İnsanların farklı ırklara, farklı mezheplere, farklı kültürel yapılara sahip olmalarının bir ayrılık değil, aksine bu farklılıklardan doğan zenginlik olduğunun farkında olamayanlar bunu bir vahşetin sebebi sayabilmektedir ne yazık ki.

Suriye- Irak ve Filistin’de devam eden kanlı ve kirli savaşlarda çoluk çocuk dünyanın gözü önünde katlediliyor. IŞİD teröristleri Suriye ve Irak ortalığı kan gölüne çevirirken, hemen yanı başında Filistin’de ise İsrail vahşeti.
Bunca acının, hengamenin içinde insan bunalınca ne yapar?Ya sıcak bir dost sohbetine ya da şarkı ve şiirlere sığınır. Gerçi orda da efkar ve hüzün eksik değildir ama bir soluklanmadır yine de hayatın cenderesinde.
***
 Yaz mevsimi göç mevsimi gibidir şairlerde. Bu kayıplardan biri de Turgut Uyar. Onu 30 yıl önce böyle bir Ağustos sıcağında kaybetmiştik. "Acıyor" şiirinde söylediği gibi ömrü boyunca yakasını bırakmayan "dikey ve yatay mutsuzluğundan" böyle sıcak bir yaz gününde kurtulabildi. Bu vesileyle hem onu anarak birlikte efkarlanalım istedim.
"Kanın, ateşlerin ve seslerin böyle cömertçe kullanıldığı - Böyle sorumsuzca kullanıldığı bir dönemde - Herkesin hakkı vardır hüzünlenmeye…"
'İkinci yeni'nin üç atlısından. (Öbürleri C.Süreya ve E.Cansever) Turgut Uyar 1927 Ankara doğumlu. Askeri okulda okudu. "Asker okullarında hiç mutlu olmadım. Zaten mutlu olan çocuk da yoktur" der bu dönem için. Okul bitikten sonra kura usulü tayinle Posof'ta personel subayıdır. Kendi deyimiyle "silahsız bir asker"dir. Bu dönemde yazdığı şiirine verdiği bir ad gibi "Yokuş Yola" girmiştir. Bu yol ise durmadan kanayan Kürdistan coğrafyasıdır;
"Güllerin bedeninden dikenleri teker teker kopartırsan -Dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar. - Dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filan sanırsan - Kürdistan'da Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar - Eşkıyalar kanar, kötü donanımlı askerler kanar. - El ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen - Benim içimde beklemiş çok eski bir yer kanar."
Türk aydın ve sanatçılarının bir halkın, bir coğrafyanın ismini  bile ağızlarına almadığı bir dönemde 1950’li yıllarda Turgut Uyar, bu aydın sorumluluğunu göstermesi bakımından da farklı bir duruşa sahiptir. Asker olmasına rağmen "Acının Coğrafyası”nın resmini çizer şiirlerinde.
"Kan sızıyor bir halkın dinmeyen uğultusundan... Biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır / şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum - ya da üst üste silah atsan / kent tepinir belki bütün kuşlar uçar / belki değil mutlaka ama bir tanesi mutlaka kalır - Artık öyle açık ki kuşkuya yer yok -kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır."
Askerlik mesleğine ayak uyduramaz. Bir süre sonra askerlikten ayrılır, sırmaların ve apoletlerin yükünden kurtulmuştur.
***
Bazı şiirlerde yanıtlarını buluruz izinden gittiğimiz sorunların, içimizdeki sislerin dağıldığını hissederiz. Bazı şiirlerde ise yanıtı zor sorularda karşılaşırız. Turgut Uyar bir şiirinde "şimdi tarihte saat kaç?" diye sorar; tarih ve zamana, insanın zaman ve tarihle olan ilişkisine ve geçmişine ilişkin temel bir sorudur bu. Çünkü vakit dardır ve "Bizim tasalarımızın eskidir tarihçesi..."
Şairanelik yüz bulmaz Turgut Uyar'dan. Şiirsellik önemlidir onun için yaşamın her karesinde şiirsellik arar. Tarihte saat kaç olursa olsun hüzne her zaman yer vardır onun sofrasında.
Yaşamda iç içedir şiiri... Trajedi, yaşam hengamesi içinde savrulan bireyin trajedisidir. Yol çıkmazda biter çoğunlukla, çıkış zordur. Ama çıkmazın bilincindedir:
"...Ey soyumdan ve aşkımdan yana olan kalbim - Her şeyden umut kesilir, her şey kırık sen ufalınca - Oysa son provasını yapıyoruz bir büyük destanın - Sonsuz bir biçim alacak herkes katılınca."
Durduğu yerde kalmaktan korktu hep, bu yüzden hep yatak değiştirdi... En çok korktuğu birinin şiirini okuyup da düşüncesini sorması olmuştur herhalde... Sevdikleri çoktur ama, Edip Cansever ve Cemal Süreyya'ya "Aynı kıza aşık olacak kadar" yakındır... Üç gün boyunca bir çiçeği izlemekten üşenmez...
Şiirin en yalın en mutsuz duyarlığıdır Turgut Uyar. En kalabalık en derinlikli şiirin de adresidir O. Slogan atan bir sanat beklentisi olanlara verecek çok şey yoktur. Ancak apolitik bir şiir değil, toplumcu damarı olan bir şiirdir onunkisi.
   Şiirin "Büyük Saat"i hala işliyor. Ne demişti İlhan Berk; ”Ben dahil hepimiz Turgut Uyar okumalıyız."