• “Havva Parmaklıklar Ardında” kitabının yazarı Ahlam Hüseyin Rehek, “Havva'yı tek bir ifadeyle anlatamam. O; sabrı, cesareti, onuru, inancı, acıyı, direnci ve umudu içinde taşıyan bir kadın. Tanıklıklar zulmün anneliği de hedef aldığını gösteriyordu” dedi.

 

Irak'ta kadın siyasi tutukluların yaşadıkları, tarihin en karanlık sayfalardan biri olarak hafızalarda yerini koruyor. Yazar ve gazeteci Ahlam Hüseyin Rehek, Baas rejimi döneminde keyfi tutuklama, işkence ve insanlık dışı uygulamalara maruz kalan kadınların hikâyelerini resmi belgeler ve tanıklıklarla kayıt altına aldığı “Havva Parmaklıklar Ardında” adlı kitabında ulusal hafızaya katkı sunuyor. Nujinha’dan Raja Hamid Raşid’e konuşan Ahlam Hüseyin Rehek,"Tarihi yazmak ortak bir sorumluluktur. Hafızayı korumak ise gelecek kuşaklara karşı ahlaki bir görevdir" ifadelerini kullandı.

Ahlaki sorumluluk

Ahlam Hüseyin Rehek, 1984 Ağustos’unda henüz 12 yaşındayken ailesinin tüm fertleriyle birlikte gözaltına alındı. Çocuk yaşta yaşadığı bu deneyim, onu siyasi baskı mağdurlarının tanıklıklarını belgelemeye yöneltti. Siyasi Tutuklular Kurumu tarafından yayımlanan “Ahrar” dergisinde editör olarak görev yapan Rehek, ulusal hafıza ve insan hakları konularında çok sayıda haber ve kültür dosyasına katkı sundu. Özellikle siyasi tutuklu kadınların tanıklıklarını topladı, roman ve belgesel metinlerin editörlüğünü üstlendi. Ahlam Rehek’e göre ulusal hafızanın korunması, gelecek kuşaklara karşı ahlaki bir sorumluluktur.

Ahlam Hüseyin Rehek

Onurlu kadınlara vefa borcu

Kitabın ortaya çıkış sürecini anlatan Ahlam Hüseyin Rehek, "Bu fikir, tarihin yalnızca kazananların bakış açısından yazılmaması gerektiğine olan inancımdan doğdu. Tarih aynı zamanda mağdurların ve tanıkların diliyle de anlatılmalıdır. İlk cilt üzerinde çalışmaya, bu tanıklıkları bir araya getirerek belgeleme ile edebiyatı buluşturan bir eser hazırlama fikri olgunlaştığında başladım. Amacım, bu çalışmanın ulusal hafızanın bir parçası olması ve onuru ile ilkeleri uğruna ağır bedeller ödeyen her kadına bir vefa borcu niteliği taşımasıydı" dedi.

En büyük zorluk hatırlamak

2008’de bu yana Siyasi Tutuklular Kurumu'nun basın biriminde görev yaptığını belirten Ahlam Hüseyin Rehek, bu süreçte çok sayıda kadın siyasi tutuklu ve aileleriyle görüşme fırsatı bulduğunu söyledi.

O döneme tanıklık eden birçok kişiyle de görüştüğünü ifade eden Ahlam Hüseyin Rehek, en büyük zorluğun kadınların acı dolu anılarını yeniden hatırlamaları olduğunu dile getirdi.

Kitabını hazırlarken tutuklanmaları ve cezaevi süreçlerini doğrulayan resmi belgelere başvurduğunu belirten Ahlam Hüseyin Rehek, bunun yanında yaşananları bizzat deneyimleyen kadınların tanıklıklarını da kullandığını söyledi.

Hakikati tamamlama

"Hakikat ancak resmi belgeler ile insanın yaşadığı deneyim bir araya geldiğinde tamamlanır" diyen Ahlam Hüseyin Rehek, çalışmasında belge ile tanıklığı birlikte değerlendirmeye özen gösterdiğini vurguladı.

Farklı kadınların anlatımlarını birbirleriyle karşılaştırdığını ve mümkün olduğunca tüm bilgileri yeniden doğruladığını ifade eden Ahlam Hüseyin Rehek, tarihsel gerçekliği korurken aynı zamanda yaşananların insani yönünü de kaybetmeyen bir belgesel çalışma ortaya koymayı hedeflediğini söyledi.

Her tanıklık farklı bir acı

Kadınların aileleri üzerinden sürekli tehdit edildiğini belirten Ahlam Hüseyin Rehek, kitabın bu deneyimlerin yıllarca süren psikolojik ve toplumsal etkilerini de ortaya koyduğunu ifade etti. Ahlam Hüseyin Rehek, kitapta yer alan tanıklıklar arasında kendisini en çok etkileyen hikâyelerin hangileri olduğu sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Her tanıklık farklı bir acıyı taşıyor ve her kadının anlatılmayı hak eden bir hikâyesi var. Ancak hafızamda en derin izi bırakanlar, çocuklarını düşünerek cezaevinde yaşam mücadelesi veren annelerin hikâyeleriydi. Kimi çocuklarını kaybetti, onlardan zorla koparıldı, kimi ise bebeğini cezaevi hücresinde dünyaya getirdi. Bu tanıklıklar benim için en sarsıcı olanlardı; zulmün anneliği bile hedef aldığını gösteriyordu."

Geçmiş anlatmak yetmez

Kitabın amacının yalnızca geçmişi anlatmak olmadığını belirten Ahlam Rehek, eserin aynı zamanda gerçeği koruyan bir tanıklık niteliği taşıdığını ve yıllarca sesi duyulmayan kadınların yaşadıklarını görünür kılmayı hedeflediğini ifade etti.

Yeni kuşakların bu dönemi bilinçli bir bakış açısıyla değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Ahlam Rehek, böylece baskı ve diktatörlük dönemlerinde yaşanan acıların bir daha tekrarlanmamasının mümkün olacağını dile getirdi.

Bir ülkenin hafızası

Irak'ta kadın siyasi tutuklular dosyasının henüz kapanmadığını kaydeden Ahlam Rehek, hâlâ kayıt altına alınmamış çok sayıda hikâye ve anlatılmayı bekleyen tanıklık bulunduğunu söyledi.

Cezaevinden çıkan kadınları tek bir kelimeyle tanımlamanın mümkün olmadığını söyleyen Ahlam Rehek, duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Parmaklıkların ardından çıkan Havva'yı tek bir ifadeyle anlatamam. O; sabrı, cesareti, onuru, inancı, acıyı, direnci ve umudu içinde taşıyan bir kadındır. Cezaevinden yalnızca bedeni çıkmadı; aynı zamanda bir ülkenin hafızasını ve Irak tarihinin en zor dönemlerinden birine tanıklık eden canlı bir belgeyi de beraberinde taşıdı."

Ödenen bedeller unutulmamalı

Irak tarihinin farklı dönemlerinde haksızlığa uğrayan kadınların tanıklıklarını da kayıt altına almayı hedeflediğini ifade eden Ahlam Rehek, "Tarihi yazmak ortak bir sorumluluktur. Hafızayı korumak ise gelecek kuşaklara karşı ahlaki bir görevdir" dedi.

Ahlam Hüseyin Rehek, konuşmasının sonunda Iraklı kadınlara seslenerek, kadınların sabrının ve fedakârlıklarının ülke tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Kadınların ödediği bedellerin unutulmaması, aksine korunması ve hak ettiği değeri görmesi gerektiğini söyledi. BAĞDAT