• Rosa Kadın Derneği, kadınların çete tehdidi nedeniyle adliyeye dahi gidemediğini açıkladı. Dernek üyesi Esra Çiçek Mercan, bir kadının yaşadığını şöyle aktardı: “Cesaretimi toplayıp savcıya suç duyurusunda bulunacağım sırada bir bakıyorum, o kişiler yanımda bitiyor.”

 

Kadına yönelik şiddet yalnızca evlerde değil, mahallelerde de derinleşiyor. Fiziksel şiddetin yanı sıra dijital şiddet, ekonomik baskı, tehdit ve psikolojik şiddet vakalarında yaşanan artış, kadınların yaşamın her alanında şiddetle karşı karşıya bırakıldığını ortaya koyuyor. Kadınların destek mekanizmalarına erişiminin sınırlı olması ve cezasızlık politikaları ise şiddeti besleyen en önemli etkenler arasında yer alıyor. Amed'de faaliyet yürüten Rosa Kadın Derneği, bu tabloya karşı kadınlarla dayanışma ağları örerek şiddetle mücadele ediyor.

Jinnews’ten Pelşin Çetinkaya’nın haberine göre Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Esra Çiçek Mercan kadınların çete tehdidi ve dijital şiddet kıskacında olduğuna dikkat çekti.

Çete tehdidi 

Son yıllarda fiziksel şiddetin yanı sıra, dijital şiddet ve çete tehdidiyle karşı karşıya kalan kadınların başvurularında dikkat çekici bir artış yaşandığını söyleyen Esra Çiçek Mercan, “Geçmişte bize daha çok fiziksel şiddet ve partner şiddeti başvuruları geliyordu. Ancak son dönemde şiddetin biçimi değişmeye başladı. Özellikle dijital şiddet başvurularında ciddi bir artış var. Bunun yanı sıra Diyarbakır'da faaliyet gösterdiği ifade edilen bazı çetelerin mağduru olan kadınların başvuruları da oldukça arttı. Bu kadınlar arasında eğitimli olanlar da vardı. Çoğu, işle ilgili bir temas sonrasında bu yapıların hedefi haline gelmiş. Ardından hem maddi olarak sömürülmüşler hem de can güvenliklerine ilişkin ciddi kaygılar yaşamaya başlamışlar. Bu nedenle bize başvuruyor ve çözüm arıyorlar. Ancak çoğu dava açmaya dahi cesaret edemiyor. Çünkü suç duyurusunda bulunmaları halinde can güvenliklerinin olmayacağını düşünüyorlar” dedi.

Esra Çiçek Mercan, kadınların can güvenliği kaygısı nedeniyle şikayetçi olmaktan çekindiğini belirtti ve ekledi: “Bir başvurucu bunu şöyle ifade etmişti: ‘Cesaretimi toplayıp karakola ya da adliyeye gidiyorum. Tam savcıya suç duyurusunda bulunacağım sırada bir bakıyorum, o kişiler yanımda bitiyor. Sonra korkup vazgeçiyor ve eve dönüyorum.’ Kendisine dava sürecinde eşlik edebileceğimizi ve destek sunabileceğimizi söyledik. Ancak bildiğimiz kadarıyla henüz dava açılmadı. Dijital şiddet, özellikle yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte çok daha görünür hale geldi. Montajlanmış görüntüler üzerinden kadınları tehdit etme, ‘Seni sosyal medyada ifşa edeceğim’, ‘Elimde görüntülerin var’ gibi tehditlerle yapılan başvuruların sayısı da belirgin biçimde arttı. Öte yandan ekonomik şiddet yaşayan kadınların sayısında da ciddi bir artış gözlemliyoruz. Ekonomik koşulların ağırlaşmasıyla birlikte ekonomik şiddet daha görünür hale geldi. Bu durum hem bizim açımızdan hem de kentte kadınlarla çalışan diğer kurumlar açısından önemli bir zorluk oluşturuyor.”

Toplumsal yaptırım ortadan kalktı

Şiddetin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir güç ilişkisi içinde yeniden üretildiğini vurgulayan Esra Çiçek Mercan şöyle konuştu: “Eskiden toplumun kendi yaptırım mekanizmaları vardı. Şiddet uygulayan kişiye karşı toplumsal bir tepki oluşurdu, bugün ise bu refleks büyük ölçüde zayıflamış durumda. Failler de cezasızlık politikalarından cesaret alıyor. Sonuçta toplum giderek daha az tepki gösteriyor ve şiddet olağanlaşmaya başlıyor. Oysa bu, normalleştirilebilecek bir durum değil.

Geçmişte suça karışmış kişiler toplum tarafından dışlanırdı. İnsanlar onlarla görüşmez, evlerine gidip gelmez, düğünlerine ya da taziyelerine katılmazdı. Bugün ise bu toplumsal yaptırım büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda.”

Başvurular geçen yılın üzerine çıktı 

Başvuruların geçen yıla oranla arttığına dikkat çeken Esra Çiçek Mercan, “Bu yıl henüz yılın ilk altı ayını tamamlamış olmamıza rağmen başvuru sayılarımız geçen yılın aynı döneminin üzerine çıktı. 2026 yılında yapılan başvuru sayısı, elimizdeki verilere göre 30. Türkiye genelinde kadın örgütlerinin açıkladığı veriler de benzer bir tabloyu gösteriyor. Bizdeki artış da cezasızlık politikaları, koruma mekanizmalarının etkili işlememesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamamasıyla yakından ilişkili. Mahkemelerde müdahillik taleplerinde bulunuyor, davaları takip ediyoruz. Şiddet mağduru kadınlarla ve öldürülen kadınların aileleriyle bir araya geliyor, onlara destek sunmaya çalışıyoruz” diye aktardı. AMED