YEKO ARDIL / BERLİN


Irkçı parti Almanya için Alternatif (AfD), 19.Federal Parlamento seçimlerinde yüzde 12.6'lık oy oranıyla beklenenin üzerinde bir başarı sağlayarak parlamentoya girdi. 

AfD'nin seçim başarısını özellikle Almanya'daki göçmen toplumları büyük kaygıyla izleniyor. Bir şekilde ırkçılığın toplumsallaşması Almanya'da bundan sonra ne gibi sorunları ortaya çıkarır?

Konu hakkında, Berlin'de Almanya Sol Parti'nin (Die Linke) başarısı için çalışmalar yürütenlerle konuştuk.


Melek Yula–NAVDEM Berlin Eşbaşkanı: 

AfD'nin bu yükselişi doğal olarak insanlarda bir tedirginlik yarattı. Bundan sonra onlar da parlamentoda ve ülkenin kaderi üzerinde bir şekilde söz sahibi olacak. Her açıdan olumsuz bir durum. Diğer yandan Avrupa da ve Amerika'da da sağ eğilimin ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Bizi Kürtler açısından sevindiren yegane konu da Gökay Akbulut'un parlamentoya girmesidir. AfD'nin durumu kuşkusuz bizi de olumsuz etkileyecektir. Bundan sonra günlük yaşamda ve devletin kurumları, işyerleri dahil her yerde, bunlarla daha çok yüzyüze geleceğiz. Bence Kürtlerin ve diğer muhalif kesimlerin bir an evvel ortak bir antifaşist cephe etrafında bir araya gelmesi gerekir. Çözüm budur. Çare budur. Faşizmin tarihini, insanlığa yaptığı kötülükleri de daha iyi anlatmamız lazım.


Mehtap Erol – HDK Berlin Eşbaşkanı: 

Genel tablo benim açımdan korkunç. Bizi sevindiren ise Sol Parti'nin bu seçimde 5 bine yakın yeni üye kazanmasıdır ve bunların da genç olmasıdır. Irkçı parti AfD'nin, parlamentoya girmesi bir faciadır. Merkel'in yanlış politikaları, Türkiye ve DAİŞ'in durumu Almanları korkuttu. Merkel'in mülteci politikası ve "İslam Almanya'ya aittir" söylemi de bu sonuçta etkili oldu. Bu sonuçta koalisyon hükümetinin ortağı SPD'nin bir nevi CHP benzeri politikası da etkili oldu. Bizi zor bir süreç bekliyor. AfD, koalisyona girmez ama parlamentoda söz sahibi olacaktır. "Onları kovalayacağız" söylemi "avlama" anlamına da geliyor. Parolaları açık. Bana göre geç kalınmış olsak da yapacağımız çok şey var. Sağa kaymayı iyi okumamız lazım. Sol muhaliflerin bir araya gelmesi lazım. Bir cephe olmazsa olmazdır. 


Erkin Erdoğan – HDK Berlin Eşbaşkanı: 

24 Eylül seçimlerinde kutuplaşma ve sağa kayma çıktı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez Naziler, Federal Parlamento’ya girdi. AfD yüzde 12.6 ile parlamentoya 94 milletvekili sokmayı başardı. Bu sonucun en önemli nedeni 2008 krizidir. Ekonomik kriz, Almanya’yı birebir vurmamış olsa da önemli ölçüde etkiledi. Çalışanlarda ve orta sınıflarda konumunu kaybetme korkusu hakim. Sendikaların ve sol partilerin gerçekçi bir alternatif yaratıp sokak hareketini öremediği koşullarda sisteme güvenini kaybeden yoksullar ve orta sınıf aşırı sağa yöneliyor. 

Bir başka önemli neden ise AfD’nin kendisini düzen karşıtı bir güç olarak sunmayı başarabilmesi. Aslında AfD programı itibariyle tam bir burjuva partisi ancak radikal söylemi ve mültecilerle, göçmenlerle ilgili keskin ve ırkçı argümanları onun düzen karşıtı bir güç gibi algılanması sonucunu yaratıyor. Maalesef bu noktada solun eksikliklerine vurgu yapmak gerekir. Sol Parti toplumu örgütlemezse bu boşluğu sağ popülist ve ırkçı kesimler dolduracak. Alman işçi sınıfıyla mültecilerin, göçmenlerin çıkarları ortaktır. Birleşmek ve direnişi örgütlemek zamanı! AfD’yi ancak böyle geriletebiliriz.


Ferat Ali Koçak–Neukolln Sol Parti Yönetim Kurulu Üyesi:

Ben Sol Parti ve aynı zamanda HDK Berlin için de aktif olarak çalıştım. Çalıştığımız 3 bölgeden de yükseliş oldu. Sol Parti birinci parti olarak çıktı. Yüzde 5'lik artış oldu. Bizim esas kaybımız doğu tarafında. Buralara baktığımızda AfD neredeyse oy patlaması yapmış. Açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Bir de geçen seçimlerde 3.Parti olarak meclise girmiştik. Şimdi 5. sıra için mücadele ediyoruz. Sol Parti oy kaybetmedi ama  sıralamada oldukça geriye düştü. Bence Kürtler olarak Sol Parti içinde daha aktif olup partiyide daha çok sola çekmemiz gerekiyor. Yeni ittifaklar ve birlikler üzerinde yoğunlaşmamız şart. Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, Avrupa'daki sol gruplar içinde yeni motivasyonların önünü açabilir.


Şervan Deniz-Die Linke Reineckendorfer: 

AfD gibi açık ve net bir ırkçı bir partinin üçüncü olması, benim açımdan çok ürkütücü. Toplumu faşizan metodlarla kışkırtan bir partinin parlamentolarda olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sonuç bütün demokratların daha özenli çalışıp ülkedeki sosyal sorunları beraberce çözmesinin gerektiğini gösteriyor. Irkçı güçlerin güçlenmesine karşı hep beraber yakışır cevabı toplumsal olarak vermemiz gerekiyor. 


Hakan Taş–Berlin Eyalet Parlamentosu Sol Parti Milletvekili 

(Taş, seçimde adaydı ancak Federal Parlamento'ya seçilemedi)

AfD gibi ırkçı bir partinin parlamentoda 94 sandalyeye sahip olması endişe verici. Bilindiği gibi CDU ve SPD gibi büyük partiler oldukça oy kaybına uğradı. Oylarının çoğunluğunu da bu aşırı sağcı partiye kaptırdılar. Sol Parti en azından oyunu sabit tutmayı başardı, hatta artışlar var. Yeşiller de öyle ama Hür Demokrat Parti yeniden meclise girdi. Meclis Genel Kurulu biraz daha büyümüş oldu. 700'ün üzerinde parlamenter mecliste yer alacak. Mecliste aşırı sağ ve ırkçı söylemlerle daha çok karşılaşacağız. Sosyal demokratların da gerçek anlamıyla politika yapması gerekiyor. AfD'yi deşifre ederek, onların  alternatif olmadığını halka anlatmamız gerekiyor. Umarım en azından 4 yıl sonra en azından bu faşistlerden kurtulmuş olacağız. Daha evvel NPD vardı. AfD'nin başarısını Almanya'da faşizmin yükselişi olarak algılamak yanlış. Avrupa genelinde ve Türkiye'de de durum aynı. Daha çok biz neler yapacağız? Örneğin paraların savaşa aktarılması yerine muhtaç olan ülkelere aktarılarak insanların kendi ülkelerinde yaşam şansı bulması önemlidir. AfD'nin yükselişinin bir diğer nedeni de insanlar kendilerini ekonomik açıdan güvende hissediyorlar ama diğer alanlarda bu güven yok. Irkçı partinin "1 milyon insan Almanya ya girdi ve kaçak olarak Almanya'yı işgal etti" söylemi de etkili oldu. Oysa böyle bir şey yok.