Kürdistan’daki her olay, her katliam sonrasında gelişen kısır döngü tartışmaları ciddi anlamda köreltici. Ciddi anlamda can sıkıcı. Çünkü duygusal bir atmosfer ekseninde genelde muktedirin belirlediği çerçeve etrafında dolaşan, tartışılan şeyler, tartışmamız istenilen şeylerdir. Diğer önemli sacayağı ise gündemi bizim belirleyemiyor oluşumuz. Gündem öznesi biz iken, tartışmada nesneye indirgeniyoruz. Son örneği Lice Katliamı oldu… (Köşe’de yer sınırlı olduğu için genişçe aktaramıyorum; Lice’ye dair içeriden bir tartışma girişimi için bknz: http://bit.ly/UnBUB8 ve http://bit.ly/1kUVfDf)

Bu konuda en büyük belirleyici tabi ki medya. Katilin söylemine karşıt söylem geliştirmek çok işe yaramaz, yaramıyor. Onun alanını genişletir.
Bu ülkede aklını yitirmemiş, vicdanında hala iki gram ışık taşıyan herkes Türk basını ahlakının bir yere kadar olduğunu, gerisinin de sınırsız ve fütursuzca devletin aklına eklemlendiğini, her türlü pisliğe onay verdiğini bilir. Bu yeter mi? Yetmez. Kürt Hareketi nezdinde 40 yıldır olan biten şey zaten gerçeklerin örtbasıdır. Birilerini atılan yalanı satma girişimidir.
TSK’nın Dicle Üniv. Öğrencisi şehit Ramazan Baran’ı nasıl "terörist" ilan ettiğini gördük. Bu ülkede en kolay şey terörist olmak. Hele katledildikten sonra kaçınılmaz son! Basın uğrayamadığı yerden haber geçmeye başlıyor bu "teröristler" hakkında.
"Faaliyet gösteren bir terörist mevzilere sızma girişimi" diyerek açıklama yapıyor lakin gel gör ki; nasıl oluyorsa sırtından kurşun çıkıyor. 5 gün evvel Muş’lu bir genci askeri kışlada 11 kurşun ile öldürüp "intihar etti" dedikten sonra da aileye mektup yollayıp "kurşunların parasını verin. Toplam 123 TL" diyen insanlar bunlar. Kafasına bir kurşun sıkıp düştükten sonra yine nasıl oluyorsa 11 kurşun daha sıkmış kendine.
Örnekler çoğaltılabilir, yüzlercesi var…
"Ana akım görmüyor, basın görmüyor" eleştirisi yerine ya da görmesini beklemek yerine baskı şart. Tuzaklarına düşmeden toplumsal baskı şerhi nefes aldırabilir. Bunu dillendirip onlardan bir beklenti içine girmek elbette tuzak. İstenilen bir şey de bu! Çünkü adamlar biliyor. Hem de çok iyi biliyor. Gerçeği de biliyor. Kimin nasıl katlettiğini, nerde durması gerektiğini de biliyor. Bu bir tercih…
İmha edeceğiz dediklerinde gidip çektiler, sonra ayrıldılar Lice’den. Aleni katliam gerçekleştiğinde ise, çalıştay adı altındaki otel lobilerinde iğrenç "iyimser" tabloyu batıya ihraç etmekle meşguldüler.
Ölümün sıradanlaştırıldığı Kürdistan’da hala sıcak olan kanda parmakları var.