
Bilgisayar ve cep telefonu fiyatlarının düşmesi, ücretsiz yazılımların yaygınlaşması, ücretsiz servislerin artması, internet üzerinde üretim ve bilgiye ulaşım araçlarında radikal değişimlere yol açıyor. Kültürün dijitalleşmesine, toplumun sosyal ağlara bağlanma eğilimini eklersek, herkese açık ağlar bir fenomen haline geldi.
Wired dergisinden Kevin Kelly'in "yeni sosyalizm" adlı makalesi ile yeni bir tartışma başladı. Tartışmada, ağlar konusunu tanımlayacak terim yetersizliğinden bahsediliyor.
Yenilikçi ve katılımcı teknolojiler için kullanılan "Sosyalizm" terimi şiddetli eleştirilere maruz kalıyor. Eleştirenlerin başını Amerikalı telif haklar alanında hukukçu Lawrence Lessig çekiyor. Lessig'e göre yeni tartışılan konular hakkında geçmişte anlam taşıyan terimlerin kullanılması durumuyla karşı karşıyayız. Ama Kelly'in altını çizdiği "dijital sosyalizm" (devletsiz sosyalizm) devlette karşı olan anarşistler, çeşitli global politik hareketler ve domine edilen piyasa karşıtları tarafından tutulmuşa benziyor. Ama dijital kültür alanında genel anlamda konseptlerin tanımı konusunda bir eksiklik fark ediliyor.
Sosyal ağlar konusunde önemli görüşleri olan Yochai Benkler, sosyal ağlarda devlet ve piyasanın yarattıkları dışında alternatif oluşumlardan bahsediyor. Bu yeni oluşum ve imkanlar, bireyler ve kollektifler için yeni gelişmelere yol açıyor. Benkler de, “katılımcı kültür“ vurgusunda bulunuyor. Benkler, piyasaya çıkan yeni paylaşımcı ve katılımcı araçlar ile anlık tartışmalar, kolektif çalışmaların yapılabildiğini ve yüzyıla uygun lokalleşmis çözümlerin gelişebildiğini belirtiyor. Katılımcı kültür konsepti böylelikle yeni perspektifler yaratıyor.
Brezilya 2009 yılında bu tartışmaları daha sağlıklı yapabilmek için dijital kültür forumu düzenlemiş ve katılımcıların sosyal ağlar üzeri paylaşımları kolaylaştırmak için bir internet sitesi yapmış.
Aynı zamanda buna paralel pek çok ülkede sosyal ağar üzerine forumlar ve konferanslar yapılarak, ulusal politikalar belirleniyor. Soru beraberinde telif hakları konusunu da gündeme getiriyor. Sosyal ağlar, telif hakları kurumları ve medya üreticilerinin tepkilerini üzerine çekiyor.
İlk Kürt Sosyal Medya Sempozyumu da geçtiğimiz aylarda Londra’da gerçekleşti. Sosyal medyada önemli bir etkinliğe sahip olmaya başlayan Kürtler, Türk ve dünya medyasının uyguladığı sansürü kırmak için sosyal medyanın bir şans olduğundan yola çıkılarak sempozyum düzenlendi. Dijital kültürden ziyade politik alanda tartışmalara sahne olsa da önümüzdeki yıllarda "dijital kültür' konusu da daha fazla gündemleşecek.
EKİN DENİZ