18 yaşındaki Evrim Demir, Mûş'un Kop (Bulanık) İlçesi'nde PKK'nin öncü kadrolarının 14 Temmuz 1982'de Diyarbakır Askeri Cezaevi'ndeki işkencelere karşı başlattığı ölüm orucunun yıldönümünde, "Kürtlerin statülerinin kabul edilmesi, siyasi ve askeri operasyonların son bulması ve barışın gerçekleşmesi" için bedenini ateşe vererek yaşamını yitirdi. Geride, "Bu eylemle barışın sesi olmak istiyorum" başlığıyla bir mektup bırakan  Evrim Demir'i, annesi ve okul arkadaşları anlattı.

'Herkes zekasına hayrandı'

Okul arkadaşı Medya Aycan, Evrim'in çalışkan, azimli, hırslı ve zekâsıyla okulda ön plana çıktığını belirterek, "Evrim çok zekiydi. Okulda herkes zekasına hayrandı. Bir de okulun neşesiydi. Evrim gerçeklerden asla taviz vermiyordu. Düşüncelerini çok iyi savunurdu. Kim karşına çıksaydı önemli değildi, kendi düşüncelerini her yerde ifade ederdi. Evrim, Milli Güvenlik dersinden hiç hoşlanmazdı; bu derste Kürtlere hakaret edildiğini söylüyordu. Ve bu zoruna gidiyordu, dayanamıyordu. Öğretmenlerle tartışıyordu, gerçekleri anlatmadıkları için. Fikirlerinden taviz vermezdi" dedi.


Evrim'in hayalleri

Evrim'in tek isteğinin, bir gün PKK saflarında bulunan ağabeyi Seyfettin ile karşılaşmak olduğunu söyleyen Aycan, Evrim'e dair şunları anlattı: "Abisini hiç unutamıyordu. Gittiği her yerde ondan bahsediyordu. Tek isteği bir gün Seyfettin abisiyle karşılaşmak olduğunu anlatırdı bize. Evrim, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ı çok severdi. Öcalan'ın kadına verdiği değeri anlatıyordu. Hep Öcalan'ın kadınlara ilişkin sözlerinden bahsederdi. Evrim kitap okumayı çok seviyordu. Tek hayali, yaşamını yitirmiş gerillaların anne ve babalarının artık ağlamamasıydı. Annelerin ve babaların ağlaması Evrim'in çok zoruna giderdi."

'Evrim bir Diyarbakır hayranıydı'


Evrim'in çocukluk arkadaşı Merve Gezer de, Evrim'le en son piknikte buluştuklarını ve çok dalgın olduğunu gözlemlediğini ifade etti. Evrim'in Kürt halkına yapılan zulmü kabul etmediğini dile getiren Gezer, şunları ifade etti: "Evrim çok düşünceliydi. Piknikte bize dedi; 'Bugün iyi gülün, akşam da çok ağlayacaksınız' dedi. Ama biz anlamadık o akşam eylemi gerçekleştireceğini. Bize hep avukat olmak istediğini söylüyordu. Evrim, Kürt halkına yapılan zulme hiç tahammül edemiyordu, çok öfkeleniyordu. Onun için avukat olmak isterdi. Son günlerde hep yalnız kalmak istiyordu. Özellikle Hatip Dicle vekil seçildiğinde, kabul etmeyeceklerini, öyle hissettiğini söylemişti bize. Dicle ve tutuklu milletvekillerine çok üzülüyordu. Evrim, Diyarbakır hayranı olduğunu ve her defasında Diyarbakır'a gitmek istediğini söylerdi. Kendisiyle aynı düşünceye sahip olmayanlarla hayatta arkadaşlık kurmazdı."

'Tüm halklar kızımın feryadını duysun!'


Baba Sadullah Demir de, Evrim'in aralarından ayrılıp gitmesini kaldıramadıklarını dile getirerek, "Bedeni ateşle yanıyordu, o, 'Bijî Serok Apo' ve 'Bijî Kürdistan' sloganlarını atıyordu. O halini hiç unutamıyorum. Evrim'in kendisini yaktığı yerden 3 metre uzaklıkta DSİ kanalı geçiyor ve kanalda çok su vardı. Ama yine de kendisini suya atmadı. Kanalın etrafında sloganlar atıyordu" dedi. Baba Demir, Evrim'in bedenini ateşe verdiği sırada yanına gittiğini ve kendisine, "Neden böyle yapıyorsun" diye sorduğunu; Evrim'in ise, "Baba kendimi böyle ifade etmek istiyorum bu davada" sözleriyle yanıt verdiğini aktardı. Baba Demir, "Evrim'im haksızlığa tahammül edemiyordu. Burada yetkililere sesleniyorum. Artık yeter diyorum. Benim kızım bu eylemi gerçekleştirdiğinde bıraktığı mektupta diyor, gerilla anneleri ve babaları ağlamasın. Tüm halklar kızımın bu feryadını duysun! Artık akan kanın önüne geçelim ve savaşa geçit vermeyelim! Anneler de babalar da ağlamasın artık" çağrısını yaptı. Baba Demir, Evrim'i bir gün kendisine, "Baba bir gün gelecek, PKK Lideri Abdullah Öcalan benden söz edecektir" dediğini ifade etti.

'Herkes barış zincirine katılsın'

Anne Süveyle Demir ise, kızının "barış" için kendisini feda ettiğini ve eylemini sadece Kürt halkı için değil, Türkiye'de yaşayan tüm halkların barışı için yaptığını söyledi. "Evrim'in isteği barışın bir an önce sağlanmasıdır" diyen Demir, şöyle devam etti: "Her gelen ölüme ağlıyorum, askerlerin ölümüne de ağlıyorum. Televizyon başında ağlıyorum, haberlere bakarak. Yetkililer artık savaşta ısrar etmesinler. Barışın önünü açsınlar. Tüm annelere, babalara çağrıda bulunuyorum; gelin barış zinciri oluşturalım. Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Arap halkı, evlatları için barış zincirine katılsın. Ben kanımın son damlasına kadar Evrim'in verdiği mücadeleyi sürdüreceğim. Eğer bugün Erdoğan evlat acısını bilseydi, bizi anlardı; ama evlat acısını bilmiyor. Bizi nerde anlayacak?"

VEYSEL ŞİMŞEK/CÜNEYT DURAN - DİHA/MÛŞ