Kerkük için yazılan şarkıların neredeyse hepsinin Türkçe olduğunu söylüyordu yazar. Kürtlerin birçok halk şarkısının dört parçadaki egemen ulusların müzikologları ve devlet sanatçıları tarafından tahrif edilip bu yaratımların kendilerine nasıl mal edilişinin hikâyesini biliyoruz. Bu eserleri kendilerine mal ettikleri gibi, üstüne de anonim yazıp Kürdün hayat damarlarından birini keserek ona kültürel kimlik oluşturma anlamında bir varoluş alanı bırakmamaya çalışmalarının tarihi de bu anlamda eskidir.


Kürtleri silikleştirme çabaları

Kürtleri kâğıt üstünde silikleştirme çalışmalarının hızı kesilse de, kültürel belleğimizden çok korktuklarının örneklerini hala yaşıyoruz. Bunun en yakın örneği de ünlü Kürt müzisyen Şehram Nazeri’nin geçen haftalarda Doğu Kürdistan’ın Kirmanşah kentindeki konserde söylediği “Min Kirmanşanim Farsî Nizanim” şarkısındaki Kürdistan ve Kürt vurgusu yüzünden İranlılardan aldığı yoğun tepki. İran medyası tarafından da hedef alınan sanatçı Nazeri verdiği demeçlerde saldırıların anlamsız olduğunu kendisinin zaten Kürt olduğunu ve bu kültürle büyüdüğünü, verilen tepkilere ise anlam veremediğini açıkladı.                                
Müzik kariyerine Kürtçe şarkılarla başlayan müzisyenin daha önce çok defa Kürtçe okuduğunun bilinmesine rağmen saldırıların bu şarkıdan sonra yoğunlaşması Kürt varlığının yüksek perdeden seslendirilmesinden duyulan korkuyu akla getiriyor. Ahmet Kaya’nın MGD gecesinde uğradığı saldırı ile Aynur Doğan’ın Caz Festivalinde protesto edilmesi gibi olayların tekrarı sayılabilecek bu hiçleştirme operasyonu sosyal medyada Kürtlerin sanatçısını daha çok sahiplenmesine yol açsa da saldırıya maruz kalan Kürtlüğün şarkısının daha büyük meydanlarda seslendirilmesi için henüz bir davet söz konusu değil.

Kirmanşah ve Kerkük Kürttür

Halk şarkılarımızın hafızamızın oluşmasında önemli bir yer tuttuğu çok açık. IŞİD tarafından yoğun saldırıların başladığı Kerkük’ün Kürt şehri olup olmadığı tartışmalarının ve Kirmanşah’ın Kürt gerçekliğine dair itirazların yoğun bir şekilde dillendirileceği bir döneme girmemiz ise an meselesi. Kürt kültürünün kaynağını yok etmeye çalışan Türk ve Fars milliyetçiliğinin saldırıları karşısında yüzyıldan fazla bir süre ayakta kalan halk şarkılarımızı yüksek sesle söylemenin vakti geldi de geçiyor. Nazeri’nin Kirmanşah konserinde söylediği şarkıdaki gerçekliğe Amed’in de sahip çıktığını göstermek için onu Newroz’da veya başka bir organizasyonda “Min Min Kirmanşanim Farsî Nizanim”ı söylerken alkışlamak belki de bu inkâr sirkülasyonuna verilebilecek en güzel cevap olabilir.


MEM ÖZTEKİN