
'AKP özerklik için adımlarımızı engelleyemeyecek'
Kürtlerin özerkliği benimsediğini ve özellikle 12 Haziran'daki seçimlerde doğrudan yönetim tercihi olarak ortaya koyduğunu kaydeden Geylani, Kongre'de de özerkliği kendileri açısından resmileştirdiklerini belirtti. Özerkliğin parti tüzüğüne resmi olarak dahil olmasının, bu yönetim şeklinin önümüzdeki dönemlerde pratikleştirileceği anlamına geldiğini vurgulayan Hamit Geylani, AKP Hükümeti'nin de bu adımları engelleyemeyeceğini söyledi.
Türk devletinin savaş ahlakını ve kurallarını altüst eden her türlü kirli yöntemi denediğine ancak Kürtlerin taleplerinden vazgeçmesini sağlayamadığına dikkat çeken Geylani'ye göre; "Bu yöntemlerle Kürtlerin sindirilmesi, sorunun çözülmesi de mümkün değil. Savaşın bitmesi, ülkenin demokratikleşmesi ve demokratik perspektifte de bir demokratik cumhuriyetin ortaya çıkması şart."
'Yeni anayasada özerkliğin ciddiye alınması şart'
'Yeni anayasa' tartışmaları hakkında da Geylani, demokratik idare biçiminin dikkate alınmasının, şart olduğunu bildirdi. AKP, CHP ve MHP'nin BDP'yi dışında tutarak hazırlayacakları bir anayasanın Kürdistan'da herhangi hükmünün olmayacağını açıklayan Geylani, demokratik özerkliğin yeni anayasada ciddiye alınmasını istedi.
'AKP'nin sonu diktatörlerin sonuna benzer'
AKP ne kadar katı bir politikada diretirse diretsin, demokratik özerkliğin tam anlamıyla hayata geçirileceğini açıklayan BDP PM Üyesi Hamit Geylani, şöyle devam etti: "Klasik bir deyimle söyleyecek olursam; haklar verilmez, alınır. Eğer anayasada Kürtlerin talebi olan Demokratik Özerklik ciddiye alınmazsa, halk meşru-demokratik mücadelesini artırarak sisteme kabul ettirmek durumunda kalır. 30 yıl öncesine döndüğümüzde 'Kürt'üm' demek bile cesaret işiydi. 'Kürt'üm' demek her türlü felakatin habercisiydi. Fakat 30 yıllık özgürlük mücadelesi sonucunda bugün Kürtler çok onurlu bir yere gelmiştir. Bu çok önemli bir iradenin sonucudur. Bu iradenin artık yok edilmesi mümkün değil. Yeni anayasada kabul edilmese dahi meşru mücadeleyle mutlaka talep edilenler yerini bulur. Ortadoğu'daki direnişleri görüyoruz. Oradaki diktatörler de halkın taleplerini kabul etmiyorlardı ancak sonlarını hep birlikte gördük."
'Türk devleti bir adım ilerleyemedi'
Türk devletinin bir asıra yakın zaman geçmesine rağmen ilerleyemediğini, hatta geçmişteki örneklerden de daha geri bir politikaya adım attığını anlatan Geylani, şu örnekleri veriyor: "Türkiye kendi geçmişini de inkar eden bir anlayışta diretiyor. Osmanlı döneminde Prens Sebahattin merkezi yönetimden arınmış, çok demokratik bir yöntem öneriyordu. '21 Cumhuriyeti'nde de aynı yöntemler vardı; 1922'de de vardı ama bunları inkar ediyorlar ve hatta meclis tutanaklarından çıkarmışlar. TBMM açıldığında Lazların, Çerkeslerin, Kürtlerin kendi giysileriyle, anadilleriyle katıldıkları biliniyor, belgeler mevcut. Fakat tüm bunlara rağmen bir korku sendromu içinde davranıyorlar."
ALİ BARIŞ KURT/İSTANBUL