Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri oturma eylemlerine izin verilmeyen kayıp yakınları, "23 yılımızı oraya adadık. Bundan sonra da vazgeçmeyeceğiz" diyerek, haftaya yine aynı meydanda olacakları mesajını verdi. Kayıpların akıbetini sormak için 23 yıldır her hafta Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri’nin 701’inci oturumu da polis tarafından engellendi. Meydana çıkan bütün yolları bariyerlerle kapatan polis, açıklama yapılmasına izin vermedi. Ancak bütün engellemelere rağmen, İstiklal Caddesi’ne çıkan Büyük Parmak Kapı sokağında toplanan kayıp yakınları 20 Ağustos 1992’de gözaltından kaybedilen Mehmet Ertak’ın akıbetini sordu. Kayıp yakınları, yıllardır sürdürdükleri adalet arayışlarının yasaklarla engellenmek istenmesine dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu. Yıldız: Devlet gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi 23 Şubat 1995’te gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, “Bu engelleme ile devlet gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi. Üstelik bugün Dünya Barış Günü’ydü. Faşizan bir şekilde engellenmeye çalışıldı. Tabi onlar engelleyecek ama biz gene ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti. Yıldız, haftaya yine açıklamalarını yapacaklarını ifade etti. Taşkaya: Her hafta mutlaka toplanacağız 6 Aralık 1993’te kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya da, kayıplarını aramak için 23 yıldır Galatasaray Meydanı’nda olduklarını hatırlattı. Ancak 2 haftadır devletin eylemlerine izin vermediğini söyleyen Taşkaya, buna dair tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Biz kayıplarımızı arıyoruz. Kimseye kötülük yapmıyoruz. Ne yapıyorsa yapsın, ne yapacaksa yapsın biz yine gideceğiz. Çünkü bizim içimiz yanıyor, kayıplarımızı arıyoruz. Her hafta mutlaka toplanacağız. Orada izin vermezse başka yerde toplanacağız. Ne kadar gaz da atsalar zulüm de etseler, bu işin peşini bırakmayacağız.” Eren: Her koşul altında kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz 21 Kasım 1980'de gözaltına alınarak kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren de, “O meydanı açmadılar. Ama bundan sonraki haftalarda da her koşul altında kayıplarımızın akıbetini aramaktan, faillerinin yargılanmasını istemekten vazgeçmeyeceğiz" dedi. Tosun: Bize bir mezar taşı versinler Galatasaray Meydanı'ndan vazgeçelim 19 Ekim 1995'de gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'ın eşi Hanım Tosun ise, her şeye rağmen Galatasaray Meydanı’na çıkmaya çalıştıklarını ifade etti. Tosun, maruz kaldıkları yaklaşıma karşı tepkisini şu sözlerle gösterdi: “Bizim yolumuzu kestikleri yerde oturup açıklamamızı yapma kararı almıştık. Bundan sonraki haftalarda da aynen devam edeceğiz. Her hafta Galatasaray’a varmak için uğraşacağız. İlk gün ne diyorsak yine aynı şeyi tekrar ediyoruz. Bize bir mezar taşı versinler Galatasaray’dan vazgeçelim.” Ali Ocak: Saldırılarla hakikati örtmeye çalışıyorlar  Uygulanan yasağa tepki gösteren bir diğer isim, 21 Mart 1995’te gözaltına alındıktan sonra cenazesi bulunan Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak. Ocak, “Bugünkü engelleme 23 yıldır süren adalet arayışımızın yeni bir aşamaya geldiğini gösteriyor. Bunlar saldırılarla, tutuklamalarla gerçeği, hakikatı örtmeye çalışıyorlar. Biz de inatla, ısrarla elimizden geldiğince bu yaşananları, hakikati dillendirmeye devam edeceğiz” diye belirti. Maside Ocak: Her zaman barışçı bir direniş sergiledik Kardeşi Maside Ocak da, 700’üncü haftaya izin vermeyenlerin 701’inci haftalarına da izin vermediklerini belirtti. Ocak, “Biz 699 hafta kayıpların nasıl kaybedildiğini ve sorumluları açıkladık. Bugün de gidebildiğimiz kadar gittik. Çünkü annelerimiz 90’lı yıllardaki gibi kötü muameleyi kaldırabilecek durumda değiller. Bununla birlikte biz her zaman barışçıl bir direniş sergiledik. Bizimle yan yana duran insanların kılına zarar gelmesin istedik. Dolayısıyla bugün gidebileceğimiz yere kadar gittik. Mehmet Ertak’ın Şırnak’ta nasıl gözaltına alınıp, kaybedildiğini anlatarak faillerin yargılanmasını istedik. Bundan sonra da kayıplarımız için, adalet için Galatasaray’da olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Karakoç: 23 yılımızı adadık Yine 20 Şubat 1995 tarihinde gözaltına alındıktan sonra cenazesi bulunan Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç ise, 23 yıldır Galatasaray Meydanı’nda olduklarını ve kayıplarının akıbetini sorduklarını ifade ederek, şunları söyledi: “Devlet 23 yıldır bizim sesimizi susturmaya çalışıyor. Şimdi bütün güçlerini alana yığdı. Sokağın yarısında geldiğimizde bizim yolumuzu kestiler. Kayıpların akıbetini ortaya çıkarmak, sorumluların yargılanmasını istiyoruz. Devlet tam tersini yapıyor. Biz her şeye rağmen mücadelemize devam edeceğiz sözünü vermiştik. Yine böyle yaptık. Bundan sonra da ısrarla alana gitmeye çalışacağız. 23 yılımızı oraya adadık. Bundan sonra da vazgeçmeyeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar haftaya yine burada olacağız.”
https://twitter.com/i/status/1035871604792860674

Cumartesi Anneleri polis engeline rağmen Ertak’ın akıbetini sordu

  Cumartesi Annelerinin 701’inci hafta etkinliği için yolu kesen polis, yürüyüşe izin vermedi. Polislerin yolu kestiği noktada açıklama yapan anneler, 20 Ağustos 1992’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Mehmet Ertak’ın akıbetini sordu. Devlet güçleri tarafından öldürülen ve kaybedilenlerin akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri'nin 701'inci hafta eylemi polis tarafından engellendi. İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi’nde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, kayıp yakınları, Cumartesi İnsanları yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, buradan Galatasaray Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Kitlenin önün İstiklal Caddesi’ne çıkan Büyük Parmak Kapı sokağında kesen polis, meydana izin vermeyeceğini söyledi. Hangi İdari makam oldğunu söylemediler Polisler eylemin yasaklandığını belirterek, açıklama yapılacaksa İHD'de yapılmasını söyledi. Cumartesi İnsanları da yasak kararının kendilerine tebliğ edilmediğini ifade etti. Bunun üzerine polis eylemin idari makamlarca engellendiğini ileri sürerken, idari makamın neresi olduğu belirtilmedi. Ertak'ın akibeti soruldu Bunun üzerine Cumartesi İnsanları, oturma eylemi başlattı. Galatasaray’a izin verilmediyse eylemelerini oldukları yerde yapacaklarını belirten Cumartesi Anneleri, 20 Ağustos 1992’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Mehmet Ertak’ın akıbetini sordu. Açıklamayı Cumartesi İnsanı Maside Ocak yaptı. Solmayan karanfillerimizle Galatasaray Meydanı'ndayız 701 haftadır gözaltında kaybedilen sevdiklerini aradıklarını ve kaybedenlerden hesap sorduklarına dikkat çeken Ocak, 701 haftadır neden Galatasaray Meydanı’nda olduklarını şu sözlerle açıkladı: “701 haftadır, kayıplarımızın akıbeti açıklanmadığı için, mezar yerleri gizlendiği için, suçlular bilinmelerine rağmen cezalandırılmadıkları için Galatasaray’dayız. 701 haftadır, hak talep edenlere yönelmiş her türden şiddeti bertaraf etmekle ve adaleti sağlamakla görevli olan devletin, kendi yarattığı inkar, baskı ve şiddet ortamında hukuka, hakikate ve adalete ulaşamadığımız için Galatasaray’dayız. 701 haftadır, eksilmeyen yasımız, bitmeyen bekleyişimiz, tükenmeyen umudumuz, solmayan karanfilimizle Galatasaray’dayız.” Gözaltına alındığı inkar edildi Şırnak'a bağlı Rezuk Mezrası'nda yaşayan 32 yaşındaki 4 çocuk babası Mehmet Ertak’ın, bölgedeki bir kömür ocağında işçi olarak çalıştığını hatırlatan Ocak, “Mehmet Ertak daha önce 2 kez gözaltına alınarak ağır işkenceler gördükten sonra serbest bırakılmıştı. 20 Ağustos 1992 tarihinde, aynı iş yerinde çalıştıkları 3 akrabası ile birlikte işten eve dönmek üzere yola çıktı. Bindikleri araç kontrol noktasında resmi giyimli polislerce durduruldu. Kimlik kontrolü sonrasında Mehmet Ertak gözaltına alınarak Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Beraberinde bulunan 3 akrabası Mehmet Ertak'ın gözaltına alındığına, 6 kişi de gözaltında işkence edilirken gördüğüne tanıklık etti” dedi. Baba İsmail Ertak’ın savcılığa başvurduğunu ve tanıkların gördüklerini savcıya anlattığını dile getiren Ocak, olayın soru önergeleriyle Meclis'e taşındığını ancak ailenin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz kaldığını ve Ertak’ın gözaltına alındığının inkar edildiğini ifade etti. Türkiye mahkum edildi Ocak, “Şırnak Emniyet Müdürlüğü emrinde ‘sorgu elemanı’ olarak çalışan JİTEM personeli Murat İpek, 1997 yılında yaptığı itiraflarında, ‘Mehmet Ertak’ı Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş ve Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Mehmet Kaplan'ın emriyle öldürüp gömdük’ dedi. Yaptıkları tüm infazların dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini söyledi” diyerek iç hukukta sonuç alınamayan dosyanın Avukat Tahir Elçi tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdığını vurguladı. Ocak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Mehmet Ertak’ın gözaltında ölümünden ve bedeninin kaybedilmesinden Hükümetin sorumlu olduğu ve buna devlet yetkililerinin neden olduğu sonucuna vardığını ve Türkiye'yi oy birliği ile mahkûm ettiğini anımsattı. 'Ertak için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz' Mehmet Ertak’ın kaybedilmesinden sorumlu olanları sıralayan Ocak, “Mehmet Ertak’ın akıbeti açıklanıncaya ve onu kaybedenler evrensel hukuka uygun olarak yargılanıncaya kadar bu dosya bizim için kapanmayacak. Bu davanın avukatı Tahir Elçi de Mehmet Ertak gibi katledildi ve 143 haftadır dosyasında hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Mehmet Ertak ve Tahir Elçi için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti. Açıklama yapıldığı esnada polisler sık sık “Dağılın yoksa müdahale ederiz” şeklinde anons yaptı. Açıklamanın ardından eylemciler tekrardan İHD’ye geçti. Eyleme destek için gelen çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve yurttaşlar İHD önünde bekleyişlerini sürdürerek destek mesajlarını iletti. İstiklal'de 'Beni Bul Anne' şarkısı Öte yandan İstiklal Caddesi’nde bulunan CHP Beyoğlu ilçe binasından ise Ahmet Kaya’nın Cumartesi Anneleri için seslendirdiği “Beni Bul Anne” şarkısını hoparlörle sokağa yansıtıldı. MA/İSTANBUL