'Cüret, daha fazla cüret'

Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —

20 Şubat 2022 Pazar - 23:30

  • Koşullar ne olursa olsun devrimci cüretle üstüne gidersen başarırsın! Budur işte! Heftanin, Garê, Metîna, Zap, Zagros, Xakurkê yiğitlerinin hepimize öğrettiği gerçek budur.

Sosyal bilimin ve devrimin büyük ustaları olan Marks ve Engels, maddi koşullar uygun hale gelmişse devrim zamanı gelmiştir dediler; eğer koşullar uygun değilse bu işe girişilmemesi gerektiğini, "devrimcilik oynamanın" tehlikeli olduğu vurgusuyla dile getirdiler.

Bir kriz ve savaş durumu varsa, devrim için elverişli koşul var demektir. Olaya böyle yaklaştılar. Toplumsal meselelere eğilip ekonomi başta olmak üzere her konuda teoriler geliştirdiler.

Zamanla daha farklı yönleri de ortaya çıkıyor. Devrime bunca kafa yoranlar savaşla ilgilenmezler mi? Özellikle Engels’in savaş konusuna yoğun şekilde eğilmiş olduğu şimdiye dek gözlerden kaçmıştır.

Onun bu yönünün açığa çıkmasında yazar Sigmund Neuman’ın katkısı büyüktür. Yaptığı incelemeler sonucunda Engels’in askeri bilim hakkındaki yazılarının, geri kalan yazınsal çalışmalarından sayıca daha fazla olduğunu belirtir:

"Eğer bu dağınık durumdaki yayınlar bir ya da daha fazla cilt halinde bir araya getirilmiş olsaydı çok etkileyici olur ve muhtemelen bu çalışma -tıpkı Karl Marx’ın Kapital’i üzerinde Marxizm’in bilimsel rakiplerinin yapmış oldukları gibi- askeri uzmanlar tarafından dikkat ve itina ile etüt edilirdi…"

Geçmiş savaşları analiz ettiği gibi kendi döneminde yaşananları da değerlendirmiş, bazen tutmayan sonuçlar olsa da genellikle öngörüleri doğru çıkmıştır.

Engels, kapitalist sistemin savaşsız yapamayacağını görüyor ve buna karşı savaşmaktan kaçınmamak gerektiğini belirtiyordu. Öyle ki, kendini de avcılık yaparak savaşa hazırlıyordu. Bir mektubunda avcılığın iyi bir süvari eğitim okulu olduğunu yazıyordu.

Engels’in "belki de çok yakında çalışma masasındaki taburesinin yerini bir atın alabileceği ve her şeyi bırakıp savaş alanında olabileceği düşüncesinden büyük haz aldığı" belirtiliyor.

Kötülüklere karşı savaşmak gerektiğini savunduğundan, savaşlar üzerine ciddi eğiliyordu. Öyle ki Marks bu konuda onu bazı konuları tek yönlü savaş pratiğiyle değerlendirdiği için eleştirmiştir! Şimdi bazen birbirimize yaptığımız eleştirilerde olduğu gibi…

Bunun sebebi neydi? Marx hangi olayda eleştirmiş, dikkatli olması gerektiğini vurgulamıştır?

Amerika iç savaşında Engels’in görüşleri kuzeylilerden yana olmakla beraber, gerici-köleci güneylilerin "ölümüne" ciddiyetinin tersine, kuzeyin "laçka ve gelişigüzel idare edildiğini" ve bu konuda dehşete düştüğünü Marx’a yazmış, Marx cevabında onu, "yalnızca askeri yönlere tek taraflı bir dikkat göstermek suretiyle önyargılı olmamak gerektiği" konusunda uyarmıştır.

Onların yolundan giderken tarihin ilk sosyalist devrimini başaran Lenin de savaşın ciddiyetine vurgu yapan yazılar yazmıştır.

Savaş, direniş, isyan ile oynanamayacağını ama direniş başlamışsa büyük bir cüretle düşmanın üstüne gitmek gerektiğini belirtmiştir. Tıpkı Önder Apo gibi…

İşte 1917 devrimi arifesinde yoldaşlarına yazmış olduğu mektuptan bir bölüm:

"Savaş ne kadar sanatsa, isyan da o kadar sanattır ve belirli prosedür kurallarına tabidir… İlk olarak, oyununuzun sonuçları ile yüzleşmeye tam manasıyla hazırlıklı olmadıkça isyanlarla asla oynamayın… İkincisi, isyan, Danton’un sözleri ile, bir kez giriştiniz mi, sizlere yüksek derecede devrimci kariyer lisansını verir, büyük bir kararlılıkla hareket edin ve hücum pozisyonunda olun… Savunma pozisyonunda olmak, ayaklanma halindeki ordunun ölümü olur… Hasımlarınızı şaşkınlığa uğratın… Şimdiye kadar bilinen ilk başarılı isyan politikası olan 'cüret…cüret…daha fazla cüret!' ile moral üstünlüğünüzü yüksek tutun."

Cüretin anlamı, koşullar ne olursa olsun buna karşı durma gücüdür; korkusuzluktur, cesarettir, yürekliliktir, atılganlıktır…

Bu pencereden bakarak gerillanın moral üstünlüğünü nasıl kazandığını daha iyi anlamak mümkün. Aynı durum tüm mücadele alanları için geçerlidir.

Her alanda daha fazla cüret

Düşman kendini ne denli büyük göstermeye çalışırsa çalışsın o ezilmesi gereken bir düşmandır, insanlık düşmanıdır; onu yenecek irade ise insanca yaşama iradesidir. "Ne olursa olsun başarı insanlığın olacaktır" inancıdır: Koşullar ne olursa olsun devrimci cüretle üstüne gidersen başarırsın! Budur işte! Heftanin, Garê, Metîna, Zap, Zagros, Xakurkê yiğitlerinin hepimize öğrettiği gerçek budur.

Dağlardaki yenilgilerini Mexmur mülteci kampına, Şengal ve Rojava halkına saldırarak örtmeye çalışıyorlar.

Bir de bu nedenle topyekûn direniş ruhuyla, liberalizmden kaynaklı her türlü bireyciliği aşıp büyük bir cüretle işlerin üstüne gitmek gerekiyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.