Meyan Xan, Ezîdîlerin ruhani lideri Mir Tehsîn'in gelini. Halen Şêxan'ın Mîrlerin ikamet ettiği Baedrê Köyü'nde ikamet eden Meyan Xan ile IŞİD çetelerinin Êzîdîlere saldırısını ve halkın şu anki durumunu konuştuk. "Bugün gayret günüdür. Erkeğin silah alıp kadının oturduğu gün değildir. Gözyaşlarınızı dindirin, silahlarınızı elinize alıp düşmanlarınızın karşısına dikilin" diye konuşan Meyan Xan, Êzîdîleri topyekün varlıklarını korumaya çağırdı.


IŞİD’in Şengal’e yönelik saldırıları Êzîdîlere karşı 73. ferman girişimi olarak nitelendirildi. Siz bir Êzîdî kadın olarak son günleri nasıl yaşadınız?

Yaşadığımız bu günler, özellikle Şengal Dağı ve Şengalli kadınlar için, Şengal'in çocukları, yine tüm Êzîdî milletimiz için kara günlerdir. Kadınlarımızı kendileri için kaçırdılar, pazarlarda satılığa çıkardılar. Duyduğuma göre çocukların kafalarını da kesiyorlar. Lorîn'in hikayesi gibi... Lorîn küçük bir kız çocuğu. IŞİD anne ve babasını aldı ondan ve kafalarını kesti. Ailesinin hepsini öldürdü. Bir komşusu Lorîn'i sahiplendi. Buna benzer daha birçok hikaye kulağımıza geldi. Ben de Êzîdî bir kadın olarak Êzîdî kadınların sesini tüm dünyaya duyurmalıyım. Bu baskı, zor ve zulüm dayanılır gibi değil. Êzîdî halkımız ve kadınlar çok kötü bir durumda. Şengal Dağı'nda birçoğu aç, susuz 30 bin insan kalmış. Gelip bu tarafa geçenleri de gördüm. Onlar da "Daha ne zamana kadar kıyım altında kalacağız" diye soruyorlar. Tüm dünya ülkelerinden kapılarını Êzîdîler için açmalarını istiyorum.

Bölgesel hükümetin bu konuda sergilediği tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlk günlerde gördük. Peşmergeler halkı bırakıp gitti. Şengal biz Êzîdîler için özel bir yerdir. Şengalli erkekler şereflerine leke sürmezler; silahları olsa şereflerini bırakmazlar, mülklerinin savunmasını yaparlardı. Fakat peşmergeler çekildiğinde onlar da mecbur kaldı. Kaleşnikofla direnemezlerdi, IŞİD'e ve onları destekleyen devletlere karşı savaşamazlardı. Başımıza gelen, büyük bir şeydi.

Şengal halkının güvenli bir alana tahliye edilmesinde YPG ve YPJ güçlerinin yanı sıra gerillalar da seferber oldu. Halk savunma güçlerinin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tüm siyasi güçlere çok teşekkür ediyorum. Özellikle de PKK'ye. Dağa sığınan halkımızı sağlam bir şekilde geçirdiler. Güvenlikli alanlara getirdiler. Çok iyi bir yaklaşım sergilediler. Yine Amerika'ya, başkanı Obama'ya teşekkür ediyorum, esirgemediler. Fakat yine de azdır onlarınki. Yine Mesut Barzani'den de halkımızın korunması için büyük bir yardım gerekiyor. Tedavi için doktor, ilaç ve yer bulmaları gerekiyor. O dağdan geldiler, o kadar zorlanma yaşadılar, burada da aynı zorlanmayı yaşıyorlar. Çabuk, hızlı bir şekilde yardım edilmesi gerekiyor.
YPG ve PKK, hiçbir şey esirgemeden bize yardım etti. Eğer onlar da olmasaydı, halkımız dağlardan kurtulamazdı. Eğer onların açtığı yol olmasaydı, halkımızın hepsi dağda ölecekti. Yemek yetiştirdiler onlara. Tek bir can kurtarana bile büyük teşekkürlerimi sunuyorum. İki satır yazan da hayır yapmıştır bu millet için. Onlara da teşekkür ediyorum. Yardımı dokunan tüm dünya devletlerine de teşekkür ediyorum. Yardım etmeyenleri de yardım etmeye çağırıyorum.

Şêxanlısınız. Oradaki Êzîdî halkın durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Êzîdî halkımızın hepsinin durumu kötü, özellikle de Şengal halkının... Şêxan, Tilqep halkının hepsi de kaçıp Duhok ve Zaxo taraflarına gittiler. Ama burada da kadın ve çocukların hepsinin durumu kötü.
Şengal halkına "dininizi değiştirmezseniz, ölüme kadar da bunun zorluklarını çekeceksiniz" dendi. Biz de ölene kadar dinimizden taviz vermeyeceğiz!Vücudumuzda tek damla kan kalana kadar dinimizden, şerefimizden vazgeçmeyeceğiz. Ben bir kadın olarak dinim için şehit düşmeyi yeğlerim de dinimi değiştirmem. Kürt kadınlarımızın, özellikle de Şengalli kadınlarımızın şerefleri üzerine çok baskı oldu. Ben diyorum ki; ölün ama şerefinizi IŞİD'in eline teslim etmeyin.

Başta Êzîdî kadınlar olmak üzere bütün Kürt kadınlarının bu tarz saldırılara karşı bir öz savunmaya ihtiyaçlarının olduğunu düşünüyor musunuz?
Tabii ki. Biz kadınlara silah verselerdi; bugün silah kaldırmayacaktık da hangi gün kaldıracaktık? Evimiz, şerefimiz, çocuklarımız, kadınlarımız gitti. Zorla kendi dinlerine geçirdiler. 73 ferman geldi başımıza, fakat bunun kadar ağırını yaşamadık. Kadınlarımız, özellikle de Kürt ve Şengalli kadınlarımız çok zorluklar gördü. Halen bile diğer halklar gibi hakkımız verilmiş değil. Halen de o özgürlük ve demokrasiye ulaşamadık.
Şu anda birçok kadın da silahıyla Şengal'i savunuyor. Onlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok güzel bir şey. Bugün silah günüdür. Bugün gayret günüdür, bugün kadın ve erkeğin aynı safta değerlendirildiği gündür. Erkeğin silah alıp kadının oturduğu gün değildir. Gözyaşlarınızı dindirin. Kalemi atın, katırları dinlendirin, silahlarınızı elinize alıp düşmanlarınızın karşısına dikilin! Biz kan döktük, gözyaşı döktük, yüreğimiz çok yaralıdır. Şengal'in gamı büyüktür içimizde. Şengal'in yarası derindir ve Ortadoğu'da bunun dermanı yoktur. Avrupa halklarından istiyoruz ki Şengal için bir çare bulsunlar. Bu yaraları sarsınlar. Her aileden kadın ve çocuklar da dahil en az yirmi kişi ölmüş. Allah katında günah değil midir?

Kürdistan birçok farklı inanca beşiklik etmiş bir coğrafya. IŞİD ise bütün farklılıkları siyah içinde eritmeye çalışıyor. Sizce bu ne kadar İslam ile bağdaşıyor?

IŞİD geldi ve din adına konuştuğunu söylüyor. Ben onlarda İslam dininden hiçbir iz görmüyorum. İnsanları öldürüyorlar, kadınları kaçırıyorlar, dinlerini değiştirmeye zorluyorlar. Onlar Allah'ın vekilleri değiller ki insanların dinlerini değiştirsinler. Dinim neyse ona ibadet ederim. Ben onlarda İslam'ı görmüyorum.
IŞİD çeteleri gittikleri her yerde önce ibadet yerlerini yıkıyorlar. Êzîdî halkının kutsallıklarına da saldırdılar. Bu konuda ne diyeceksiniz?
Bir şiarları var "la ilahe illallah", fakat bu iyi bir şey değil. Sitî Zeyneb'i uçurdular, hakeza birçok yeri de. Laleş'i de gelip yıkabilirler. Fakat biz Laleş'i savunmalıyız. Büyük bir savunma gücümüz olmalı ki diğer yerler gibi yıkılmasın. Bu iyi bir akıl değil; pis, kirli bir akıldır.
Dünyanın küçük bir köye dönüştüğünü düşünüyordum; o yüzden kendimiz için bir savunma gerekliliği de duymuyorduk. Ama bugün içine düştüğümüz durum da gösterdi ki dünyayı bize zindan ettiler. Dünyayı bize kararttılar. Halkımız Şengal'de çok kötü bir hale düştü. Büyük yardımlar da olmasaydı halkımızın hepsi katledilmişti şimdi.
Halkımızdan tek bir kişinin bile bırakılmaması amacıyla üzerimize geldiler. 2014 yılındayız. Halen de katliam, kan, ferman var üzerimizde. Binlerce kadınımız öldürüldü. 3 Ağustos bizim için karanlık bir gündür. Zaten karanlıklarla dolu bir tarihimiz oldu fermanlar yüzünden. Bugün de aynı şey geldi başımıza. Artık yeter diyoruz. Başımıza gelen zulüm yetti artık! Halkımızın Şengal'den kaçışı ölmemek için değil. Öfkemiz öldürülmemize değil. Ölüm normaldir; herkes toprağını, yerini korumak için ölür. Bu bir şereftir. Fakat din de çok önemli bir sorun. Onlar "dininizi değiştirin" diyorlar. Ama biz ölsek de değiştirmeyeceğiz!

Kültürün, geleneklerin yaşatılmasında kadınların öncelikli bir rol oynadığını biliyoruz. Êzîdîliğin kültürel açıdan savunulması için kadınlara nasıl bir rol düşüyor?
Tüm Êzîdî kadınlardan dayanmalarını, dinlerini korumalarını istiyorum. Çocuklarına anlatsınlar. Bu başımıza gelen ilk ferman değil. Bizden birçok insan yitip gitti. İnşallah buna rağmen her zaman var olacağız. Sadece sabırlı olun, birbirinize sahip çıkın ve elinizi birbirinize verin.

MERAL ÇİÇEK