İki gün önce düzenlenen 17. Altın Portakal Şiir Ödülü Sempozyumu'nda, şair, yazar ve eleştirmenler, önceki yılın Altın Portakal Şiir Ödülü sahibi Şükrü Erbaş'ın şiirini tartıştı.

Bu vesileyle, "Şükrü Erbaş Şiiri" kapsamında sempozyumda sunduğum bildiriyi bu köşe sınırlarını gözeterek kısaltılmış olarak paylaşmak istiyorum.
***
"Bu dünya ile yazarak ödeşmeyi seçmiş", "Acısı da sevinci de başım gözüm üstüne" diyen bir şiirden söz ediyorum.
Popüler kültürün hayatın her alanını kuşattığı, yozlaşmanın reyting yaptığı bir ortamda Şükrü Erbaş Şiiri yabancılaşmaya ve yabancılaştırmaya karşı keskin ve kararlı bir duruşa çağırır bizi.
*
   Şükrü Erbaş Şiiri, esinleyen, etkileyen ve kışkırtan bir şiirdir. İçimizin sokaklarında gezdirir bizi. İnsana ve hayata dair farklı bakış açılarında anlam haritamızı genişletir.
Dil ile oyunlara girişilmez, buna gerek duymayan dosdoğru yalın ama katmanlı derin bir şiir. Sığlığa yer yoktur, akıcı ve kapsayıcı.
*
Şükrü Erbaş şiiri bir yüzleşme şiiridir aynı zamanda; kendisiyle geçmişiyle ve şimdisiyle... Yüzleşme hesaplaşmayı getirir; çağıyla, otoriteyle, toplumla ve kendiyle... Bu durum, gerçeği sadece bilincimizle değil, duygusal yoldan da algılamamıza hizmet eder.
*
Modern yaşamın katılaştırdığı insanın vicdanına seslenir şair. Bazen kırgın, bazen yorgun gözükse de her dem direngendir ve öfke doruktadır.
Şiir, nasıl ki bireyin yaşantısının bir aynasıysa, aynanın öbür yanı da bireyin toplumsal evrendeki görüntüsünü yansıtır. Bu anlamıyla da Şükrü Erbaş Şiiri hem bireysel hem toplumsaldır.
*
Şükrü Erbaş Şiiri okuru yönlendirmez, ona insani olanı, insansallığını duyumsatır. Anlatmaz, duyumsatır, sezdirir. İçlidir ve içkindir. Akıldan çok duyguya seslenir. En öfkeli halinde bile şiirin volümü düşüktür. Bağırmaz ama okuyanı bağırtabilir.
*
Kalıcılığın bir yüzü bugünkü ayrıntılı güncele bağlıysa eğer Şükrü Erbaş Şiiri "sürekli güncel"dedir ve kalıcıdır.
Şairin tek sermayesi sözcüklerse sözcük ekonomisi kaçınılmazdır. Şükrü Erbaş sözcüklere saygı duyar, bir çocuk gibi sever onları.
*
Eşitlik, özgürlük ve kardeşleşme bahsinde derdi olan bir şiir.  "Öteki"nin şiiri. Söz gelimi terk edilmiş, eski bir Rum evinde ya da yıkılmış ve yakılmış bir Kürt köyünde ağıt yakarken, yas tutarken yakalayabiliriz bu şiiri.
*
Şair güvenilir, şiir kılavuz olunca o yolda yolcu yol olmuştur artık. Yalınayak, ayakları yanarak.
Kızılırmak’ta başlar kulaç atmaya, Dicle’de alır soluğu. Ferhad ile Şirin onda aynı zamanda Mem û Zin’dir.
*
Nüfusta kaydı yok bu şiirin. Şair vicdanın kütüğüne kayıtlı. Şiire ille de bir kavim aranacaksa Onun şiiri illaki mazlumlar kavmindendir. Bu yüzden her yerli, hiçbir yerlidir.
Şiirde verilen şairin kişisel gerçeğidir ama bu gerçek aynı zamanda başkalarının da gerçeğidir ki okuyucuda karşılık bulması, onunla kucaklaşması da ol sebeptendir.
Kalabalıkta tenha, tenhada kalabalık. Kalabalıklar içinde yalnızlığın şiiri. Bir sığınak olur bazen, bazen bir iç çekiştir.
*
Şiir mi şairine, şair mi şiirine benziyor onu çok bilemedim..."