Filmin ana karakteri, 30’lu yaşların sonunda bir adam... Bir oğlan çocuğunu kaçıran bu adam, bir sigorta şirketinin gayretli çalışanı, dış görünüşte normal bir hayat sürüyor. Otomobilini, şehrin dış mahallelerinden birindeki ufak evinin garajına park ediyor. Önce garajın kapısı, ardından da evin panjurları kapanıyor. Adam, yemek pişirdikten sonra bodrum katına iniyor ve mavi bir kapının kilidini açarak “Hadi gel!” diye sesleniyor. Filmde, cinsel taciz doğrudan gösterilmiyor, sadece ima ediliyor. Yönetmen Schleinzer, bu konuya ilişkin "Açık şekilde tacizi göstermenin bir anlamı yok, zira orada ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Kendimize karşı dürüst olursak, kendi fantazilerimizden daha acımasız bir şeyin olmadığını kabul etmek durumundayız” diyor.
Asıl amacının bir pedofilin dramını anlatmak olduğunu belirten Schleinzer, "Sanatım için kullanacağım ve sonuçta istismar edeceğim ilginç bir konu arayışında değildim. Çünkü gerçek acı, gerçek kurbanlara mahsus” diye ekliyor.
Zorlu bir karakter
Filmin başrol oyuncusu Michael Fuith, ilk başta rolü kabul etmediğini belirtiyor. Zira böyle zorlu bir karakter bir oyuncunun kurtulamayacağı bir imaja dönüşebilirdi. Kararı almadan önce epey bir süre düşündüğünü belirten Fuith, "İlk anda istemedim oynamayı, ancak senaryoyu okuyunca, konuya zekice yaklaşmanın tek yolunun bu olduğunu gördüm. Tabii ilk dikkatimi çeken şey, insanların ağızlarını açmamaları oldu. Suçluların, kurbanların, aile fertlerinin sessizliği, sanki suçlular için bir koruma kalkanı oluşturmuştu. Bu beni çok kızdırdı ve konunun magazin basınının dışında da tartışılması için bu karaktere bir sima, bir imaj vermek istedim” şeklinde konuşuyor.
BERLİN