Bu lafı kullananlar mutlaka devşirmedir. Türk’ün gücü ve şerefi diyen ırkçı faşistler eş zamanlı ulumaya başladı. Yüz yıldır Türk halkının insani, vicdani, ahlaki, inançsal değerlerini kullanarak; ırkçılık, taciz, tecavüz, işkenceyle faşizmi yürütenler mutlaka Türk değildir, devşirme bir ırkçıdır. Hakkari Gever’de işçi ve emekçilerimizi arkadan kelepçeleyip yüz üstü yere yatıran "Yüce Devşirme Türk" ağzından salyalar akarak naralar atıyor "Türk’ün gücünü göstereceğim size!" bu faşistler asla mazlum Türk halkını temsil edemez! 

18/19. Yüzyılda dünyada meydana gelen gelişmelere uyum sağlayamayıp, demokrasi, yönetim, üretim, sanayi ve teknoloji alanında çağın gerisinde kalıp sömürgelerini yitirmeye başlayan Devşirme Osmanlı Efendileri Türklüğe sarıldı. Oysa Osmanlının saray zihniyeti Türk/Türkmen Halkına "Etrak-ı bi idrak" der, idraksiz, akılsız, düşünmekten aciz diye aşağılardı. 1826’da II. Mahmut ile başlayan "Türk/İslamlaşmak" 20. Yüzyılın hemen başında İttihat ve Terakki ile bir devlet politikasına dönüştü. Amiyane tabirle "Verdiler gazı!" "Türküm, dinim cinsim uludur!" diyerek ulumalar mı dersiniz! "Bir Türk dünyaya bedeldir!" safsataları mı dersiniz! Nihayet iş dönüp dolaştı ve "Ne mutlu Türküm diyene!" noktasında düğümlendi. Türk oldukları için mutlu ve ayrıcalıklı olan efendilerin hiç biri Türk olmayıp, Türk kimliğini, kültürünü kullanan devşirmeler, bürokratlar, asker ve paşalar, devlet erkanı ve kent eşrafı cukkasını doldurarak pek mutlu oldu ama gariban Türk/Türkmen halkı hiçbir zaman mutlu olamadı. 

"Türk’ün Gücü"nü ilk dillendirenlerden biri Mahmut Esat Bozkurt denen devşirme faşist "Bu memlekette Türk olamayanların bir tek hakkı vardır, o da Türklere hizmet etmektir!" derken Türk Halkı Anadolu’da yoksulluk, kıtlık ve açlıktan kırılıyor memleketi bit, pire, veba salgını, verem, dizanteri götürüyor ama saray efendileri Pan Türkizm, Turancılık hayali kuruyordu! Nitekim boynuz bıyıklı Enver, Cemal ve Talat paşalar "Bir Türk olarak Dünyaya bedel olmak" için Turancılık hayaliyle 90 bin Türk’ü Kafkasya dağlarında mutluluktan dondurdu! İttihat ve Terakki Türklüğün mutlu mesut hayalini yaşayamasa da "Türkleşmek, İslamlaşmak, muasırlaşmak" hülyasını devralan cumhuriyet zihniyeti Kürt, Rum, Ermeni, Çerkez halklarını aşağılayıp, katliam ve asimilasyonla kendi mutluluğunun temellerini attı. "Türk/İslam" demenin sosyo psikolojik tanımı "Etnik olarak Kürt, Rum, Ermeni ve Süryani düşmanı olmak, inançsal olarak Alevileri, Ezdi ve Hıristiyanları düşman bellemekti!" Oysa Türk/Türkmen halkının öncü ve mürşitleri olan Hacıbektaş Veli, Yunus Emre, Taptuk Emre gibi aziz ermişler "72 Millete bir nazarla bakmayan hakikatte asidir!" diyordu. Alevi Türkmen Ermişlerinin tarihi, inançsal, kültürel değerlerini esir alıp kuşatan devşirme resmi ideoloji "Yüz yıl boyunca Hacıbektaş Veli Anadolu’yu Türkleştirmeye, İslamlaştırmaya geldi." Kendi kirli çıkarları için yalanın kuyruklusunu söyledi.

Koçgiri, Dêrsim, Zilan, Ağrı Katliamını yapanlar devşirme "Türk Gücü"dür. Ağrı Katliamından sonra Kürdistan’ı mezara konmuş bir ölü gibi karikatürize edip "Muhayyel Kürdistan burada meftundur!" diyen de "Türk’ün gücü"dür. "Türk’ün gücü" Pir Seyit Rıza idam sehpasında konuşurken az da olsa insan olduğunu anımsayıp ürperse de işkence, katliam, asimilasyon, hakaret hastalığından kurtulamadı. 1960’larda Mahir, Deniz, İbo, Sinan, Hüseyin Cevahir canlarımızın destansı direniş ve eylemleri karşısında "Türk’ün gücü" ülkücü devşirme akıldan aldığı devlet gücüyle, yine işkence ve katliamla yaptı.  

Lakin "Türk’ün gücü" tüm vahşetini 12 Eylül Diyarbakır Zindanında PKK, Kürt halkı ve destanımızın ermiş azizleri olan Kemal Pir, Mazlum Doğan, Hayri Durmuş’lar karşısında test etti. Ardından Özel savaş, JİTEM, Özel tim, tetikçilik, işkencenin sınır tanımayan hali, köy yakmalar, taciz ve tecavüz "Türkün gücü" için değişmez bir politika oldu. "Türk’ün gücü" devlete yaslanan, silah ve işkenceden medet uman, ahlak, merhamet ve vicdandan yoksun paranoyak bir hastalıktır. Irkçı, işkenceci, taciz ve tecavüzcü faşistler mazlum Türk halkının adını kirletmeyin. "Ecdadım" dediğiniz Osmanlı "Türk’ün gücü"nden daha güçlüydü! Ama kökeni zulüm, sömürü ve talana dayandığı için yok olup gitti. Biz Türkler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Çerkezler, Araplar… Mazlum Türkiye halkları olarak, Alevi, Êzîdî, İslam/Sünni, Hıristiyan masum halk inançları olarak sizi de yok edeceğiz. Ya insan olup demokrasinin, barış ve adaletin, yapıcı, eşitlikçi gücüne inanacaksınız ya da tarihin çöplüğüne gideceksiniz!..