
Reqa’dan Dêrazor’a uzanan çöller, Ermenilerden Êzîdîlere uzanan bir ölüm yolu. Ermeni Soykırımı’ndan Êzîdîlerin 73. Fermanı’na kadar izler taşıyan bu yol, QSD operasyonlarıyla tarihi günler yaşıyor.
Bazı fotoğraflar insan belleğinde müthiş bir hatırlatmaya gider. Olayı hatırlatır, yüzyıllık acıyı hissettirir. O tarihe, o ana götürür. Düşünmeye başladıkça geriye gider hafıza. Bir yolcu gibi geçmişe yol alır. İşte Reqa ve Dêrazor çölleri arasında çekilen bu fotoğraf da böylesi bir duygu yaşatıyor. Tren rayları Suriye’nin en büyük kenti olan Halep’ten başlayarak, Dêrazor çöllerine kadar uzanıyor. 1915 ve sonrasına gidildiğinde bu tren rayları Ortadoğu’nun kadim halklarından Ermeniler için bir ölüm yolu olmuş. Ermeniler buna “Ölüm yürüyüşü” diyorlarmış. 1915 yürüyüşü, Ağustos 2014’te ayaklarından ve ellerinden prangalanan Êzîdî kadınları buldu.
Ermeni Soykırımı’nın izi
Tarih sayfaları 24 Nisan 1915’i gösterdiğinde Ortadoğu coğrafyası, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’dan çıkarılan yüz binlerce Ermenin kafileler halinde Suriye ve Irak’a sürgün edilip ölüme mahkûm edilmesine tanıklık ediyordu. Bu soykırımın üzerinden tam bir asır geçti. Osmanlıların Ermenilere yönelik başlattığı etnik temizlik kapsamında tarihi verilere göre yaklaşık 1,5 milyon insan katledildi. Soykırım iki aşama şeklinde gerçekleştirilirken, yerlerinden yurtlarından zorla çıkarılan Ermeniler, Suriye çöllerine sürüldü. “Ölüm yürüyüşü” olarak da adlandırılan sürgün sırasında, kimi yaşlı, kadın ve çocuklar aç bırakılarak ölüme terk edilirken, kimileri yolda kurşuna dizildi, kimileri de gasp ve tecavüze uğradı. Ermenilerin son “Ölüm yürüyüşü” ise Dêrazor çöllerine oldu. Suriye’ye göç ettirilen Ermeniler, Serêkanîyê, Reqa, Halep, Minbic, Bab ve Mesken kamplarında toplatılıyordu. Sayıları 500 bini bulan Ermeniler, buradan da alınarak Dêrazor çöllerine sürüldü. Bu sayının yaklaşık 250 bini göç yolunda katledildi. Dêrazor’da Ermeniler için yaptırılan kamplara hiç kimse yetişemedi. Her iki kent arasında bulunan çöllerde halen Ermenilere ait kemikler bulunuyor. Kadim bir kültürün soykırım izlerinin dağıldığı topraklarda şimdi tarihi günler yaşanıyor.
73. Ferman’ın çığlıkları
1915’te talan eden ve diri diri ölüme götüren anlayış hiç durmadı. Zaman zaman seyrinde azalma görülse de daha güçlü bir şekilde hortladı. Katliam, soykırım, talan, zulüm ve ferman tekerrür etti. 3 Ağustos 2014’e gelindiğinde ise sahneye DAİŞ çıktı. Birçok yere saldırıp talan eden, kendisinden farklı olan her şeyi yok eden DAİŞ, en büyük zulmü ise Êzîdîlere yaptı. Êzîdîlerin kutsal mekanı Şengal’e saldıran DAİŞ, gerçekleştirdiği 73. Ferman ile yeni bir kıyım ekledi. Şengal’de önüne gelen her şeyi yakıp yok eden DAİŞ, on binlerce Êzîdî’yi hafızalardan kolay kolay unutulmayacak bir katliamdan geçirdi. Binlerce anne, baba, çocuk, genç kadın ve yaşlı Êzîdî’yi esir alan DAİŞ, tıpkı Ermenilere yapıldığı gibi Êzîdî kadın ve çocukları sıraya dizerek kafileler halinde Musul ve Reqa’ya götürüp köle pazarlarında sattı.
Reqa’dan Dêrazor’a götürüldüler
DAİŞ’in elinde bulunan kadınlar için, kurtarılan her sivil ve esir alınan her DAİŞ’linin ağzından şu cümleler dökülüyor: “Onların birçoğu Reqa operasyonu başlamadan önce Dêrazor’a, Meyadin’e götürüldüler. Emir denilen çetebaşları, esir aldıkları Êzîdî kadınlarla birlikte çıktılar kentten. Çoğunu otobüslere yükleyip Dêrazor çöllerine yolladılar.”
“Ölüm Yürüyüşü” 102 yıl sonra tekrar gerçekleştirilerek, binlerce kadın kent kent ölüme götürüldü. Birçoğu kaybediliyor, birçoğu da sürgün yolunda katlediliyor. Ayakları ve elleri prangalı olan kadınlar, nereye götürüldüklerini bilmeden her gün ölüyor, öldürülüyor.
Adım adım temizleniyor
Şimdilerde bu yolun geçtiği hat, tarihi anlara tanıklık ediyor. Reqa’dan Dêrazor’a adım atılan her yer DAİŞ’ten arındırılıyor. Reqa’daki özgürlük operasyonları üçüncü ayını geride bıraktı. Dêrazor’a başlatılan hamle ise 3. haftasına girdi. DAİŞ’ten yara almış her kesimden savaşçı, operasyonlarda yer alırken, bunlar arasında Êzîdîlerin savunma gücü olan Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) de var. Bu güne kadar on binlerce insan karanlık pençelerden kurtarıldı. Onlar arasında çok sayıda Êzîdî kadın ve çocuk da bulunuyor. Êzîdî kadın savaşçılar, DAİŞ’in elinde bulunan esir kadınları kurtarmak için ev ev iz sürüyor. Reqa’da bakılmadık ev, sokak, cadde bırakılmıyor.
Bu kez kaderine terk edilmedi
Ermenilerin imdadına kimse yetişmedi. Hepsi kırımdan geçirildi. Reqa ve Dêra Zor bu sefer kaderine terk edilmedi. İki şehir için de yetişen kadın savaşçılar, Ermenilerin unutulduğu gibi Êzîdîlerin unutulmasına izin vermiyor. Esir alınan kadınlar için Dêrazor çöllerine de yol alan kadınlar, hemcinslerinin arayışında. 1915’in ve 3 Ağustos’un kesiştiği bu topraklar, her adımda filizleniyor. Yüzyıllık acıların hesabının sorulduğu coğrafyada, bir devir de sonlanıyor. Karanlığın son kaleleri kadınlar tarafında kuşatılarak, son darbeler indiriliyor. Kadınlar darbe vurdukça aydınlık günler doğuyor.
NAZIM DAŞTAN/MA/DÊRAZOR