
Yönetmenliğini Can Candan'ın yaptığı filmde, muhafazakar, homofobik ve transfobik toplumda, ebeveyn, aile ve aktivist olmanın zorluklarını yaşayan, şiddete uğrayan, ayrımcılığa maruz kalan aileler anlatılıyor. Aileler ilk kez bu filmle gerçek isimlerini kullanıp yüzlerini gizlemeden kamera karşısına geçiyor. Filmde, ailelerin çocuklarının cinsel yönelimlerini öğrendikten sonra yaşadıkları zorlukları, mücadeleleri ve dayanışmaları yer alıyor. Film İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmaz üzere 31 şehirde 5 bin izleyici ile buluştu.
'Ailelerden etkilendim'
Filmin yönetmeni Can Candan, bir panelde LİSTAG ailelerinden etkilendikten sonra böyle bir film çektiğini belirterek, "Aileleri dinledikçe bu hikayelerin çok daha geniş kitleler tarafından ve acilen duyması gerektiğini düşündüm" dedi. Çekimler sırasında LGBT bireylerin cinsel tercihlerini kabul süreçlerinin başında olan aileleri gözlemleme fırsatı bulduğunu belirten Candan, şöyle devam etti: "İnsanlardan geçmişte yaşadıklarının hikayesini dinlemek başka, o zorluğu o an yaşayan birinin yanında olmak başka bir deneyim tabii. Bazı insanlar eşcinsellik ve translık konusu ile karşılaştıklarında sanki bulaşıcı bir hastalıkla karşılaşmış gibi tepki verebiliyorlar. Bu bana toplumda, hükümetin de yarattığı bu 'hastalık' korkusunun ne kadar yerleşmiş olduğunu gösterdi."
Korkularla yüzleşmek
Toplumun "ötekiye" bakışını hastalıklı olduğunu dile getiren Candan, hem toplum, hem de birey olarak ruhen iyileşebilmesi için korkularla ve yapılanlarla yüzleşilmesi gerektiğini söyledi. Candan, "Birbirimizin hikayelerini dinlememiz, empati yoluyla birbirimize yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Etrafımda, içinde yaşadığım toplumda ve coğrafyada beni rahatsız eden eşitsizlikler, haksızlıklar, kıyımlar ve şiddet olduğu sürece ben de bu konulara dikkat çeken filmler yapmak istiyorum" diye belirtti.
DİHA/İZMİR