
Sınıfsız, sömürüsüz, cinsiyet ayrımcılığının olmadığı bir yaşam hayaliyle yola çıkmıştı MLKP savaşçısı Sevda Çağdaş. "Rojava devrimi, kendimi baştan yaratacağım bir devrim. Devrimci bir kadın olarak, kadın devrimi olan Rojava Devrimi'ne dokunmak için buradayım" demişti. Sivas'ta başladığı özgürlük mücadelesine, Raperîn Dîcle adını alarak Rojava'da devam etti, Minbic'i özgürleştirme hamlesinde şehit düştü.
Arkadaşlarının 'Yıldızlara ve devrime sevdalı kadın' olarak tarif ettiği Çağdaş, Amed, Dîlok, Dersim ve Erzîngan'da gençlik çalışmaları yürüttü. Eylül 2006 yılında tutuklandı ve iki yıla yakın Sivas E Tipi Cezaevi'nde kaldı. 2012'de Newroz kutlamalarına katıldığı gerekçesiyle bir kez daha tutuklandı ve 2 yıl tutsak yaşadı. Ancak cezaevi süreci onu yolundan alıkoymadı. Amed'de katıldığı 6-8 Ekim serhildanında kontralar tarafından hedef alınarak vuruldu. Tedavi gördükten sonra devrim yürüyüşünü Rojava topraklarında sürdürdü. Arkadaşları arasında 'Sêvê' diye çağırılıyordu. Güleryüzlülüğü, samimiyeti ve davasına olan sonsuz inancıyla tanınıyordu. Rojava'ya gittiğinde hazırladığı bir video görüntüsünde "Rojava'ya geldiğim için çok mutluyum" diyordu.
Hayatını kadın özgürlük mücadelesine adayan Sevda Çağdaş'ı, mücadelesinin devamcısı olacakları sözünü veren arkadaşlarından dinledik.
'Kocaman bir yüreği vardı'
Sincan Cezaevi'ndeyken mektup yoluyla tanıştığını belirten Münevver İltemur, Sevda Çağdaş'a dair şu duygularını paylaştı: "O insan güzeli, sıcak gülüşlü, umut yüklü özgür kadınla 2006 yılında Sincan Cezaevi'ne yazdığı bir mektup aracılığıyla tanıştım. Öğrenmeye susamışlığını, gelişmesini, gönderdiği her mektupta gözlemleyebiliyordum. Okyanusa kavuşmak için sabırsızca gürül gürül akan nehir gibiydi. Onun o umutlu, coşkun mektuplarını okurken devrime inancım pekişiyordu. Çok kararlı ve sade biriydi. Bulunduğu ortama bir sıcaklık yayardı. Emekçiydi. Kitle ilişkileri çok güçlüydü. Cesurdu. Ufak tefekti ama kocaman bir yüreği vardı."
'Devrime dokunmak için buradayım demişti'
Her devrimci gibi onun da en büyük hayalinin sınıfsız, sömürüsüz, cinsiyet ayrımsız bir dünya olduğunu ifade eden İltemur, Çağdaş'ın Rojava'ya gidişine ilişkin ise şunları söyledi: "Sêvê, 'Rojava devrimi kendimi baştan yaratacağım bir devrim. Ben de bir devrimci kadın olarak, kadın devrimi olan Rojava Devrimi'ne dokunmak için buradayım' demişti. Engel tanımayan bir ruh haliyle yola çıktı ve devrim yolunda savaştı. Bizler de onun mücadelesine sahip çıkacağız."
'Eylemlerde gözüpekti'
Çağdaş ile 2011 yılında Amed'de tanıştığını belirten Zindan Dorudemir de, onun kendisini ve birçok genci devrimci duruşuyla etkilediğini söyledi. Yürüyüş ve mitinglerde gözüpekliğiyle dikkati çeken Çağdaş'ın, zindanda da açlık grevlerine katıldığını, sürekli gülen yüzü ile herkese moral ve yaşam kaynağı olduğunun altını çizdi.
'Yoldaşı olmanın gururunu yaşattı'
6-8 Ekim tarihlerinde Amed'de gerçekleşen serhildanda Sêvê'nin kontralar tarafından katledilmek istendiğini ifade eden Dorudemir, şöyle devam etti: "Yaralandığını duyduğumuzda hepimizin dudakları titremiş, gözyaşlarımızı tutamamıştık. Ancak Sêvê gözlerini açar açmaz, yüzünden hiç eksik olmayan gülüşü ile zafer işareti yapmıştı. O an Sêvê ile yoldaş olmanın gururunu bir kez daha yaşamıştım. Onu kaybetmenin korkusunu da ilk o zaman yaşamıştım. Şimdilerde Sêvêmizi sonsuzluğa yolculadığımız gerçeğine inanamıyorum. Şimdi kapı açılıverecek ve Sêvê 'şaka yaptım' diyecek gibi hissediyorum."
'Yürüdüğün yolda yürüyeceğiz'
Çağdaş'ın kısacık hayatına çok şey sığdırdığını söyleyen Dorudemir, "Acımız, öfkemiz büyük. Bize düşen görev acımızı, öfkemizi örgütlemek ve mücadeleyi büyütmek. Raperîn yoldaş bize büyük sorumluluklar yükledi. Gönderdiği video kaydında, 'Rojava'da olduğum için çok mutluyum' demişti. Biz de seni tanıdığımız için çok mutluyuz. İyi ki geçtin mücadelemizden. Anılarına bağlı kalmak, çizdiğin, yürüdüğün bu yolda bıraktığın yerden devam etmektir. Sêvê'mizi her zaman inci gibi dişleriyle güldüğü yüzünü hatırlayacağız."