
Kumun, kuru hava kompresörleriyle kotların yüzeyine tutularak aşındırma işleminin yapıldığı kot kumlama atölyelerinde, kumlama işlemi sırasında solunan tozların ciğerlere yapışması sonucunda ortaya çıkan ve iş güvenliği sağlanmadığı için, onlarca işçinin ölümüne neden olan Slikozis hastalığı, işçilerin canını almaya devam ediyor. Çalışma Bakanlığı'nın verilerine göre, 2-3 ay gibi kısa sürelerde de olsa bu işi yapan binlerce işçi soludukları tozun yoğunluğu nedeniyle hastalık tehdidi altında yaşıyor. Bakanlık verilerinde, 2010 yılından sonra faaliyeti yasaklanan kot kumlama atölyelerinde 5 ile 10 bin tekstil işçisinin çalıştırıldığı bilgilerine yer verilirken, hastalık silika tozuna maruz kalınan madenlerde, dökümhanelerde, tünel ve yol yapımı işkollarında da görülüyor.
Slikozis ilk Türkiye'de görüldü
Kot kumlama işlemine bağlı Slikozis hastalığı ise, dünyada ilk kez 2005 yılında Türkiye'de görüldü.
'Önlenebilir' iş hastalıkları arasında gösterilen Slikozis hastalığı nedeniyle son olarak 23 Mayıs'ta, 8 yıl kot kumlama atölyesinde çalışan Murat Sevgial yaşamını yitirdi. Sevgial ve öncesinde yaşamını yitiren diğer hastalar gibi yakalandıkları bu hastalık nedeniyle ölüme her gün biraz daha yaklaşan Slikozis hastaları, "Başımızda devlet varsa bizi duysun, çare bulsun" feryadında bulunuyor.
Hastalığın tedavisi yok
6 yıl kot kumlama atölyesinde çalışan, 6 yıldır da Slikozis hastası olan 32 yaşındaki Faruk Kaya, düzenli olarak tedavi göremediği için hastalığı ilerleyenlerden. Üstelik de hiçbir sosyal güvencesi yok. İlerleyen hastalığı yüzünden beş dakikalık yolu dahi yürüyemeyecek duruma geldiğini söyleyen Kaya, yapılan akciğer nakillerinin de sonuç vermediğini belirtti. Kaya, "Bu hastalığın tedavisi yok. Biz de öleceğiz, öleceğimizi çok iyi biliyoruz. Bizim suçumuz neydi? Madem bu iş böyleydi devlet bu işe neden izin verdi? Devlet bu işe izin vermeseydi, 5 bin işçi ölüme mahkum olmazdı. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kime gidelim, kimden yardım isteyelim? Biz devletiz diyorlar, o zaman devletliğini göstersinler" diye konuştu.
Devlet zulmünden kaçtı ama...
Kot kumlama mağduru olan işçilerde biri de aslen Bêdlîsli olan ancak 1994'te devletin köy boşaltma politikaları nedeniyle, İstanbul'a göç etmek zorunda kalan Mehmet Bekir Başak. 1997'de başladığı kot kumlama işinde 10 yıl çalışan Başak, 7 yıldır da Slikozis hastası. Binbir zorlukla temin ettiği oksijen cihazına bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışan ve 'İş kazası' mağduru olduğu için emekli edilen Başak, bu yüzden kendisini 'şanslı' sayıyor. Haftada iki gün fizyoterapi tedavisi gören Başak, "İki çocuğum var. 800 lira ile geçinmeye çalışıyorum" diyor.
'Merdiven altı atölyeler faaliyette'
Başak, "Arkadaşlarım vardı, iki sene önce sapa sağlam çalışıyorlardı, şimdi yatağa düşmüşler. Bu işte çalışıp hasta olmayan insan yok. Bugün olmasa yarın hasta oluyor. Yazık günah bu insanlara" diyerek, kot kumlama işinde çalışan işçilerin er ya da geç Slikozis hastalığına yakalandığını işaret etti. Başak, 'merdiven altı' olarak tabir edilen kot kumlama atölyelerin yasaklanmasına rağmen, halen bu atölyelerinin birçoğunun faaliyetlerine devam ettiğini de anlattı.
'Devlet ayıbını düzeltsin'
Daha önce seslerini duyurmak için Ankara'ya giderek Cumhurbaşkanı ve AKP, CHP, MHP ve BDP temsilcileriyle görüştüklerini de aktaran Başak, bu görüşmelerden de bir sonuç alamadıklarını vurgulayarak, devlete 'ayıbını' düzeltme çağrısı yaptı. Hastalığı nedeniyle düzenli olarak yürüyüş yapması gerektiğini belirten Başak, "Doktor, 'günde 2 km yürü diyor, ben 20 metre yürüyemiyorum. Mobil oksijen aleti lazım. Normal tüple evin içinde durabiliyoruz, ama dışarı çıktığımızda adım atamıyoruz. Çok pahalı olduğu için devlet veremiyormuş. 10 bin liralık bir alet insanın hayatından daha çoktur diyorlar. Yasa mı çıkarıyorlar, ne yapıyorlarsa yapsınlar bize bu aleti temin etsinler" şeklinde konuştu.
'5 bin kişiyi kimse kapatamaz'
Slikozis hastası Ali Can Husun ise, "Ölümü korkuyla, çocuklarımızın gözüne baka baka bekliyoruz. Yaşamını yitiren Murat arkadaşımızın çocuklarının gözlerini gördüm, o korku bana yetti. Mağdur olan birçok aile var. Nasıl Soma'da 75 milyon kişiyi bu acıya ortak ettiler, bizim de 5 bin arkadaşımız var. 5 bin kişi sessizce ölümü bekliyor. 5 bin kişiyi kimse kapatamaz. Yarın ben sormasam, çocuklarım muhakkak bunun hesabını sorar" sözleriyle anlatıyor yaşadıklarını.
'Denetleme memurlarına 500 lira!'
Kısa süre önce Slikozis hastası kardeşi Murat Sevgial'ı kaybeden Ergül Sevgial'ın anlatımları ise, durumun vahametini ortaya koymaya yetiyor. Bir kardeşini kaybeden Ergül Sevgial'ın, aynı hastalığa yakalanan iki kardeşi daha var. Kardeşleri gibi birçok işçinin sosyal güvencesi olmadığı için hastaneye gidip tedavi olamadığını söyleyen Sevgial, "Çalıştığımız süre içinde işyerini denetlemeye gelen memurların cebine 500 lira sıkıştırırlardı, hiç denetlemeye bile gerek duyulmazdı" dedi.
DİHA/İSTANBUL