
Wan depremzedeleriyle dayanışmak için bir gece düzenlediniz. Ne kadar yardım topladınız ve bu yardımı götürdüğünüzde nasıl karşılandınız?
Almanya'da 6 kurum biraraya gelerek düzenlediğimiz etkinlikte, toplam 31.130 Euro, bin 170 Frank, 20 Sterlin, 2 Dolar tutarında yardım topladık ve bu yardımı Wan depremzedelerine götürdük. Gittiğimizde Wan Deprem Koordinasyon Kurulu ile bir toplantı organize ettik. Bu kurulda kentteki hemen hemen bütün sivil toplum örgütleri yer alıyor. Biz götürdüğümüz yardımı, Koordinasyon Kurulu ile ortaklaşa dağıtmak istedik.
Peki siz yardımlarınızı nasıl dağıttınız?
Giderken, Wan'ı kamuoyunun bildiği kadar biliyorduk. Planımız şuydu: Biz gideriz Wan'a, konteyner kentte kalan ailelerin sayısı 111'dir. Yardımlarımızı da eşit ve ihtiyaca göre dağıtırız. Ancak Koordinasyon Kurulu ile yaptığımız toplantıda planımız çöpe gitti. Çünkü burada mağdurların kadın ve çocuklar olduğunu gördük. Bunun üzerine yardımları ona göre dağıtma kararını aldık. Kamuoyunda 111 depremzede aile diye yansıyor. Kesinlikle Wan'ın durumu bu değil. Durumu onlardan çok çok kötü olan yüzlerce aile var. Onların da evleri çatlak, naylonla kapatmaya çalışmışlar, çadırla kapatmaya çalışmışlar; ama onurlarına gururlarına yedirip o konteynerlere gitmemişler. Yardımlarımızın, durumu çok kötü olan aileleri de içine alarak dağıtılması konusunda hemfikir olduk Koordinasyon'la. Bir marketle anlaştık. 500 koli gıda, 500 koli de temizlik malzemesi olmak üzere 1.000 kolilik yardım paketleri hazırlattık. Götürdüğümüz parayı market sahibine vedik. O kolilerin 150 tanesini 111 aileye ve çevrede durumu çok kötü olan ailelerden her birine 2'şer koli dağıttık. Geri kalan kolileri de peyderpey ekonomik durumu kötü olan ailelere yardım eden Wan-Der ile market sahibi, her ay ihtiyaç sahiplerine dağıtacak. Yine sağlık sorunlarının giderilmesi için de, Wan Koordinasyon Kurulu'na 4 bin Euro aktardık.
Peki nasıl bir izlenim edindiniz?
İlk toplantıda çalışmaların eşgüdümlü yapılması, birlikte hareket edilmesi, sorunların çözümü için yoğun bir çaba harcanması bizi hoşnut etti. Dah sonra ilk konteynır kente gittik. Biz oradayken açlık grevinin 125. günüydü. Direnişçilerle görüştük. Taleplerini ve sorunlarını dinledik.
Talepleri nelerdi? İçinde bulundukları psikolojiyi anlatır mısınız?
Depremzedelerin bir temsilcisi var. Temsilcinin verdiği bilgiye göre yardımlar durmuş, barınma sorunları var. Öncelikli sorun barınma sorunu. Zaten bu sorun da hastalık, temizlik, ısınma, su, elektriksizlik gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Bu konteyner kentlerde kalan çocuklar banyo yapamadıklarından başları bitlenmiş, 'Kokuyorlar' denilerek okullara alınmama durumları var. Bu çocukların psikolojisini siz düşünün artık.
Peki BDP Belediyesi'nin bu konudaki çabalarını nasıl gözlemlediniz?
Belediyenin bu sorunları çözmek için çok ciddi girişimlerde bulunduğunu gördük. Zaten depremzedelerle yaptığımız görüşmelerde de bu ortaya çıktı. Depremzedeler, "Bizim buradaki tek kol kanadımız belediye ve sivil toplum örgütleridir. Şu an sorunlarımızla ilgili belediye, kendi gücü, bütçesi ölçüsünce elinden geleni yapıyor" dedi. Depremzedelerin dediğine göre ısınma sorunlarını belediyenin verdiği katalitik sobalarla çözmüşler. Kısacası, onlar sağlık, barınma gibi sorunlarını çözmek için kendi güçleri doğrultusuda ellerinden geleni yapıyor. Depremzedelere göre zaten asıl mesele yardım gidip gitmemesi değil. Kendileri açık açık söylüyorlar; "Biz deprem mağduru değil, devlet mağduruyuz."
Koordinasyon Kurulu ile Belediye'nin çözüm için yol haritası var mıydı?
Temel hedefleri kamuoyu oluşturarak Vali üzerinde dolasıyla devlet üzerinde baskı oluşturmak. Bu baskı sonucunda mümkünse bir arazi temin etmek ve buraya kendi imkanlarıyla konut yapmak. Valilik şimdilik diretiyor; ancak kamuoyu baskısı Vali'yi köşeye sıkıştırmış.
Neden diretiyorlar? Depremzedeler ne düşünüyor?
Depremzedeler için yapılmış TOKİ evleri var. Ancak bunlar yüksek fiyata satılmış. Bazılarına da kiralık olarak verilmiş. Depremde herşeyini yitirmiş insanlar, kıt kanat geçiniyorlar. Vali, bu insanların konteynerlerden çıkması için baskı uyguluyor, bıktırmak için elektrikleri, suları kesiyor. TOKİ evlerine yerleştirilenlerin büyük bir kısmı ya ekonomik durumu çok iyi olanlar ya da AKP yanlısı olanlardır.
Sadece Wan'da incelemelerde bulunmadık; Erdîş'e de gittik. Mesela orada konuştuğumuz depremzedelerin birçoğunun evi ağır hasarlı. Torpille, rüşvetle o çatlak duvarlar sıvanmış, üstü kapatılmış ve depremzedelere "Evinizde oturun"' diyorlar. Erdîş'te durum daha da sıkıntılı yani.
Halk Vali'yle görüşüp sorunlarını bir şekilde bildirebiliyor mu?
Evet halk Vali'yle görüşüyor. Size bir örnek vereyim. Bir kadınla görüştüm. Ona Vali'nin neden sorunları çözmediğini sordum. Bana verdiği cevap şuydu: "Bana 'dulsun, valiliğe git, hem sana ev verirler, hem de belki dul olduğun için maaş verirler' dediler. Ben de gittim görüştüm. Vali benim sorunuma nasıl bir çözüm getirdi, biliyor musunuz? Bana 'Daha gençsin, gidip evlenebilirsin. Neden evlenmiyorsun' dedi. Benim sorunumu böyle 'çözmek' istedi. Benim derdim evlenmek değil ki; Ayrıca bunun için Valiliğe gitmeme gerek yok; bir evlilik programına katılır, evlenirdim."
Peki Vali'ye hiç mi yardım gitmemiş?
Aslında Vali'ye milyonlarca para akıtılmış. Koordinasyon Kurulu'nun verdiği bilgiye göre hem yurtiçinden hem yurtdışından hem de Kızılay'ın verdiği yardımlarla depremzedeler için 2-3 tane Wan çok rahat inşa edilebilirmiş. Ancak bu yardımların nereye gittiğine dair hiçbir bilgi, belge yok. Belediyenin depremzedeler için oluşturduğu bir havuz varmış. Gelen yardımlar burada toplanmış. Valilik buna da el koymuş.
BDP Milletvekili Özdal Üçer, bu konuyla ilgili meclis bünyesinde iki üç tane soru önergesi vermiş; ancak AKP hükümeti bu konuda herhangi bir açıklama yapmadı.
Wan halkıyla depremzedeler arasında ilişki nasıl?
Wan'ın tamamı depremzede. Belki bazılarının evleri yıkılmadı, hasar görmedi; ama bu deprem Wan'ın bütün alanlarını etkilemiş. Örneğin belki birinin evi yıkılmamış; ama işini kaybetmiş. İnanılmaz bir ekonomik sıkıntı yaşanıyor. Fakat Wan bu durumda bile, Rojava için yardım toplayıp gönderdi.
Depremzedelerin yaşadığı koşulları yerinde gördünüz. Bu sorunlar nasıl çözülebilir sizce?
Valiliğin çözümü kesinlikle yok, çözümsüzlüğü dayatıyor. Ama ben şuna inanıyorum; Koordinasyon Kurulu başta olmak üzere kamuoyunun yoğun baskısı sonucu, Vali istemese de harekete geçirilebilir. Biz de onlara Avrupa'da kamuoyu oluşturmak için çalışma yapacağımıza söz verdik.
Avrupa'daki kamuoyu çalışmasını nasıl sürdürmeyi planlıyorsunuz?
Döndükten sonra bir toplantı gerçekleştirdik. Toplam 6 kurum var komitede. Navenda Çanda Kurd-Rüsselsheim, Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ATİF) - Rhein-Main, SV Dersim Spor, Barış Evi-Rüsselsheim, İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (Bir-Kar) ve Almanya Demokratik Haklar Federasyonu (ADHF). Önümüzdeki süreçte bu Wan Dayanışma İnisiyatifi ismini verdiğimiz yapı ne yapacak, onları tartışacağız.
ŞAHİN BOZLAR