Almanya Gündemi


O'nu biz 'En Alttakiler' çalışmasıyla tanıdık. Araştırmacı- Gazeteci Günter Wallraff 1980'li yılların başlarında Türk bir işçi kılığında 'Ali Levent Sinirlioğlu' ismiyle iki yıla aşkın bir zaman fabrikalarda, inşaatlarda kiralık işçi olarak çalışmıştı. Bu süre zarfında 'Ali' özelinde, genel olarak yabancılara karşı sergilenen ayrımcılığı da gözler önüne sermişti. İş güvenliği olmadan, sosyal haklardan bile bahsedilmeyen bir ortamda adeta köle gibi çalışan Wallraff'ın, o dönemde toplumun en alttakilerine yer verdiği çalışması (kitap ve belgesel) büyük ilgi gördü.
Yazar Wallraff buna benzer çalışmalarını devam ettirdi. Her defasında toplumda 'ötekileştirilenlerin' kılığına girerek kötü çalışma koşullarını ve yabancılara karşı sergilenen ırkçı davranışları tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardı. Araştırdığı alanlarda ezilenlerin kimliğine büründü, kendi deyimiyle hayatıyla oyun oynadı. Öyle ki; bir röportajında Thyssen adlı şirkette Türk işçi Ali olarak çalıştığı dönemin hayatının en tehlikeli anlarından biri olduğunu anlatıyor. Çünkü zehirli tozlar arasında maskesiz bir şekilde çalışıp, zor şartlarda defalarca kaza tehlikesi atlatmıştı, ki aynı işi yapan bazı işçilere akciğer kanseri teşhisi konmuştu.
2009 yılı sonbaharında ise 'Beyaz Üstü Siyah: Almanya İçine Bir Yolculuk' çalışması ile Almanya'da siyahlara karşı sergilenen ırkçılığı yansıttı. Wallraff, bu kez Afrikalı kılığına girerek, beyaz tenini siyaha boyadı ve aylarca Somalili 'Kwami Ogonno' olarak Almanya'da dolaştı. Almanların ırkçılıkları bu araştırma sayesinde bir kez daha tescillenmiş oldu, öyleki kimse 'beyaz' bir adamdan boyanan bir 'siyahın' farkına bile varmadı. Başka bir örnekte ise; geçtiğimiz yıllarda ucuz alışveriş market zinciri Lidl için ekmek yapan bir işyerinde yine kötü koşullarda çalışmış, defalarca yanma tehlikesi atlaşmış, fakat işverenin işçilere karşı tutumunu gözler önüne sermişti. Daha buna benzer bir dolu örnek bulunuyor Wallraff'ın meslek hayatında.
Wallraff'ın son vukuatı (!) ise fast food zinciri Burger King ile ilgili. Geçtiğimiz Nisan ayında RTL televizyonu için hazırladığı bir program dolayısıyla, ekibi ile birlikte Burger King'i mercek altına aldı. Yine gizli kamera çekimleri ile çalışanların kötü çalışma koşullarını ve ürünlerdeki hijyen eksikliğini gözler önüne serdi. Skandalın patlak vermesinin ardından, şirketin Almanya’daki CEO’su Ergün Yıldız görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı. Bu skandalın ardından Burger King'te Yi-Ko Holding tarafından işletilen birçok şubenin çalışmasını askıya almıştı. İşte buradan hareketle, Wallraff ile ilgili çeşitli iddialar da gündeme geldi. Wallraff'ın diğer bir ünlü fast food firması McDonald's'tan bir keresinde 5 bin, ikincisinde 3 bin olmak üzere, toplam 8 bin Euro para aldığı ve bunun karşılığında Burger King'in aleyhinde videolar hazırladığı ve araştırmacı gazeteciliğini bu uğurda kullandığı iddia edildi. Wallraff bir röportajında iddiaları reddederek, sunumları yaptığını fakat, burada fast food kültürsüzlüğünü eleştirmekten kaçınmadığını belirtti.
Bu gelişmeler yaşanırken, Burger King, işletmeci firma Yi-Ko Holding ile anlaşmasını feshetti. Holding'e bağlı olarak çalışan ve değişik şehirlerde bulunan 89 şube de kapatıldı. Şimdi ise Yi-Ko Holding'in iflasa gitmesi bekleniyor. Bununla beraber bu şubelerde çalışan 3 bin işçide işsiz kaldı. Çıkışları verilmediği için sosyal haklardan da yararlanamamaları söz konusu.
Hemen hemen herkes bir kez de olsa fast food restorantlarına gitmiştir. Mutfakta ve kasada çalışan işçilerin yorgunluktan bitap düşmüş hallerini de görmeyen yoktur. 'Daha hızlı, daha ucuz' tüketim istemi, daha fazla iş, daha fazla mesaiye denk geliyor ve maalesef bu insanların büyük bir çoğunluğu düşük ücretlerle çalışıyor. Wallraff'ın ortaya çıkardığı ise bu çarkın için de iğne ucu kadar bir yer tutuyor.