• Şam yönetiminin, Rojava konusunda çıkardığı kararnamelerin ve yaptığı atamaların hiçbir yasal güvencesi yoktur. Rojava yönetimine bazı görevlerle alan açması da taktiksel gibi.
  • Kazanımların gaspı anlamına gelecek uygulamalar var. Nalıncı keseri gibi kendisine doğru yontan böyle bir entegrasyon yöntemi, kaygı ve kuşkuları da beraberinde getiriyor.

HÜSEYiN GEDİK

QSD ile HTŞ (Suriye Geçici Hükümeti) arasındaki savaş durduktan sonra Rojava konusu soğutulmaya bırakılmıştı. Meydana gelen kimi münferit gibi görünen olaylara bakıldığında savaşın yol açtığı yaralar pek de soğumuş gibi görünmüyor. Rojava konusu gündemdeki yerini korumaya devam ediyor.

'Entegrasyon' adı altında yapılan anlaşmalar ve yürütülen müzakereler, giderek daha zorlayıcı olmaya başlıyor. Taraflar, resmi açıklamalarında, kamuoyuna olumlu mesajlar veriyor, iyi temenni dileklerinde bulunuyor ama sahadaki işler istenen seyirde ilerlemiyor. Olması gerekenleri ifade eden demeçler ile yaşanan gerçekler birbirinden ayrışıyor. Sözde entegrasyon denen pratik adımlarla ilerlerken gerçek anlamda bir entegrasyondan bahsedilemez. Kazanımların gaspı anlamına gelecek uygulamalar yürürlüğe giriyor. Işığı yutan gölgenin karanlığı gibi bir hissi veren gelişmelere tanık olunuyor. Nalıncı keseri gibi kendisine doğru yontan böyle bir entegrasyon yöntemi, kaygı ve kuşkuları da beraberinde getiriyor.

Yasal dayanaktan yoksun

Genel anlamda petrol gelirlerinin yüzde 50 paylaşımından Özerk Yönetim'in aynı oranda temsil hakkına, Kürtçe eğitim yapma hakkına kadar birçok konu başlığında entegrasyon yerine emrivaki bir dayatma söz konusudur. Temel konularda Rojava’ya herhangi bir pay verilmiş değildir. Kürtçe dil konusunda yayınlanan kararnamede görüldüğü gibi Kürtçe ulusal dildir ama üç saat seçmeli dersle sınırlandırma saçmalığında olduğu gibi vaatler aldatıcıdır. Yasal dayanakları olmayan vaatlerle yürüyen işlerin hiçbir garantisi yoktur.

Rojava'yı tümüyle denetim

Rojava’daki kurumların birinci derecedeki sorumluları hükümet güçlerine ait kişilerden oluşuyor. İç güvenlik (Asayiş), QSD gibi savunma güçlerinin birinci derecede sorumluları Suriye hükümetince atananlardan oluşturuldu. Ayrıca QSD’den farklı Şam hükümetine bağlı askeri güçlerin Kürt bölgelerine getirilip konuşlandırılması da dikkate alındığında işlerin yeterince yolunda gitmediği açıktır. Diğer idari kurumların da birinci derecede sorumluları hakeza Şam hükümeti tarafından atandı. İdari sistemin bu şekilde oluşması, Rojava’nın özgünlüklerini tümüyle ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Rojava’yı tümüyle kendi denetimlerine almanın değişik gerekçeleri hazırlanıyor desek yeridir.

Kürt-Arap çatışması riski

Son dönemde yaşanan kimi olayların, Rojava’yı istikrarsız hale getirmenin emareleri olarak okunmasında fayda vardır. Rojava’dan Arap alanlarına, Kürtlere dönük insan kaçırmalar, katletmeler, araba gaspları gibi olaylar ciddi güvenlik sorunları yaratıyor. Yaşananlar, Araplar ve Kürtler arasında diş bileme gibi bir havanın oluşmasına ve etnik çatışmaya dönüşme ihtimalini artırıyor Rojava’da Arap halkı ile iç içe yaşanmasına rağmen Kürtlerin, Arap bölgelerine seyahat etmesinin hiçbir güvencesi yoktur. Hesekê'de meydana gelen bazı olayların Rojava geneline yansıması, iç karışıklıklara vesile olması kaçınılmaz hale gelecektir. Mevcut durum giderilmez ve gerilimler düşürülmezse iç güvenlik daha fazla sorunlu hale gelecektir. Kürt-Arap ilişkilerindeki sorunları kışkırtarak ayrışmaya, kutuplaşmaya vardırılması halinde çatışma risklerini çoğaltacaktır.

Kontrolden çıkması halinde

Arap aşiret üyeleri tarafından katledilen bir QSD üyesinin infial yaratan görüntüleri ortaya çıkınca, Kürtler tepkilerini sokağa taşımaya başladı. Bu olay, Kobanê’de protestolara, cezaevi yangınına ve sokakların hareketlenmesine neden oldu. Endişelerin arttığı bir dönemden geçiliyor. Rojava’da artan huzursuzluk ve Şam yönetimine duyulan güvensizliğin aşılması gerekiyor. Birbirini karşılıklı tetikleyen olaylar, kontrolden çıkması halinde bölgeyi ateş topuna çevirecek potansiyele sahiptir. Şam yönetimi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli; kargaşanın sebebi olacak girişimlerden vazgeçmelidir. Rojava’yı istikrarsız hale getirerek müdahaleye zemin sunan yaklaşımları terk etmelidir.

Şam yönetimi de kıskaçta

Rojava’da olduğu gibi Şam’da da işler yolunda gitmiyor. Şam yönetiminin iradesini aşan dayatmaların varlığı, her alanda kendisini gösteriyor. Son dönemlerde Şara’nın etrafında bulunan üs düzey komuta kademesinde kalp kriziyle ölenlerin artması, iç tasfiye anlamına geliyor. Şam yönetimi bir nevi kıskaca alınmıştır ve bu durum Rojava’yı da olumsuz etkiliyor.

AKP politikasının yansıması

Rojava’da olup bitenler, AKP iktidarının çözüm sürecine yaklaşımının bir minyatürü gibidir. AKP; güveni zedeleyen, istikrarsızlığı artıran, iktidar olmanın yetkilerini, imkân ve olanaklarını istediği gibi keyfi kullanan bir partidir. Çözüm sürecine saldırılarının asıl nedeni, AKP’nin baskıcı politikalarına duyulan güvensizliktir. Benzer taktik, Rojava’da da eşgüdümlü olarak devrededir.

Taktiksel gibi duruyor

Şam yönetiminin, Rojava konusunda çıkardığı kararnamelerin ve yaptığı atamaların hiçbir yasal güvencesi yoktur. Vali, ilçe kaymakamlıkları, Savunma Bakanı Yardımcılığı, ordu komutanlıkları, Asayiş sorumluluğu, Cumhurbaşkanlığı Danışmanlığı, parlamento üyeliği gibi görevlerle Rojava yönetimine alan açması da taktiksel gibi duruyor. Etkisiz yetkilerle donatılan yöneticilerin pratikte fazla karşılığı yoktur.

Kürt sorunuyla yüzleşmeden

Kürt-Türk ilişkilerinde olduğu gibi, iki halkın bir arada yaşamak zorunda kaldığı, kader birliği yaptığı Rojava’da da baskın kültürün ve iktidar gücünün doğru ve orantılı olması, azınlıkların çıkarlarını gözeten yasal ve anayasal düzenlemelere gereksinim vardır. Kürt sorununun kendisiyle yüzleşmeden sorunun yol açtığı sonuçlarla (Örgütsel yapılarla) uğraşmak zaman kaybıdır.