
Panelde konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Burak Bakır, özellikle hükümet yetkililerinin son zamanlarda muhalif sanat yapan kesimleri, köhnemiş şeyleri sahiplendiği yönündeki eleştirilerine cevap vererek, "Evet bunu kısmen kabul edebiliriz. Mesela bizim bir sınıf tanımlamamız var. Buradan hareketle, bizim ideolojimizin yanlış bir şey olmadığını, sanat ve sinema yoluyla aktarmamız gerekir. Örneğin Yılmaz Güney'in de aralarında bulunduğu dünya genelinde etkili olan muhalif sanat akımı sinemayı salonlardan çıkararak köylere ve dağlara çıkarabilmişti" diye konuştu.
Aynı zamanda "Berf" adlı kısa filmin de yönetmeni olan sinemacı Erol Mintaş ise, sinemanın gelişimi, türleri ve akımlara ayrılması hakkında yaptığı konuşmasında, resmi ideoloji ve onunla uyumlu sinemanın özelliklerinden söz etti. Amerikan Hollywood sinemasının resmi ideolojinin taşınmasındaki rolüne dikkat çeken Mintaş, Türkiye'de de Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren sinemanın genellikle resmi ideolojinin taşıyıcısı konumunda olduğunu söyledi.
Yönetmen Kazım Öz ise, sinemayı politik veya apolitik olarak değil, devrimci olan ve olmayan diye ayırmak gerektiğini söyledi. Son dönemlerde Türkiye'de muhalif filmlerin gösterildiği sinemaların bir bir kapatıldığına dikkat çeken Öz, bu konuda Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde özellikle Kürt illerinde sadece muhalif, devrimci filmlerin gösterildiği sinema merkezleri açtıklarını bu sayıyı önümüzdeki günlerde daha da arttırmaya çalıştıklarını dile getirdi.
DİHA/İZMİR