Kürt sanatçı Mehmet Atlı, üçüncü solo albümü olan Birîn ile dinleyicilerinin karşısına çıktı. Kürt müziğine farklı bir yorum getiren Atlı, albümünde klasik ve yeni eserleri kendi tarzıyla seslendiriyor. Dokuz şarkı ve bir de enstrümantal düzenlemenin yer aldığı albüm, Mehmet Atlı' nın Kâmûran Elî Bedirxan, Cegerxwîn, Arjen Arî, Lorîn Doğan, Mazhar Kara gibi şair-yazarların şiirlerine yaptığı bestelerin yani sıra Dêrsim, Koçgirî, Diyarbekir yörelerinden halk şarkılarına yapılmış düzenlemeleri de içeriyor. Almanya'da Mir Müzik etiketiyle yayınlanan Atlı'nın üçüncü solo albümü "Birîn" (Yara), Kom Müzik tarafından Türkiye'de yayınlandı. Atlı, albümün şekillenmesinde Kamuran Ali Bedirxan'ın şiirlerinin etkili olduğunu belirtiyor. Hayatında yaşadığı değişikliklerin müziğine da yansıdığını anlatan Atlı, yeni albümün çıkış sürecini ve kayıt teknolojileriyle birlikte değişen müzik anlayışına ilişkin görüşlerini anlattı.

Değişimle gelen albüm "Birîn"

"Birîn" üzerine bir albüm yapmak üzerine yola çıkmadığını ancak hazırlıklar sürecinde İstanbul'dan doğduğu yer olan Amed'e döndüğünü belirten Atlı, "Yaşamımda bir değişiklik olduğu gibi bu müzik çalışmalarıma da yansıdı" dedi. Atlı'nın diğer albümlerinde öne çıkan gitarın aksine bu kez ud tınısında bir müzik aleti olan lavta düzenlemeleri süslüyor. Enstrümanlara başından beri ilgi duyduğunu belirten Atlı, Amed'e gelme sürecinin etkilerini ve yarattığı müzikal değişimleri ise şöyle anlattı: "Diyarbakır'a yerleşmem, üniversitede çalışmaya başlamam artık bir mimar olarak piyasada firmalarda mesai yapan bir mimar değil de Mardin'de üniversitede akademisyenlik yapmaya gayret eden bir yöne evrildim. Gündelik hayat değişince sazımda da bir değişiklik yapma ihtiyacı duydum. Bir süre udla vakit geçirdim. Albüm hazırlıkları sürerken Burhan Berken'in konserinde onun lavtasını gördüm. Ve parçalara yakışınca böyle karar verdik"

Bedirxan'ın şiirleri

Albüm çalışmalarına başlarken "Mori mircan" isimli bir albüm yapmayı hedeflediğini anlatan Atlı, oluşan albümün aksine yara gibi ağır ismi olan şarkı yerine "Mori mircan" (incik boncuk) gibi bir tarzda albüm yani çocuksu duyguların ön planda olduğu bir albüm yapmak istediğini söyledi. Albüm içeriğinde yaşadığı değişimin nedenini de anlatan Atlı, albüm hazırlıklarını sürdürürken, Kamuran Ali Bedirxan'ın şiirlerinden derlenmiş "Kulîlkên Ezebê" (Azap Gülleri) isimli kitabın kendisine hediye edilmesiyle bu fikrin değişmeye başladığını ifade etti. Atlı, kitapta yer alan ve albümün konseptini belirleyen "Birîn" isimli şiirin edebiyatçılar ya da eleştirmenler tarafından farklı şekillerde yorumlanabileceğini belirterek, "Ama ben önce bir şarkı gibi hissettim, benimsedim. Bir müziği olduğunu hissettim, bu şiirin beyitlerden oluşan bir şiirdi. Ben de "Birîn" adıyla bir şarkı yaptım. Bir süre kitabı karıştırdım ve bu şiirin etrafında bir şarkı örmenin güzel olabileceğini düşündüm. Yolda, "Mori mircan"dan daha çok "Birîn"e benzeyen parçalar çoğalınca isim değişti. Bu tema etrafında kapağı görselleri oluştu" diyor.

Aram Tigran'a selam

Atlı, bu albümde özel olarak şarkı sözleri yazmadığını ve daha çok müzik, beste yaparak, klasik eserlerde belli düzenlemeler yaparak bir yol kat ettiğini vurgulayarak, albümü Arjen Ari, Aram Tigran ve Mehmed Uzun'a ithaf ettiğini söyledi.
Atlı "Peşîya Male" isimli eseri kendi düzenleme ve tarzıyla dinleyicilerle buluştururken, Aram Tigran'ı selamlamak istediğini ifade etti. Albüm isimlerinin hep bir acı içeren yanı olduğunu ve albümünün de bunun etrafında şekillendiğini belirten Atlı, "Ama yer yer iyimser renklerin tonlarının olduğu, daha böyle neşelenmek isteyen, sevinmek, eğlenmek, gülmek isteyen bir taraf da var'' dedi.

Değişen müzik…

Kayıt teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte müzik için yeni bir aşamaya geçildiğini ve diğer sanatlar açısından da yeni bir mecranın bu durumla oluştuğuna dikkat çeken Atlı, bunun daha önce kilisede, tapınakta icra edilen bir ritüelin, müziğin çoğaltılıp milyonlara dağıtılması anlamını taşıdığını belirterek, "Bunun üzerine çok fazla düşünen konuşan yazarlar, düşünürler var. Yazının, müziğin, sesin çoğaltılması, ne getirdi ne götürdü en genel anlamda bununla ilgili bir sorun?" diye ifade etti.

Kısacık müzik hayatında da büyük değişimler yaşadığını ve ilk zamanlarda tek tük plak olduğunu belirten Atlı, kendi dönemine damga vuran kasetin etkilerini şu şekilde anlattı: "Plağın tarihe kavuştuğu bir koşulların içine doğduk, tek tük vardı. Kaset vardı. Kürtçe için hayati bir rol oynadı. Kürtçe kasetler sayesinde yaşadık, yaşatıldık. Kürt siyasi mücadelesi kasetlerle yükseldi, var olma mücadelesi yürüttü. Bütün dünya için bunun böyle olabildiğini düşünebiliriz. Kürtler özelinde ve Kürtçenin kaderinde daha tarihi olduğunu belirtebiliriz."


Ömür  bir klasörde

Zamanla kasetlerin yerini cd'lerin almasıyla birlikte kopyalama çağının başladığını söyleyen Atlı, digital teknolojinin dönüştürücü etkilerini ise şöyle anlattı: "Zamanla artık cd'ler ve 'Pink Floyd Full' dönemine geldik. Bir müzisyenin bütün ömrünün, çalışmalarının bir klasörün içine toplanabildiği, artık o şarkının hangi albüme ait olup olmadığı, bunların track listeler halinde sıralanan şarkı birimine dönüşmesi söz konusu. Artık 'şarkı' diye bir birim var, albüm diye bir birim bütünlük yok. Gerçekten iş kayıt teknolojileriyle yüz binlere ulaşır noktaya gelince, o şarkı, kültürel pratik sadece sizin olmuş olmuyor" diyen Atlı, üretilenin tüm dünyanın ürünü haline geldiğini, olması gerekenin de bu olduğunu dile getirerek, "Müziğin köy meydanlarından, opera salonlarından, kral salonlarından daha ulaşılabilir toplumsal şeylere dönüşmesi. O yüzden korsan üretim, paylaşma, çoğaltma gibi sonuçlarıyla sanatçıların, yazarların işine gelen bir durum. İşin telif hakları tarafından bakarsanız kötü bir şey, birçok boyutuyla birlikte görmek gerekiyor" dedi.


DİCLE MÜFTÜOÐLU/DİHA/AMED