- Savaşın sürmesinden nemalanlar, hayli telaşlıdır. Birbirine hiç benzemeyen yapılar, kişiler, süreç karşıtlığında birleşti. Sürecin sabote edilmesi için bütün tuşlara basılmaya başlandı.
İLHAM BAKIR
Kürt Özgürlük Hareketi ve Önderlik, silahlı mücadele ve sıcak savaş seçeneğinin Kürt halkı için işlevini yerine getirdiği, rolünü oynadığı ve miadını doldurduğu tespitini yapmış; hem ahlaki-politik olarak hem de reel politik açıdan bu mücadele yönteminin aşılması gerektiğine dair kararlığını ilan etmiş ve bunun pratik adımlarını hızlı bir şekilde hayata geçirmiştir.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin 50 yıllık tarihini yakından bilenler, özellikle yurtsever Kürt halkı, dost, düşman herkes bilir ki; temel ahlaki ve siyasi stratejik konularda takiyye yapmaz, stratejik bir karar aldığında ahlaki ölçülerinin rehberliğinde bu stratejiyi hayata geçirmek için müthiş bir teorik ve pratik yoğunlaşmayı geliştirir ve hedefini gerçekleştirmeye kilitlenir. 27 Şubat'ta paylaşılan çağrıyla ortaya çıkan süreç de böyle bir tarihsel ve güncel reel politik okumanın, ahlaki-politik toplumsallığı yaratmanın ve stratejik değişimin ürünüdür.
Bu deklarasyonun içerdiği çözümlerin pratikleşmesi, üretebileceği sonuçlar ve daha şimdiden geliştirdiği dinamikler, savaşın ve çatışmanın sürmesinden nemalanları hayli telaşlandırmıştır. Böylesine birbirine hiç benzemeyen yapıları, kişileri, ortak çıkar etrafında süreç karşıtlığında bir araya getirmiştir. Kendisine 'Kürt milliyetçisi' diyenle Türk milliyetçisi diyeni, kendine İslamcı diyenle, seküler diyeni, solcu diyenle sağcı diyeni aynı süreç karşıtlığı ve itiraz ortaklığına sürükleyen şey, elbette 50 yıldır hamaset ve düşmanlık üzerinden kurdukları çıkar çarkına çomak sokulmasıdır. O yüzden sürecin sabote edilmesi için bütün tuşlara aynı anda basılmaya başlanmıştır. Kürt Özgürlük Hareketi'nin kararlılığı, bu kararlılık karşısında norm devletin yetersiz de olsa atmak zorunda kaldığı adımlar, bu çevreleri büyük bir telaşa sürüklemektedir. Bu çevrelerin ardı ardına yaptıkları manipülatif beyanlar, bilinçaltlarındaki düşmanlığı artık gizlemeye gerek duymadıkları hezeyanlar eşliğinde geliştirdikleri itiraz ve provokasyonların her gün birisine tanık oluyoruz.
Süreç karşıtı en son geliştirilen manipülatif ve provokatif girişim, kendilerini “Alevi Aydınlar” titri ile tanıtan 53 kişinin yayınladığı bildiri oldu. Elbette ki bu süreçle ilgili söz söyleme konusunda en çok hak sahibi olan çevrelerden biri Alevi halkı, onların aydınları ve örgütlü yapılarıdır. Bu coğrafyanın en çok gadre uğramış, en çok zulüm görmüş ve en çok direnmiş ötekilerinden biri olarak söyleyecekleri her söz, yapacakları her eleştiri, verecekleri her destek sürece muazzam katkı sunacaktır. Kimi iyi niyetli çevrelerin dile getirdiği gibi bu bildiri Alevilerin hassasiyetini ve sürece dair kaygılarını dile getiren bir bildiri, bir eleştiri metni değildir.
Gerçekliği bizzat muhatapları tarafından reddedilmiş, çarpıtılmış, eklemeler yapılmış İmralı görüşme notlarını doğru ve esas kabul ederek yapılan bir açıklama, en baştan niyeti ortaya koymaktadır. Kendisine aydın sıfatını vehmedenlerin, muhataplarınca kendilerine ait olmadığını kamuoyuna açıkladıkları metinleri, bildirinin ana mesnedi yapmaları, nasıl bir aydın olmayı kendilerine vehmettiklerini ortaya koymaktadır.
Bildiri, her ne kadar Alevilerin hassasiyetleri ve kaygıları vurgusuyla açılıyorsa da bildiride asıl olarak vurgulanan şey Kürt Özgürlük Hareketi’nin “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırdığı sürecin aslında tarihsel bir realite olan Yavuz Sultan Selim- İdris-i Bitlisi ittifakının, güncellenmiş bir Öcalan-Erdoğan ittifakı olduğu yargısını kesin bir dille dile getirmesi ve bu konuda hüküm vermesidir.
Daha önce de kendine solcu diyen, Cumhuriyet aydını diyen kimi çevreler de benzer bir şekilde Kürt Özgürlük Hareketi’ni ve geliştirilen çözüm sürecini emperyalizm iş birlikçiliği, sağcı iktidarı tahkim etme ithamıyla yargılayan yalan ve tahrifata dayalı bu türden bir bildiri yayınlamıştı.
Kürt Özgürlük Hareketi, evrensel insani değerleri ahlaki politik bir mücadeleyle geliştirmeyi esas almış sosyalist komünalist öncülüklü bir demokratik toplum hareketidir. Her türlü etnisite, din, mezhep, inanç, cinsiyet kimliğini zengin bir birliktelik ve çoğulculuk olarak ele alan bir teorik ve pratik yaklaşımın sahibidir. Kürtlerin Müslümanını, Êzîdîsini, Alevisini bir çatı altında toplamayı başarabilmiş ve demokratik bir toplum inşa etmenin böylesi bir birlikteliğini kurmuş başka bir siyasi yapı örneği gösterilemez bu coğrafyada. Kendisini “cem hareketi” olarak tanımlayan, mücadelenin en başından bugüne kadar kurucu kadrolarından tutalım siyasetin her alanında ve her kademesinde Alevilerin büyük sorumluluk aldığı ve büyük emek verdiği bir hareketi Alevi karşıtlığındaki bir ittifakın içinde göstermek, şimdiye kadar geliştirilmiş yalan ve iftiranın en büyüklerinden biridir. Bu 53 şahsın, Cumhuriyet tarihinde Alevilerin kitlesel katliamının mimarı olan Kemalizm ile kurulan ittifaklara dair bir karşı bildirisinin olmaması, hatta bu ittifakların içerisinde olması da ayrıca vurgulanması gereken husustur.