Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu'nun (KON-KURD) 31 Ocak-18 Şubat tarihleri arasındaki yapmayı planladığı yürüyüş için bütün hazırlıklar tamamlanmış durumda. Yürüyüşe ilişkin gazetemize konuşan KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, sadece Kürdistan'da yaşayan Kürtlere değil, Avrupa'da yaşayan Kürtlere de büyük sorumluluklar düştüğünü belirtti. Aydar, "Çok ciddi bir konsept ile karşı karşıyayız. Bu konseptin hedefinde ise Başkan Apo var. Başkan Apo, ailesi ile görüşe çıkmayarak eylem halinde olduğunu duyurdu. Bu eylem, nerede olmamız gerektiğini bize gösteriyor. Kürt siyasetçiler içeri alınıyor, Kürt gerillasına karşı kimyasal silahlar kullanılıyor. Böylesi bir süreçte uzun yürüyüşle tepkimizi göstereceğiz" dedi. 
Öcalan'a tecrit ve Kürtlere statüsüzlüğün dayatıldığını belirten Aydar, her iki durumun da kabul edilmeyeceğini sözlerine ekledi. Aydar devamla şu hususları ifade etti: "Adaletsiz bir yaşamı asla kabul etmeyeceğimizi göstermek zorundayız. Bu yürüyüş Şubat komplosuna denk gelen bir yürüyüştür. 2012'nin başlangıç eylemidir. Bu aynı zamanda 2012'de Kürtlerin bir bütünen ayakta olması gerektiğini de gösteriyor. Eylemimiz Başkan Apo'nun eylemine cevap olmalıdır. Bu yürüyüş Kürt halkı üzerinde uygulanmak istenen tecride, marjinalleştirmeye, siyasi ve kültürel soykırıma karşı bir duruştur. Halkımız bu bilinçle yürüyüşe ve final mitingine güçlü katılmalıdır. Aydınlar, yazarlar, müzisyenler, sanatçılar, kurumlar, siyasi parti temsilcileri ve dostalarımıza açık çağrıda bulunarak destek beklediğimizi belirtmek istiyoruz."

'Uluslararası kurumlar sorumluluk almalı'
Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) yöneticilerinden Mehmet Emin Yıldız ise, Türkiye'de Kürtlere kimliksizliğin dayatıldığını hatırlatarak, son olarak Roboski Katliamı'nın da bunun bir parçası olduğunu söyledi. Uluslararası kurumların, Kürtlerin durumunu görmezlikten geldiğini, bunun en bariz örneğinin de Öcalan'a yönelik tecrit olduğunu söyledi: "13 yıldır tek başına tutulduğu hücrede ağır pisikolojik ve fiziki işkenceye maruz bırakılmaktadır. 6 aya yakın bir süredir ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemektedir. Bu tamamen hukuk dışıdır, siyasi bir karardır."
Kürtlerin, tecridi kabul etmeyeceğini vurgulayan Yıldız, BM ve Avrupa Konseyi'nden hareket geçmelerini istedi. Yıldız, "Uzun yürüyüşün amacı başta BM, AK, CPT olmak üzere uluslararası kurumlara sorumluluklarını hatırlatmak  ve Kürt halkına karşı işlenmiş kolektif hatayı düzeltmeye çağırmaktır"dedi.
'Yeni dengelerin dönemi'
Gazeteci yazar Günay Aslan ise, herkesin bu süreçte kendisine 'ne yapmam gerekiyor' şeklinde soru sormasını istedi. Aslan, şunları ifade etti: "Öcalan'a Özgürlük-Kürt Halkına Siyasal Statü' yürüyüşü içinden geçmekte olduğumuz kritik bu süreçte, Kürt halkının temel haklarının korunması ve kendi ülkesinde söz ve karar sahibi olması, mücadelesine diaspora Kürtlerinin tarihi katılımı ve desteği anlamına geliyor! Dünya Soğuk Savaş sonrasının en gergin günlerini yaşıyor. Yeni dengelerin inşa edilmek istendiği Ortadoğu’da yeni bir savaşın ayak sesleri duyuluyor. Çöken ve tasfiye edilen eskinin inkara ve imhaya dayalı kanlı, kirli ve karanlık statükosunun yerine önümüzdeki 100 yılı belirleyecek olan yeni bir statüko kuruluyor. Burada Kürt halkının da bir yerinin, bir statüsünün olması gerekiyor. Yürüyüş, tam da  bu amaca hizmet ediyor. Herkesin bu bilinçle yürüyüşe katılması ve destek olması gerekiyor."
Gazeteci yazar Ahmet Kahraman da, Kürtlerin yaralı bir halk olduğunu söyledi. Kahraman, "Kürdistanlılar, kanayan yüreklerini avuçlarına alıp, insanoğlu vicdanına gösteren yaralı bir halktır. Yeryüzünün statüsüz bir halkıdır Kürtler. Esir mi, köle mi belli değil. Bir dilleri bile yok. Kelimeleri, sedaları yasak. Onların trajedilerini anlamak, çığlıklarına ses vermek için insan olmak yeterli. İnsani ses verenlere teşekkürler" diye konuştu.


ALİ ONGAN/BASEL