Kürdistanlılar, toprak için kendi bedenini siper eden tüm gençleri kendi çocukları gibi gören ve daha sonra diasporaya çıkmak zorunda kalan Nofa analarını kaybetti. 

Almanya'nın Bremen kentinde geçtimiz hafta yaşamını yitiren Rojavalı iki şehit annesi Nofa Hiso için taziye açıldı. Çok sayıda Kürdistanlı, Bremen Demokratik Kürt Toplum Merkezi'nde Nofa Ana'nın taziyesine katıldı. 

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'ne ve Kürdistan topraklarına bağlılığıyla bilinen Nofa Ana, şehit düşen iki oğlunun mezarına yakın bir yerde gömülmeyi vasiyet etse de naaşı, zorunluluktan dolayı Almanya'da defnedildi.  

Nofa Hiso, Kürt Özgürlük Mücadelesi saflarında mücadele ederken 1999 yılında Garê'de yaşamını yitiren Mizgin Alalo (Cevdetxan) ve 2000'de Qendîl'de şehit düşen Rustem Alalo(Mustafa) adlı gerillaların annesiydi. 


'Ruhum PKK ile bir olmalı' derdi

Nofa Ana, şair eşi Eyo Alolo ile beraber Serekanîye'de birçok defa Baas rejiminin gözaltı ve tutuklamasına maruz kaldığından dolayı Almanya'ya gelip yerleşmiş. 

Eyo Alolo eşini şu şekilde anlatıyor: "Eşimle beraber oğlum Mizgin'i görmek için Şam'a gittik. Nofa, Mizgin'i eğitim gördüğü kampta gördükten sonra o dönemde Şam'da bulunan Başkan Öcalan'ı görmek ve onunla konuşmak istediğini söyledi. Nofa, tüm ulusal duygu ve hisleriyle Öcalan'ın kaldığı eve gitti. Öcalan'la bir süre konuştuktan sonra Özgürlük Mücadelesi'nde olan iki oğlundan birinin kendisine verilmesini istedi. Bu talepten sonra Öcalan "Yurtseverlik bu şekilde isteyerek ilerletilemez" diyor eşime. Öcalan'ın bu cevabından sonra Nofa, isteğinin yanlış olduğunu anladı. Sonra özgürlük mücadelesinde büyük emek sarfederek adeta özeleştiri verdi.

Oğlumuzu ve Önderliği gördükten sonra Nofa'nın sürekli öne çıkardığı cümle şu oldu:"Akacaksa bu kan, damarlarımızda özgürlük için akmalı, yoksa bir anlam ifade etmez.

Eşim tüm benliğiyle Kürt Özgürlük Mücadelesi'ni hissetmek istedi. Bir gün bana, 'Çocuklarımın ruhu PKK ile ise benim de ruhum çocuklarımın ruhuyla bir olmalı' dedi. Biz Almanya'ya geldikten sonra da her gün derneğe gitmek isterdi. Çünkü Kürt toplumunun dışında bir yaşam onu boğuyordu. Evimize döndüğümüzde durumu kötü olan tüm Kürtlere kapısını açmaya çalışarak, evde de toplumsal ruhun devam etmesini istiyordu. O, Garê'de şehit Mizgin ve Kandil'de şehit düşen Rustem oğlumuzun mezarlarına yakın bir yerde gömülmek istemişti ama imkanların kısıtlı olmasından dolayı bu vasiyetini yerine getiremedik."



SERKAN YILDIZ/BREMEN