Bu seçimlerin en dikkat çekici kısmını BDP ve HDP profili ve çizgisi oluşturuyor. Gerek adaylar konusundaki zengin bileşim gerekse de eşbaşkanlık sistemi ile seçimlere girmesi BDP ve HDP'yi özel bir noktaya taşıdı. BDP ve HDP çizgisinin eşbaşkanlık uygulaması demokratik ve özgürlükçü bir toplumun kapılarını aralamış, önemli sonuçlar yaratmıştı. Ancak şimdiki durum eşitlikçi toplumun bizzat inşasını geliştirecek bir adım. Yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sisteminin uygulanması, yaratacağı sonuç itibari ile direkt topluma nüfus edecektir.
Kadına yönelik şiddetin vahşi uygulamalarına şahit olduğumuz bu dönemde, böylesi bir uygulamanın BDP'li kadınların tanımıyla 'kadın devrimi' demek yanlış olmaz.
Eşbaşkanlık sisteminin yerel yönetimlerde uygulanması girişimine karşılık, hafta sonu Malatya Kent Konseyi adlı 'sivil toplum' kuruluşu cinsiyet ayrımcılığını, kadına yönelik şiddeti körükleyen bir afiş billboardlara astı. Afişte "kadına köle olma, ailene reis ol" deniliyordu. Ataerkil yaşam ve düşünceye hitap eden bu yaklaşımın, eşbaşkanlık sisteminden rahatsızlık duyduğu kesin.
'Ailene reis ol' yani 'baba ol, koca ol, ama arkadaş olma, eşit olma yoksa kadının kölesi olursun' diyor.
Kadına köle olmak ne demek?
Kadın ailede, yaşamda, yönetimlerde biraz inisiyatif kazanınca; kamusal alanda etkinliği artınca erkek köle mi oluyor? 'Kadına köle olma, ailene reis ol' denilince kadın köle olsun anlamı çıkmıyor mu?
Tabloya böyle bakınca eşbaşkanlık sistemi daha da anlam kazanıyor. Ancak bu tür yaklaşımların aşılması için daha örgütlü bir kadın mücadelesi gerektiği açık. Yine demokratik toplum talebi olan her kesimde bu konuda duyarlılığı ve hayata geçirilmesinde çabası anlamlı.
Eşbaşkanlık konusunun doğru anlaşılması da çok önemli. Geçen hafta Sterk Tv'ye katılan Akdeniz Belediye Eşbaşkan adayı Yüksel Mutlu, "Eşbaşkanlık sistemine yaklaşımda halen bazı sorunlar var. Kimileri kadın eşbaşkanı yardımcılık olarak anlıyor" diyordu. Yine kimilerinin ise kadın eşbaşkanı kadınların sorumlusu, erkek eşbaşkanı ise toplumun sorumlusu olarak gören yaklaşımların olduğunu belirtiyordu.
Malatya'da 'kadına köle olma, ailene reis ol' afişinin sahipleri kadar olmasa da, aslında aynı zihniyetten beslenen, son derece geleneksel, biraz liberal görüş içerisinde harmanlanmış ve tekrar sunuma koyulan bir anlayıştır.
Bu düşünce de oldukça çarpıcı. Yani toplum erkekten sorulur. Bu toplumda kadınlar yer almıyor. Ama 'erkek' toplumu da denmiyor. Sadece 'toplum' deniliyor. Cinsiyetçi düşünce sisteminin farklı bir boyutu. Tıpkı 'aile reisi' gibi değil mi?
Ailede kız çocukları anneden sorulur. Onun terbiyeli bir kız olması, hizmet dayalı formatlanması, eğitilmesi, ele güne karşı ailenin başını yere eğdirmemesi görevi anneye verilidir. Ama toplumsal statüsü 'reis' olarak belirlenmiş baba olduğundan ailenin tümünden de 'baba' sorumludur.
Eşbaşkanlık sistemi tüm bu yaklaşımlardan dolayı çok önemli. Ailenin reisi, toplumun veya devletin reisi... Bu silsile böyle gider.
Kanımca kadınların reis olma gibi bir derdi olamaz. Ama ortak, eşit ve özgür paylaşıma dayalı ilişki, yönetim ve anlayış sadece kadına değil, erkeğe de kazandıracak bir yaşam olabilir. BDP ve HDP'nin çok önemli bir adım atıp ve uygulamaya geçirdiği eşbaşkanlık sistemi, toplumun bütün hücrelerine nüfus ettiği takdirde kalıcı sonuçlar doğurabilir. Onun için hem bu sistemin daha iyi anlaşılması, hem de yanlış algıların aşılması için daha güçlü bir mücadele gerekli.
'Kadına köle olma, ailene reis ol'
Seçim çalışmaları Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de hız kazandı. İktidar kavgasının halen devam ettiği Türkiye'de halk kendi gündemine kilitlenmiş durumda. Belediyelerde kimlerle devam edeceğinin hazırlıklarını yapıyor.