MÜJDAT CAN MA/BİTLİS
Bitlis Belediyesi basın biriminde çalışan ve bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan gazeteci Uğur Yılmaz'ın iddianamesi hazırlandı. Yılmaz'ın takip ettiği basın açıklamalarının 'kitlesel' geçmesi suç sayıldı.
Bitlis Belediyesi’nin basın biriminde çalışırken Temmuz 2017’de gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve şuan Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne tutulan gazeteci Uğur Yılmaz hakkında "Örgüt üyeliği" ve "Örgüt propagandası" iddialarıyla Bitlis Cumhuriyet Savcılığı tarafından iddianame hazırlandı. Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, Yılmaz'ın gazeteci kimliğiyle katıldığı eylemlerin kitlesel olması suç unsuru olarak görüldü.
İzlediği tüm etkinlikler için
İddianamenin büyük bir bölümünü gizli tanık ifadeleri, sosyal medya paylaşımları ve kentte yapılan basın açıklamaları oluştururken, Yılmaz'ın gazeteci olarak katıldığı tüm etkinlikler de suç olarak dosyaya girdi. İddianamede, 7 Şubat 2014’te yapılan yürüyüşte pankart taşıdığı iddia edilen Yılmaz'ın yine, benzer şekilde kentte 2013-15 yılları arasında düzenlenen ve iddianamede yer alan 15 basın açıklaması, seçim bürosu açılışı, miting ve cenaze törenleri suçlama konusu yapıldı. İddianamede "Bitlis Haber" isimli Facebook sayfasının Yılmaz'a ait olduğu iddia edilirken, buna dayanak olarak Yılmaz'ın tutuklandığı dönemden bu yana sayfada paylaşım yapılmaması sunuldu. İddianamede, "Yılmaz'ın kendisine ait olmadığını söylediği internet sitesi ile ilgili sözlerine itibar edilmemesi gerektiğinin, bahse konu sosyal medya hesabını Yılmaz'ın kullandığının değerlendirildiği" ifadeleri dikkat çekti.
'Sayıca fazlalık örgüte bağlılıktır'
İddianamenin bir bölümünde ise Yılmaz'ın gazeteci olarak kitlesel eylemlere katılması suç sayıldı. Savcılık, "Şüphelinin örgüt mensuplarının cenaze törenlerine ve örgüt propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklaması ve yürüyüşe katılım sağladığı, şüphelinin gazeteci, belediye çalışanı kimliği adı altında katılmış olduğu tüm gösteri yürüyüşlerinin, protestoların, basın açıklamalarının artık bir siyasi parti propagandası olmaktan çıkıp, tamamen PKK/KCK terör örgütünün talimatlarını gerçekleştiren, siyaset adı altında halk arasına kaynaşarak örgütün sözde anayasası kabul edilen KCK sözleşmesinin sözde amaçlarına hayat buldurmaya çalışan eylemler haline dönüştüğü, şüphelinin katılmış olduğu gösteri yürüyüşlerinin ve basın açıklamalarının sempatizanlık düzeyini aştığı ve sayıca fazlalığın örgütsel bağlılığı gösterdiği..." ifadeleri dikkat çekti.
Uğur Yılmaz'ın ilk duruşması 16 Ekim’de Bitlis 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.
Tutsağı darp edenlere rapor
Ankara'da görülecek duruşmaya katılması için getirildiği Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'nde çıplak aramaya maruz kalarak darp edilen tutsak Sinem Oğuz, yaşananları ailesine anlattı.
Kayseri Bünyan Cezaevi'nden Ankara Kadın Kapalı Cezaevi'ne 9 Eylül’de görülen duruşmaya katılması için getirilen tutsak Sinem Oğuz'a "çıplak arama" dayatılmış, ardından gardiyanlar tarafından darp edilmişti. Avukatı sorumlular hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştu. Yaşananları haftalık telefon görüşmesinde ailesine anlatan Oğuz, maruz bırakıldığı çıplak arama ve darp için İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) başvurulmasını istedi.
Sürükleyerek elbiselerini çıkardılar
Oğuz, şunları ifade etti: "10 Eylül'de Ankara'da görülecek duruşmam için 9 Eylül günü Ankara Kadın Kapalı Cezaevi'ne getirildim. Gardiyanlar beni arama odasına götürerek kıyafetlerimi çıkarmamı istedi. Ben de bütün kıyafetlerimi çıkarmayacağımı, bunun çıplak aramaya girdiğini ifade ettim. Bunun hukuksal boyutunu anlattım gardiyanlara. Fakat kabul etmediler. Savcılık izni alacaklarını söylediler. Ama herhangi bir belge alamadılar. Daha sonra üzerime yürüyerek darp edip üzerimdeki kıyafetleri çıkardılar. Yerde sürüklediler. Vücudumun birçok yerinde yaralar oluştu. Üzerimden çıkardıkları elbiselere de ayaklarıyla bastılar. Bunların hepsi jandarma ve komutanların gözü önünde yaşandı. Çığlıklarım onlara da gitti."
Önceden doktor ile görüşüldü
Oğuz, daha sonra üzerinden çıkarılan elbiselerin zorla giydirilmeye çalışıldığını ve kendisinin bunu reddettiğini kaydetti. Bunun üzerine gardiyanlar tarafından tekrar darp edilerek elbiselerinin giydirildiğini söyleyen Oğuz, cezaevi kampüsünde bulunan polikliniğe darp raporu almak için gittiğini paylaştı. Oğuz, "Kollarımda, omuzlarımda, sırtımda ve bacaklarımda darp izleri vardı. Poliklinikte bulunan hemşire beni içeri almadan önce gardiyanlarla yarım saat kadar konuştu. Daha sonra beni içeri aldı. İçeri aldıklarında da küçümseyici bir tavırla karşılaştım. Doktor sadece yüzeysel olarak kollarıma baktı ve öyle de bir darp raporu verdi. Çünkü daha önce görüşülmüştü içeride. Gardiyanlar da daha sonra gidip benim onları darp ettiğimi öne sürerek rapor aldı. Onlar da hiçbir şey yok darp edilen bendim" dedi.
Poliklinik çıkışı cezaevine getirildiğinde de tekrar hakaretlere maruz kaldığını; geçici olarak alındığı odanın kir pas içinde olduğunu kaydeden Oğuz, maruz kaldığı işkenceyi çıktığı mahkemede de anlattığını ve olaya şahit olan jandarmaların da yaşananları doğruladığını belirterek, ayrıntılı rapor almak için darp cebire gittiğini ve aldığı raporla suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti.
Oğuz, son olarak da tutsaklar olarak kendilerine dayatılan bu gibi onursuz davranışları kabul etmeyeceklerini ve her türlü hukuki haklarını kullanacaklarını dile getirdi.
JINNEWS/ANKARA