Yıllardır süren savaşın açtığı yaraların sağaltılması ve sarılması konusunda kadınlara büyük görev düşüyor. Hem kadınların savaş sürecinde yaşadıklarını anlamlandırması ve aşması hem de toplumun yaşadıklarına çözüm bulunması noktasına kadınların önünde büyük hedefler bulunuyor. Barış İçin Kadın Girişimi'nden Prof. Dr. Nükhet Sirman herşeyden önce kadın sorunlarının genel sorunlardan farklı olduğunu düşünerek hareket ettiklerini ifade etti. Savaşta da kadınların barışı farklı yaşadığını, barışta da bunun böyle olduğunu dile getiren Sirman, "Kadınların yaşadıklarının farklı bir şekilde ele alınması lazım. Zaten kadınlar, toplumda da insanlar arasındaki ilişkileri kuran küçük karıncalardır. Yani herkesin sorunlarına biz koşarız. Biz çözmeye çalışırız. Yine biz aynı şeyi yapacağız" dedi.


Ataerkilliğe karşı önlem paketi

Bu barışın sağlıklı ilerlemesi için gözlemler yapmaya gideceklerini ifade eden Sirman, "Neyi gözlemleyeceğiz? Çekilmeden sonra oradaki halkın ne yaşadığını, ne gördüğünü izleyeceğiz. Temas grupları kuracağız. Ve tüm taraflarla görüşmeye çalışacağız. Yani taraf derken savaş sırasında çocuğunu kaybetmiş bir kadın. Bu acıları yaşayan bütün insanlar bir taraftır. Dolayısıyla onların ne istediğini ortaya çıkarmaya çalışacağız. Ve onun üstünden de bir barış planı yapacağız. Bizim arzumuz böyle kadınların sorunlarını içeren bir barış planı yapmak. Yani biz kadınlar nasıl barışabiliriz? Bunun altını doldurmaya çalışacağız" dedi. Şu anda somut adım olarak gözlem grupları kurduklarını daha henüz öyle bir temaslarının olmadığını ifade eden Sirman, "Sorunu nasıl tarif ederseniz o şekilde çözüm bulursunuz. Sadece hükümet değil, bütün iktidarlar kadınlar açısından sorunludur. Halbuki biz kadınlar yıllardır diyoruz ki; şiddet patriyarkal, ataerkil bir toplumun normal bir uzantısıdır. Dolayısıyla yapılması gereken ataerkilliğe karşı bir önlem paketi geliştirmek" ifadesini kullandı.

ŞÖNİM'ler kadınları hapsediyor

Son yapılan düzenlemelerin kadınları daha fazla eve hapsetmeyi amaçladığını ifade eden Sirman, kadına yönelik şidetle ilgili dar çözümler arandığını kaydetti. "En korkuncu bu son zamanlarda çıkan Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM)'dir. ŞÖNİM'ler bu çarpık sorunu, çarpık bir şekilde tarif etmenin bir sonucu. Çünkü ŞÖNİM'ler kadınları alıyor ve neredeyse hapishane gibi hapsediyor. Kadınlara şiddet uygulayan erkekler de serbest bir şekilde geziyor. Yani kadınların şikayetleri ciddiye alınmıyor. Kadınları alıp hapsediyorlar" dedi. Kadına yönelik şiddetin kaynağının uzakta aranmasının bir sonucu olarak bunların yaşandığını ifade eden Sirman, şiddete uğrayan kadınların istedikleri merkeze gitme şanslarının olması gerektiğini ifade etti.

Kadının yaşadıkları özelse sonuçları da özel değerlendirilmeli
HDK Kadın Meclisi'nden Gülsüm Ağaoğlu da kadınların savaşın mağduriyetini işgal şeklinde yaşadıklarının altını çizerek, sonuçlarının da kadınlar açısından özel olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Kadın mültecilerin fuhuşa zorlanması, zorunlu göç başta olmak üzere yaşanan tüm şiddet şekillerine karşı ortak bir mücadele programı hazırlayacaklarını dile getiren Aydoğdu, "Roma sözleşmesinin; yani 1325 No'lu yasanın kadına tacizi, tecavüzü savaş suçu sayan yaptırımının kesinlikle Türkiye'de uygulanması ve buna imzaya zorlanması ve bu yaptırımın uygulanması konusunda tarafız" dedi. Kadın cinayetleri konusunda hükümetin çelişkili açıklamalarının yeni olmadığını ifade eden Ağaoğlu, AKP'nin kadın bedenini denetleme ve eve hapsetme amacının olduğunu, ancak kadınların da buna karşı mücadele konusunda antremanlı olduğuna dikkat çekti. Devletin cinsiyetçi politikasının her alanda yansıdığına işaret eden Ağaoğlu, "Paris'te katledilen Kürt siyasetçi kadınlar ile ilgili gerçeğin ortaya çıkarılması konusunda, Sayın Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşması konusunda tarafız" dedi.

Barışı sevgiyle örmek lazım
Barış ve demokrasi sözcüklerinin Türkiye'de yoksul sözcükleri olduğunu ifade eden Yazar ve sendikacı Yaşar Seyman, "Yani ikisini de arıyoruz. İkisi de yok. İkisi de birbirini besleyen kavramlar. Barışın savaştan çok daha zor olduğu bir gerçek" dedi. Süreci izlediğini ifade eden Seyman, kaygılarını da dile getirerek, "Barış dille örülür. Dil çok önemli. Hani dil bilimciler derler ya 'Dil, aklın ayak izidir', bu dille barışı kadınların danteli gibi, halısı gibi, kilimi gibi özenle, sevgiyle örmek lazım" ifadesini kullandı. Barışı kalıcılaştıracak olanın kadınlar olduğuna işaret edenSeyman, "Barışı kadınlar inşa edebilir. Bu yüzden umutluyum. Çünkü zaten dünyada Margeret Thatcher ve Tansu Çiller dışında savaşı başlatan kadınlar olmamıştır. Çünkü savaş kadınları çok vuruyor. İş yaşamında, özel yaşamında her yerde büyük acılar yaşatıyor. Barışı kadın inşa ederse, kadın eli, kadın sözü değerse daha güzel olur. Umutluyum. Umarım bu umudum çiçek açar" dedi.


NAGİHAN AKARSEL/MEHMET ŞAH ORUÇ - DİHA/ANKARA