Kendini özgürleştirerek özgürlüğün teorisini yaratan bir kadının sözlerinden, imgelerinden, resimlerinden kendini günden güne yeşerten bir anlam damıtıyorum.

Eyleminden yıllar sonra gördüğüm kısa bir ses kaydını dinledikten sonra ölümsüzlük kavramının salt kavram olmadığına, bazı anlamlar somutunda gerçek olduğuna ve kendini ölümsüzleştiren bu anlamları kendi zihinlerimizde anlamlandırdıkça ve yaşamsallaştırdıkça öyle kolay ölmeyeceğime inandım.
Yürekten gülüşleri, konuştuğu her kelimenin tarihin derinliklerinden süzülüp geldiği hissini uyandırıyor. Öyle süslü sözler etmiyor. Ama tarihle an arasında insan yüreğinin en anlamlı yerinde bir bağ yaratıyor. İnsan özüyle ve anlam özüyle konuşuyor. Kendi sevgisini tanımlıyor. Sevdikleriyle yaşamanın nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Sevmenin insanı köleleştiren bir zincir olmadığını anlıyoruz Zilan arkadaşın sözlerinden. Sevmenin kişisel olmadığını, toplumsal bir eylem olduğunu anlıyoruz. Sevmenin duygusallık adına en kölece ilişkilere girmek olmadığını anlıyoruz. Sevmenin kişinin toplumsallığıyla, tarihiyle ve yaratmak istediği anlamla örülerek sevmek olabildiğini anlıyoruz. Onun sesindeki tınıya yerleşen insan sevgisinin soyut olmadığını, tam da benim yüreğime yerleşerek sevgisini dile getirdiğini seziyorum. Ve o sözleri duyduktan sonra şunu anladım: Zilan bizi seviyor, beni seviyor.
Zilan arkadaştaki yaşam sevgisini onun gülüşünden anlamak mümkün. O gülüş ki, duyulduğu an insan yüreğinin en dokunulmamış köşesine girip oraya yuva kuruyor. O gülüşün içinde tüm insanlığa ve tüm evrene olan sevgi vardır. Yoğunlaştırılmış sevgi, mutluluk ancak böyle bir gülüş yaratabilir. Sevmek en aktif insan duygularından biridir. Çünkü insan bir yaşamı, bir insanı, bir meyveyi ya da herhangi bir evren parçasını severse onunla olmak kadar, onun yaşamsallığı için de kaygı duyar. Sevdiğinin yaşaması onun yaşamasının bir koşuludur. İnsanlar çocuklarını severse onların karınlarını doyurmaktan öte yüreklerini ve beyinlerini de düşünürler ve anlamlı yaşamaları için çaba harcarlar. İnsanlar bir bahçeyi severlerse oradaki çiçeklerin renklerinin daha parlak olduğunu görürüz. Sevgi, sevileni ve seveni güzelleştiren bir eylemdir. En insanca eylemdir sevgi. Ve en yaratıcı insan eylemidir.
"Her tarafta yaşamı güzelleştirmeye çalış” diyor onu dinleyen kişiye. Ancak yaşamı uğruna ölecek kadar sevenler bu sözü söyleyebilir. Ancak yaşam iddiası büyük olanlar bu sözü doğurtabilir yüreğine. Anlamın bunca damıtıldığı ve özgürlüğün bunca sade mücadeleyle yüklü dile geldiği başka bir düşünce biçimi var mıdır diye düşünmeden edemiyorum. Her tarafta yaşamı güzelleştirmeye çalışmak özgür yaşamın manifestosudur. Bu sözden yola çıkıp bir din ilan etse bu çağın peygamberi olmaya gücü yeten birileri kesinlikle tüm dünya bu dinin tanrısına secde ederdi. Çünkü yaşamı güzelleştirmek dünya insanlığının hepsinin ortak özelliği, ortak özlemi oldu bu çağda. Bir tek bu sözün ardından gitsek dahi insanlık olarak en güzel zamanları, sistemleri, anlamları ve ilişkileri yaratırız.
Her tarafta yaşamı güzelleştirmeye çalış!
Nedir bu sözün anlamı? Her tarafta yaşamı güzelleştirmeye çalışmak, farklılıkların varlığını kabul etmektir. Bu farklılıkları yaşamı çekilmez kılan bir faktöre dönüştürmemek demektir. Her tarafta yaşamı güzelleştiren birileri olduğu zaman yaşamı çirkinleştirmeye çalışanlar rahat rahat ulaşamayacaklar emellerine. Güzellik ve çirkinliğin savaşında güzelliğin kazanması için tabi ki haklılığına güvenmek yetmez. Güzelliği örgütlü bir güç olup savunmak gerekir. Güzellik kavramının tüm yaşamsal anlamları, özgürlükleri içinde barındırdığını, tüm dünyanın bu istem etrafında birleşecek kadar insan olduğunu herkese anlatmak gerekecektir.
Tüm zamanlarda ve mekânlarda bu düstur ile hareket etmek yaşam karşısında bizleri güçlü kılar. Mağduriyetlerden sıyırır ve nesne olmaktan çekerek özgür bir öğe olmaya yöneltir. Zilan arkadaşın eylemi tabi ki Önderliğimizin deyimiyle “Bu bir emir! Bu bir sembol! Bu bir tarzdır! Bir yemindir. Ve bu bir ilk ve son eylemdir!” Benzersizdir ve bir ölümsüzlük öncülüğüdür. Bunun yanında eylemi kadar Zilan arkadaşın yaşam anlayışı, ilişkilere bakışı ve yaşama biçimi tam anlamıyla bir özgür yaşam öncülüğüdür. Kadın ve erkek ilişkilerini çözdüğü kadar kadınların kendileri olarak yaşamalarının nasıl olması gerektiğine dair görüşlerini belirtir.
18. şehadet yıldönümünde Zilan arkadaşın ölümsüzlük eylemine verilebilecek en güzel cevap, onun sözünü bir manifesto, bir emir olarak algılamak ve yaşamı güzelleştirmenin mücadelesini yükseltmektir.

DILZAR DÎLOK