Kürt kadının son 30 yılda özgürlük mücadelesi ile yaşadığı toplumsal gelişme kendisini her alanda hissettiriyor. Kürt kadını toplumsal ve düşünsel gelişimini, erkeğe öykünerek, onun bir yedeği durumuna gelerek değil, yaşama kadın gözüyle bakarak ve kadınca yorumlayarak sağladı.
"Ve Yazıyoruz. Erkekler ne der diye düşünmeden yazıyoruz" sloganıyla 8 Mart 2012'de temelleri atılan Jin Haber Ajansı (JINHA), kadının basın çalışmaları ve habercilikte çok önemli bir aşama sağladığını gösteriyor.
Kadın haberciliği, kadının bu alanda yaşadığı zorluklar ve ajansın 8 Mart'tan bugüne kaydettiği gelişmelere ilişkin JINHA Müdürü Hazal Peker ile görüştük.

Önce ajansın kuruluş aşamasıyla ilgili konuşmak istiyoruz...

Kadın konusunda medyadaki eril dilden duyduğumuz rahatsızlığın sona erdirilmesi gerektiği noktasında hemfikirdik. Genel olarak düşünüldüğünde, gazetelerde 3. sayfa dediğimiz haber sayfasında kadın hep 'lanetli', 'mağdur', 'maktul', 'pornografik malzeme' ya da 'ihanet etmiş ve hak ettiği cezayı almış' olarak yer bulabiliyor. Biz kadın gazeteciler bu gidişata dur demek için JINHA'yı kurma kararı aldık. Bir yıl çok yoğun bir tempoda araştırmalar yaptık. Haber yazım dilimizi belirleme ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda muhabirlerimizin, kameracı ve foto muhabirlerimizin eğitimi, oldukça zaman aldı. Zorlu bir çalışmaydı ancak yine de bir düzeye geldi eğitimimiz sonuç aldı.
Öncelikle kadın gazetecilerle bir araya gelerek, 'Biz en çok hangi sorunları yaşadık? Alternatif olarak nasıl bir çalışma yapabiliriz' soruları üzerine konuşmalar, tartışmalar yaptık. Yine kadın gazetecilerle, kadın kooperatifleriyle, kadın sorunu üzerine çalışma yapan akademisyenlerle, Diyarbakır Özgür Kadın Akademisi'yle, feminist kurumlarla nasıl bir dil oluşturmamız gerektiğini konuştuk. Çok değişik fikirler de çıktı. Ama onlarla birlikte konuştuklarımızı ortaklaştırdık. Ayrıca bizimle çalışan muhabirlere toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri verdik. Bu eğitimden geçmeyen muhabirlerin bu kalıpları kıramayacağını düşünüyorum.

Neden sadece kadınların çalıştığı bir ajans?

Bizler uzun süredir muhabirlik yapan kadın gazetecileriz. Çalıştığımız süre içerisinde de en çok rahatsız olduğumuz şey eril dil oldu. Medyanın toplumda bir kültür yaratma konusunda çok etkili olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla medyanın dili ve kadına bakış açısının değişmesi toplumu ciddi şekilde etkiler.
Gazetecilik yaptığımız sürede kaleme aldığımız haberlerin son kontrollerini yapan haber müdürleri ya da genel yayın yönetmenleri hep erkekler oldu. Bu çok rahatsızlık veren bir durum! Çünkü erkek arkadaşlar cinsiyetçilik konusunda bizim kadar duyarlı değillerdi. Cinsiyetçiliğe varan bir dil kullanmaya çok yatkınlardı. Bu konuda hassas ve sorgulayıcı değillerdi. Hazırladığımız haberler çoğu zaman son aşamada değiştiriliyor ve bu noktalara dikkat edilmiyordu. Dedik ki öyle bir şey yapmalıyız ki genel yayın yönetmeninden haber müdürüne, muhasebesinden foto muhabirine, hukuk danışmanından teknik servisine kadar tüm çalışanları kadınlardan oluşsun. Böylelikle son noktayı bizim koyabileceğimiz bir haber ajansı kurmaya karar verdik. Haber ajansımızın da öyle bir dili olsun ki kadının üretken, paylaşımcı, renkli tarzıyla bir üslup yakalayıp, okuyucuda bir farkındalık yaratsın istedik. Okuyucuların diğer medyadaki eril dili sorgulamaya başlayacağını ve bunun basına da etkisi olacağını düşünüyorum. Bu, uzun süreli bir değişim. Bunun farkındayız. Ama başaracağımıza inanıyoruz.
 
Kadın gazeteciler olarak kendinizi tam olarak yansıttığınızı düşünüyor musunuz?

Tabii ki bu konuda yeterli değiliz. Öncelikle biz kadın ve erkek kelimelerini biyolojik olarak ele almıyoruz. Toplumsal cinsiyet rolleri açısından bakıyor ve mevcut sistemi bu şekliyle eleştiriyoruz. Kuşkusuz biyolojik cinsiyet açısından kadın olarak gazeteci olmak, düşünsel anlamda da kadın olarak çalışmak anlamına gelmiyor. Hakeza aynı durum erkek içinde geçerli. Bizim hedef aldığımız ve mücadele ettiğimiz şey, zihniyetteki 'erk'… Bu nedenle kadın olarak kendi cins kimliğimizle, toplumsal cinsiyet eşitliği ile tanışmadığımız sürece, önce kendimizi gerçekleştirmediğimiz sürece, nerede ve nasıl olursak olalım mevcut erkek egemenli sisteme farkında olarak ya da olmayarak hizmet etmiş oluruz. Bizlerin amacı, kadının sesini tam olarak yansıtan, toplumsallığın lehine kamerasını, fotoğraf makinesini ve kalemini kullanan kadın gazeteciler yetiştirmek.
 
Abonelik ve gönüllü muhabirlik gibi konularda toplumdan bir beklentiniz var mı?

Belirli bir sayıda kadın muhabirimiz var, ancak yeterli değiliz. Aslında dünyanın her yerinden gönüllü muhabirlere, abone olarak da bize katkı sunacak destekçilere ihtiyacımız var. Gönüllü muhabirlerimizin çok olması, her ilden ve ülkeden kadın sorunlarını iyi yansıtmamıza neden olacak. Abone sayımızın artması ise haber yapmamız için gerekli olan kamera, laptop ve fotoğraf makinesi alabilmemizi sağlayacak. Bu konularda ciddi eksiğimiz var. Destek bekliyoruz.
 
Hem kadın, hem Kürt hem de gazeteci olmak ne demek?

3 kez ezilmek demek... Medyada 'kadın', 'Kürt' ve 'Kürt kadın', öteki olarak görülen, bazı basın kurumları dışında temsil edilemeyen dezavantajlı kesimdir. Kürt kadını, 3 kez eziliyor. Bu temsil, Türkiye medyasının gelişim sürecinde maalesef tam olarak evrilemedi. Çünkü, medyada kalıplaşmış, taşlaşmış bazı kavramlar var ve bunların değişmesi de, ancak JINHA gibi basın kuruluşları ile mümkün olabilir diyoruz. Kürt kadını medyada hem haberde işlenişleri hem de diziler ve sözde 'kadın programları'nda aldığı şekil ile, oldukça cahil-bağnaz-köle şeklinde kodlanıyor.
JINHA, internet üzerinden www.jinhaber.com adresi ile yayın yapmaktadır.


BARAN ADIYAMAN