Görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk hakkında "eşbaşkanlık" soruşturması başlatıldı. Soruşturmaya iznin kayyum atamasından dört gün önce verildiği ve metinde Türk'ün "Eski Belediye Başkanı" diye tanımlandığı görüldü.

AHMET KANBAL / MA / MARDİN

Türk İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk hakkında “eşbaşkanlık” gerekçesiyle soruşturma başlattı.

Müfettişlik, 3 Eylül 2019’da başlattığı ve Türk'e tebliğ ettiği soruşturma kapsamında savunma istedi. Türk hakkında “Mardin Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı” ifadesinin kullanıldığı tebligatta, soruşturma izninin kayyum atanmasından 4 gün önce, yani 15 Ağustos günü olması dikkat çekti.

Eşbaşkanlık için 'sözde'

 Soruşturma gerekçesinde eşbaşkanlık için ise “sözde” denildi. Tebligatın ilgili kısmında şu ifadelere yer verildi: “Bakanlık makamının 15.08.2019 tarihli onayında ‘31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri sonucunda Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün bilgisi ve talimatlarıyla Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde Belediye Meclis Üyesi Necla Figan Altındağ’ın sözde eş başkan sıfatıyla belediyenin her türlü organizasyonunun içinde yer aldığı, belediyeye ait tesis ve projeleri sahada bizzat inceleyerek, belediye adına ilgilileri yönlendirdiği ve talimatlar verdiği, Belediye adına yürütülen her türlü faaliyette bizzat tasarrufta bulunduğu ve eş başkan sıfatı ile Belediyenin yönetiminde, sevk ve idaresinde etkin bir şekilde görev aldığı’ ve ilgililerin görevlerini kötüye kullandıkları iddia edilmektedir.”

Ayrıca, Türk’ün 7 gün içinde savunmasını göndermesi istenen tebligatta, savunmanın gönderilmemesi durumunda ifade vermekten kaçınmış sayılacağı belirtildi.

Yasal ve meşrudur

 Konuya dair konuşan Eşbaşkan Altındağ, kayyum atanmasına eşbaşkanlık sisteminin gerekçe gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. “Eşbaşkanlık meşrudur” diyen Altındağ, eşbaşkanlığın AKP'nin oylarıyla Meclis'ten geçtiğini hatırlatarak, "Diğer partiler bunu işlevsel kılmadılar ama HDP bunu işlevsel hale getirdi. Yasaldır ve meşrudur. Kadınların mücadelesini geriletmeye çalışıyorlar. Kadınların rolünü hiçe sayıyorlar" dedi.

 

Peki ne kapsamındadır?

HDP Amed İl binası önünde 20 Kasım’dan beri devam eden ablukaya ilişkin bilgi veren Diyarbakır Valiliği, giriş-çıkışların ses dinleme araçları ve görüntü araçlarıyla kayıt altına alınmasına yönelik bir uygulamanın, emniyet tedbirleri kapsamında yer almadığını açıkladı.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in, 8 Kasım 2018’de başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi ardından HDP Amed İl binası polis ablukasına alındı. Bağlar ilçesindeki parti binasının çevresine 20 Kasım 2018’den itibaren zırhlı araçlar ve TOMA’lar konumlandırıldı. Binanın giriş kapısının önüne park edilen, tepesinde kamera bulunan ve ortam dinleme özelliğine sahip olduğu ileri sürülen araç, binaya girip çıkanları görüntülüyor. Açlık grevi eylemleri sonlandırılması ardından da uygulama devam ediyor.

HDP, söz konusu uygulamayı Diyarbakır Valiliği’ne sordu. Valilik, 3 Eylül’de verdiği cevap yazısında, parti binalarının korunduğunu, çevrede meydana gelebilecek her türlü kanunsuz eylem/etkinlik ve toplumsal olayın engellenebilmesi amacıyla, önleyici kolluk tedbirleri alındığını savundu. Valilik, HDP İl binasında 20 Kasım’dan bu yana devam eden polis ablukasını ise “Kurumunuza giriş-çıkışların ses dinleme araçları ve görüntü araçlarıyla kayıt altına alınmasına yönelik bir uygulama, müracaat konusu adreste uygulanan emniyet tedbirleri kapsamında yer almamaktadır” ifadeleriyle yasal olmadığını itiraf etti.

   
 

Kürtçe askıya alındı

Türk İçişleri Bakanlığı tarafından kayyum atanmasıyla birlikte Amed Büyükşehir Belediyesi’nin web sayfasında Kürtçe haber servisi durduruldu.

Büyükşehir Belediyesi (DBB) Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı 19 Ağustos’ta görevden alınarak yerine kayyum olarak Vali Hasan Basri Güzeloğlu atandı. Atandığı gün Mızraklı döneminde görevlerine iade edilen 29 memur, 8 işçi ile birlikte 2 danışmanın işine son veren, Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İşleri (DİSKİ) Genel Müdürlüğüne Vali Yardımcısı Ahmet Naci Helvacı’yı atayan, iki polis amiri ile valilik basın müdürünü daire başkanlığına getiren kayyum, belediyenin resmi web adresindeki Kürtçe haber sevisini de durdurdu.

Belediye kayyum atandığı günden bu yana hem web sayfasında hem de belediyenin sosyal medya hesaplarında Türkçe haberlerle propagandasını yapan kayyum, geldiği günden sonra web sitesindeki Kurmancî ve Kirmanckî haberlerinin servisini de durdurdu.

Konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken daha önce OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kayyum atanan Cumali Atilla, belediyenin çok dilli hizmet politikasına son vererek, kentte bulunan tüm Kürtçe tabelaları kaldırmıştı.

 
 

Tek hukuki dayanak yok

   

Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın avukatı Mehmet Emin Aktar, görevden uzaklaştırmayı haklı görecek tek hukuki dayanağın olmadığını söyledi.

Av. Mehmet Emin Aktar, yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali için Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'ne yaptığı başvurunun detaylarını anlattı.

Görevden alınma ve kayyum atamanın Anayasa'nın 127/4 maddesine ve Belediye Kanunu'nun 47’nci maddesine dayandırıldığını hatırlatan Aktar, her iki maddenin de görevle ilgili işlenen suçları kapsadığını, ancak müvekkilinin göreviyle ilgili herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulmadığını söyledi. Göreviyle ilgili açılan soruşturma ve davalar sonuçlanıncaya kadar belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması yetkisinin İçişleri Bakanlığı'na verildiğini, ancak müvekkili hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın belediye başkanlığı göreviyle ilgili olmadığını vurguladı.

İdari özerkliği yok ediliyor

İçişleri Bakanlığı kararının esasında Diyarbakır Valiliği'nin 1 Nisan ve sonrasındaki Mızraklı’nın görevden alınması için iki ayrı yazısına dayandığını hatırlatan Av. Aktar, “Dr. İlhan Diken isminin bir caddeye verilmesi, kayyumun çalıştığı müteahhitlerle çalışmaması, kayyumların usulsüzlük yaptığına ilişkin açıklamalarla halkı kışkırttığı iddiaları” gibi gerekçelere işaret ederek, kayyum atamalarıyla yerel yönetimlerin sahip olması gereken idari özerklik yapısının yok edildiğini söyledi.

Soruşturma ve dava yok

 "Yasa bir adli soruşturmayı esas alıyor” diyen Aktar, şöyle konuştu: “Bu prosedürlerin hiçbiri yerine getirilmemiş. Görevden uzaklaştırmayı haklı görecek bir hukuki dayanak yok. Kararda da hukuki gerekçeleri yok, çünkü uzaklaştırma gerekçesi olan görev nedeniyle açılmış bir soruşturma ve dava yok. Bu anlamda bir hukuksuzluk bir keyfilik var."

Siz kendinizi yönetemezsiniz!

 Seçimin hemen akabinde valililerin bakanlığa yazdığı yazının bir ön hazırlık olduğunu ve medya üzerinden yürütülen 'finansal kaynakların örgüte aktarıldığı' iddiasının ise gerçeklikten uzak olduğunu söyleyen Aktar, şöyle konuştu: "Bu iddia daha önce de araştırıldı ve tek bir kanıt elde edilemedi. Bunun altındaki temel sebep; Kürt’e siz kendinizi yönetemezsiniz, deniliyor. Yerinden yönetimler bir idari özerkliğe sahiptir. Bu idari özerkliği ortadan kaldıracak merkezi idarenin müdahalesi hukuka aykırıdır. Masuniyet karinesini ihlal ediliyor. Henüz açılmamış bir soruşturma gerekçesiyle suç işlenmişçesine bir karar alınıyorsunuz ve bir hükmün sonuçları gibi işlem yapıyorsunuz. OHAL Kararnamesi’nin OHAL sona erdirildikten sonra bir kanun maddesiymiş gibi uygulanarak belediye meclislerini de devre dışı bırakarak, kayyum ataması hukuka aykırıdır."

 
AYDIN ATAY / MA / AMED