
Türk devletinin Kürt halkına yönelik uyguladığı soykırıma dikkat çekmek için Ekim ayında Norveç'in başkenti Oslo'dan yola çıkan kadınların yürüyüşü sürüyor. Yürüyüşün Norveç, Danimarka, Almanya, Belçika etabını tamamlayan kadınlar, Fransa'da. Kadınlar, yaya yürüdükleri 9 Ekim 2015'ten beridir bin 500 km katetti.
Uzun yıllardır Norveç'te yaşayan Bahar Ada ve Saadet Demir, soykırımcı Türk devletinin Cizîra Botan'ı ilk kuşatması sürecinde 'Existence March' (Varlık Yürüyüşü) adıyla Oslo kentinden başlayarak, Türkiye'de son bulacak bir yürüyüş başlattı. Kadınlar, eylemleriyle ilgili hazırladıkları 5 maddeden oluşan deklerasyonu gittikleri ülkelerin dışişleri bakanlıklarına teslim ediyor. Uğrak yerlerinde eylemlerinin amaçlarına ve istikametlerine ilişkin bilgilendirmeler yapan kadınlar, insani kurum ve kuruluşlarla da görüşmeler gerçekleştiriyor.
BM'de gözetleme-denetleme departmanı açılsın
Soykırım saldırıları nedeniyle ses çıkarmak için arkalarında mesleklerini, okullarını bırakarak yola koyulduklarını ifade eden Bahar Ada, BM'ye üye olan ülkeleri dolaşıp ellerindeki bildirgeyi sunduklarını söyledi. Bildirgeyle BM'de Kürtler için gözetleme ve denetleme departmanının açılmasını talep ettiklerini belirten Ada, "Bildirgemizdeki en önemli nokta, BM'de Kürtler için gözetleme ve denetleme departmanının açılması. Filistinlilerin bundan 6 ay önce kazandığı statüyü biz de istiyoruz. Bunun için Kürtlerin bir devletinin olmasına gerek yok. Eğer bir halk saldırıya uğruyorsa, bu saldırıların altında neler olduğunu gözetleyecek bir departmana ihtiyaç var" dedi.
Süresiz oturma eylemi yapılacak
Milletvekilleri aracılığı ile parlamentolara gensorular da verdiklerini dile getiren Ada, "Gittiğimiz BM ülkelerinden aldığımız cevapları bir dosyaya ekliyoruz. Aldığımız cevapları ve topladığımız imza kampanyalarını, yürüyüşümüzü tamamladıktan sonra BM'ye sunacağız. Taleplerimiz hakkında cevap alana kadar da BM önünde süresiz oturma eylemi gerçekleştireceğiz" diyerek, hedeflerini anlattı.
Denetleme heyeti yok, çünkü tanımak istemiyorlar
İlgili ülkelerin Dışişleri Bakanlıklarında yaptıkları görüşmelerden anekdotlar paylaşan Ada şöyle konuştu: "Örneğin Hollanda Parlamentosu'ndaki sözcü, 'Sorunun çözümü var ama muhatap alacak bir Kürt kanalı bulamıyoruz' diyor. 'Kürtleri biz parçaladık ama toparlayamıyoruz' diyemiyorlar, 'Siz kendi kendinizi toparlayın' diyorlar. Brüksel'de görüştüğümüz danışmanlara ise, 'Her ülkenin parlamentosunda Kürtler için denetleme heyetleri var ve her sene incelemeler yapıp raporlarını sunuyorlar. Peki neden BM'de bir heyet yok' diye sorduk. Bu soruya cevap alamadık. Çünkü orada bir denetleme heyetinin olması demek, Kürtlerin varlığının kabul edilmesi anlamına gelir."
'Sivil lobi çok önemli'
Yürüyüşlerinin sivillerin harekete geçmesi açısından önemli bir yürüyüş olduğunu söyleyen Ada, sivil lobinin önemine dikkat çekerek "Siviller kendi gücünü görsün diye yürüyoruz. Siviller potansiyelinin farkına vardığında devletler korkuyor. Görüştüğümüz danışmaların gözlerinde şaşkınlıktan çok korku vardı. Biz iki kişi zorla da olsa onları masaya oturttuk" şeklinde konuştu.
Fransa yürüyüşü ardından İtalya'ya gidecekleri bilgisini veren Ada, Vatikan'da Papa ile görüşmeye çalışacaklarını, bunun için cevap beklediklerini kaydetti.
Gerillanın yola çıkış hikayesi gibi
Ada, yürüyüşlerinin gerillaların yola çıkışına benzediğini kaydederek şöyle dedi: "Biz yürüyüş kararı aldığımızda her şeyimizi geride bıraktık. Bir gerillanın yola çıkış hikayesine benziyor aslında. Ailelerimize dahi haber vermedik. Otobüse bindik, Oslo'ya gittik. Neyi nasıl yapacağımızı bilmiyorduk, diplomasi nasıl yapılır, bilmiyorduk ve son maaşlarımızı alıp yola çıktık. Çünkü hayallerimizi yıktılar, biz geleceğimizi Kürdistan'da inşa etmek istiyorduk, geleceğimizi kurtarmak yola çıktık" Ada, "Dünya bir vücuttur. Bir parmak hastaysa tüm vücut zarar görür. Bugün dünya bir halkın varlığını yok saydığı için hastalanıyor" sözlerini ifade etti.
Ada, dileyen herkesin de bu varlık yürüyüşüne katılabileceğini kaydetti.
CEREN KARLIDAÐ/JINHA/HABER MERKEZİ