerinin burada yaşam bulduğu bir yerdir. Aynı zamanda hem tarihi hem de ruhani ve toplumsal bir özelliği var” dedi.  

Temel, Kürt sorunudur

İnsanların göçertilmesinin dillerinden, kimliklerinden ve inançlarından uzaklaşmalarına sebep olduğunu söyleyen Kasum, bunun yansımalarının günümüze kadar geldiğini ifade etti. “Göç edenlerin ruhlarında boşluklar oluştu” diyen Kasum, şunları ekledi: "Geri dönüşler oluyor ama bazı sıkıntılar var. Köyüne yerleşmek isteyenler elektrik, yol, su ve diğer sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyor. Göçe neden olan sebeplerin ortadan kalkması gerekiyor. Bu sorunun temel kaynağı Kürt sorunudur. Bu nedenle Kürt sorununun bir an önce çözülmesi gerekiyor. Devletin bu konuda adım atması gerekiyor." DÊRSIM

***

Doğduğum köyde ölmek istiyorum

Dêrsim'in 1987'de boşaltılan merkeze bağlı Bali mezrasının 5 kilometrelik yolu yapılamadığı için dönüş sağlanamıyor. Alişan Dönmez, "Ben orada doğmuşum, orada da ölmek istiyorum" dedi.

Aradan 39 yıl geçmesine ve şartlar değişmesine rağmen yapılmayan yol yüzünden evlerine dönemeyen köylüler, görüşmelerini sürdürüyor. ANKA'dan Caner Aktan'a konuşan köylülerden Alişan Dönmez, “Ben bu köyde doğdum. Burada büyüdüm. 1987'de biz buradan çıktık, burayı boşalttık. Dêrsim'de ilk boşaltılan köydür. Talebimiz yoldur. Şimdi oraya yol gitse çocuklarımız da biz de gideceğiz ama yolun yapılması, hizmetlerin devam etmesi lazım. Müracaatlarımız şu anda var yani. Vali Bey ile görüştük. Üç ay önceydi herhalde. Görüştük. 'Şu anda yol programımızda yok' dedi. Bize öyle bir cevap verdi” dedi.

Köye dönmeleri halinde üretim yapacaklarını ifade eden Dönmez, şöyle konuştu: “Şu anda derdimiz yoldur. Ben orada doğmuşum, orada da ölmek istiyorum. Köye gidersek, devlet bize el atarsa, yol götürürse gideceğiz oraya. Orada arıcılık da yapacağız, hayvancılık da yapacağız. Tam yeridir yani. Biz bunu istiyoruz. Devletten başka bir şey istemiyoruz. İstese iki ayda o yolu götürür. 5 kilometrelik bir yer. Eğriyamaç yolundan aldın mı direkt oraya gidiyor zaten. En fazla iki ay sürer, fazla değil.”

Müracaatlar sonuçsuz

Hasan Dönmez de bu mezrada doğup büyüdüğünü, mezranın 1987'de boşaltıldığını hatırlatarak, şunları söyledi: "Yıllardır yol için müracaatlarda bulunuyoruz, ancak herhangi bir adım atan yok. Defalarca valiler ile görüştük. Yolumuzun yapılacağını söylediler ama hiçbir adım atılmıyor. 70-80 tane koyunumuz vardı. Bizim dağlarımız geniş. Koyunları dağlara getirmek istiyoruz, ancak yol olmayınca gidilmiyor. Erzak yetiştirilmiyor. Erzak götürebilmemiz için yolun olması, ulaşımın sağlanması lazım. Buradaki dağlardaki bitki örtüsü hiçbir yerde yok. Aynen Munzur Dağları gibi. Burada arıcılık yapmak, buradan faydalanmak istiyoruz. Yol istiyoruz. Başka bir beklentimiz yok.”