İsviçre Gündemi


Geçen hafta İsviçre'de ırkçılığa gösterilen toleransın Neo-Nazi örgütlenmelerine cesaret verdiğini ve bu kesimin bilinenden de güçlü ve silahlı örgütlendiğine dikkat çekmiştik. Ayrıca İsviçre parlamentosu ve mahkemelerinin ırkçı ve ayırımcı söylemleri cezalandırmadığından da söz etmiştik.
İşte bu yazının ardından, iddalarımızı güçlendiren bir olay daha yaşandı. İsviçre Halk partisi (SVP) adına "Kosovalılar İsviçrelileri kesiyor" şeklinde hazırlanan bir ilan nedeniyle SVP  Başkanı ve Parlamenter Toni Brunner'ın yargılanması için yapılan başvuruyu İsviçre Parlamentosu reddetti. Parlamento Brunner'in "Kosovalılar İsviçrelileri kesiyor" ilanı nedeniyle dokunulmazlığının kaldırılamayacağına karar vererek, ırkçılara cesaret verdi.
 Şimdi bir başka örnek vererek olayı kıyaslamak niyetindeyim. Zürich'in Zentral bölgesinde İranlı bir ev sahibi bir gazeteye konuşurken "evimi İsviçrelilere kiraya vermeme kararı aldım. Hep içki ve uluşturucu kullanıyorlar" dediği için, basının hedefi oldu, hakkında soruşturma açılması istendi. Nedeni İsviçre düşmanlığı yapması ve ayırımcı söylemler kullanması olarak gösterildi.
Şimdi ilk olayımıza dönelim. Bir partinin başkanı ve de parlamenter olan biri bütün Kosovalıları zan altında bırakan ve hepsini İsviçrelilere düşman gibi gösteren bir ilan veriyor ve bu ilan ırkçı ve ayırımcı sayılmıyor. Yani bir polis bu yoruma kazandırılan meşruluk nedeniyle Kosovalıları rahat tutuklayabilir, bir İşveren işe almayabilir, bir ev sahibi evini vermeyebilir, bir ırkçı sokak da saldırabilir. Parlamentodan bir milletvekilinin bu söylemini suç saymamak, saydığımız bütün suçları da suç saymamak en azından cesaretlendirmek ve gerekçe oluşturmak anlamına gelir.
Brunner göçün durdurulması için partisi tarafından yürütülen bir kampanya da bütün Kosovalıları suçlu gösteren söz konusu ilan nedeniyle, iki Kosovalı tarafından şikayet edilmişti. İlgili mahkeme başvuru hakkında görevsizlik kararı vererek, davayı dokunulmazlık nedeniyle parlamentoya göndermişti.
Yani İsviçre parlamentosu bünyesinde ırkçılık yapmak artık suç sayılmayacak. Milletvekilleri yabancıları aşağılayabilecek ya da bir kesimi açıkça toplumun hedefi haline getirebilecek. Zaten davanın 3 yıl boyunca sonuçlandırılmaması, dosyanın bir kurumdan diğerine gidip gelmesi de, resmi kurumların olaya yaklaşımlarının bir göstergesi oldu.
Oysa İsviçre anayasasında ırkçılık ve ayırımcılık suç sayılır ve bu söylemlerde bulunanların cezalandırılacağı belirtilir. Sanırım yabancılar ile İsviçrelilerin yasaları ayrı ayrı yorumlaması gerekiyor.
Bir İranlı bir İsviçreli'ye evini vermezse ırkçı ve ayırımcı sayılıyor, ama bir İsviçreli bütün Kosovalıları katil gösterirse vatansever olarak alkışlanıyor.
Bakalım daha neler göreceğiz...